Gazze’de sağlık sistemi çökme noktasına gelirken, artan can kaybı ve salgın riski bölgedeki insani krizi derinleştiriyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı Salı günü yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde hastanelere, biri enkaz altından çıkarılan olmak üzere 3 şehidin ve 11 yaralının ulaştığını duyurdu.
Bakanlık, birçok kişinin hala enkaz altında ve yollarda bulunduğunu, ambulans ve sivil savunma ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorlandığını belirtti. Verilere göre, 10 Ekim’de ilan edilen ateşkesten bu yana toplam 834 kişi şehit olurken, 2 bin 365 kişi yaralandı ve 768 kişinin cenazesi enkaz altından çıkarıldı.
İşgalin 7 Ekim 2023’te başlamasından bu yana ise toplam bilanço 72 bin 615 şehit ve 172 bin 468 yaralıya ulaştı. Sağlık Bakanlığı ayrıca, diyaliz bölümlerinde derinleşen kriz konusunda uyarıda bulunarak yaklaşık 700 hastanın sağlık hizmetlerinin aksama riskiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Kaynak yetersizliği ve bakım sorunları nedeniyle bazı hastalar için diyaliz seanslarının azaltıldığı, bölümlerin tamamen durma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
SALGIN RİSKİ BÜYÜYOR
Öte yandan Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), Gazze’deki çevresel ve sağlık koşullarının felaket boyutuna ulaştığını açıkladı.
Ajans, barınma merkezlerinde kemirgen ve böceklerin yayılması nedeniyle halk arasında ciddi cilt enfeksiyonlarının arttığını, ekiplerinin bu vakaların yaklaşık %40’ına müdahale ettiğini bildirdi.
UNRWA, binlerce vaka bulunduğunu ve özellikle çocukların gerekli tedaviye ulaşamadığını vurgulayarak, durumun daha da kötüleşmemesi için tıbbi yardım ve temel ilaçların acilen ve geniş çapta bölgeye girişine izin verilmesi çağrısını yineledi.
GAZZELİLERE SESSİZ SÜRGÜN
Gazze İnsan Hakları Merkezi, soykırımcı israilin Gazze Şeridi’ndeki Filistinlileri bölgeden ayrılmaya zorlamayı hedefleyen, “yumuşak ve ilan edilmemiş bir zorunlu göç politikası” izlediğine dair artan işaretler konusunda ciddi endişe duyulduğunu açıkladı.
Merkez, yayımladığı basın açıklamasında, israil hükümet faaliyetleri koordinatörünün Gazze Şeridi’nden 44 bin kişinin farklı kara geçiş noktaları üzerinden üçüncü ülkelere gittiğine dair açıklamasını yakından takip ettiğini belirtti. Buna karşılık, Refah Sınır Kapısı üzerinden ayrılanların sayısının yalnızca yaklaşık 2 bin hasta ve refakatçileriyle sınırlı kaldığı ifade edildi.
Açıklamada, bu durumun; seyahatleri engellendiği ve geciktirildiği için her gün aralarında ölüm vakalarının görüldüğü hastaların yurt dışına çıkışının sistematik şekilde zorlaştırıldığı bir ortamda, bazı kişi ve ailelerin belirsiz, şeffaf olmayan ve denetime tabi olmayan mekanizmalarla Gazze’den üçüncü ülkelere çıkarıldığını gösterdiği vurgulandı.
Hak örgütü, Gazze’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle hâlen yaklaşık 18 bin hasta ve yaralının acil olarak yurt dışında tedavi görmeye ihtiyaç duyduğunu, ayrıca binlerce kişinin de ileri düzey tedaviye erişemediğini belirtti. israilin doğrudan saldırıları ve süregelen ablukanın sağlık sistemini felç ettiği kaydedildi.
Açıklamada, işgal makamlarının hastaların seyahatini karmaşık güvenlik ve idari prosedürlerle engellemeye devam ettiği, bu nedenle her gün yalnızca sınırlı sayıda kişinin çıkışına izin verildiği ve bunun da acil tıbbi ihtiyaçlarla kesinlikle örtüşmediği ifade edildi.
Gazze İnsan Hakları Merkezi, insanın seyahat ve hareket özgürlüğünün uluslararası insan hakları hukuku kapsamında güvence altına alındığını, bu hakkın keyfi şekilde kısıtlanamayacağını vurguladı. Açıklamada, “Bu hakkın seçici ve şeffaf olmayan düzenlemelerle, yıkıcı bir soykırım süreci ve ağır bir kuşatma ortamında uygulanması, meselenin insani boyutu aştığına ve baskı ile mahrumiyet altında yeni bir demografik gerçeklik oluşturulmaya çalışıldığına dair ciddi şüpheler doğurmaktadır” denildi.
Merkez ayrıca, israilin Gazze’ye yönelik askeri saldırılarının ilk günlerinde Gazze halkını bölge dışına göç ettirme hedefini açıkça dile getirdiğini hatırlattı. Geniş çaplı altyapı, konut ve hastane yıkımlarının ardından nüfusun, Gazze’nin toplam yüzölçümünün yalnızca yüzde 36’sını aşmayan bir alana sıkıştırıldığı belirtildi.
Gazze İnsan Hakları Merkezi, israil saldırılarının derhal durdurulması ve Gazze’ye yönelik kapsamlı ablukanın kaldırılması çağrısında bulunarak, tüm hasta ve yaralıların hiçbir keyfi kısıtlama olmaksızın acil ve güvenli şekilde yurt dışına çıkışının sağlanmasını talep etti.
SİYONİSTLER YENİDEN GENİŞ ÇAPLI BOMBARDIMAN PLANLIYOR
Soykırımcı israil Yayın Kurumu, pazar günü yaptığı haberde, “güvenlik kabinesi” üyelerinin Gazze’ye yönelik savaşın yeniden başlatılmasını görüşmek üzere toplandığını aktardı. Haberde, adı açıklanmayan bir israilli yetkilinin, “Hamas’ın silahsızlanma anlaşmasına uymadığı sonucuna varılmasının ardından toplantının yapıldığı” yönündeki iddiasına yer verildi. Aynı yetkili, bu konuda arabulucularla temasların sürdüğünü de ifade etti.
israilin savaşı yeniden başlatma yönündeki bu söylemleri, Haaretz gazetesinin askeri analisti Amos Harel tarafından 24 Nisan’da yayımlanan bir makalenin ardından geldi. Harel, söz konusu yazısında, hükümetin “Gazze Şeridi’ne yeni bir saldırı başlatma” hazırlığında olduğu uyarısında bulunmuştu.
Harel ayrıca, son dönemde Hamas’ın Gazze’de güç kazandığına dair yayınlanan haberlerin ve ardından gelen siyasi açıklamaların tesadüf olmadığını belirterek, hükümetin yeni bir saldırıya hazırlandığını ifade etti. israilli yetkililerin, Hamas’ın “büyük bir hata yaparak israil’e roket atmasını” beklediğine dair değerlendirmelere de dikkat çekti.
İBRAHİM CAMİİ VE MESCİD-İ AKSA’YI ONLARCA KEZ BASTILAR, EZANI YASAKLADILAR
Sadece Gazze’de değil, Batı Şeria’da da Filistinlilere ve kutsal mekanlara yönelik saldırılar sürüyor. İşgalci yerleşimciler, Salı günü işgal altındaki Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’nın avlusuna baskın düzenleyerek israil işgal güçlerinin koruması altında Talmudik ritüeller gerçekleştirdi. Aynı zamanda Batı Şeria’nın kuzeyinde, Cenin’in güneyinde bir siyonist bir okulu basarak kapatma tehdidinde bulundu.
Kudüs Valiliği, Siyonistlerin Mescid-i Aksa’nın avlusuna baskın düzenlediğini ve işgal polisinin sıkı koruması altında Talmudik ayinler gerçekleştirdiğini doğruladı. Açıklamada, bu grupların Mescid-i Aksa içinde toplu şekilde eylemler gerçekleştirdiği belirtildi.
Valilik ayrıca tehlikeli bir gelişmeye dikkat çekerek, işgal güçlerinin Mescid-i Aksa’nın surlarına girdiğini ve işgal devleti bayrakları salladığını bildirdi.
Filistin Vakıflar Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, geçen ay Mescid-i Aksa ve Harem-i İbrahim Camisi'ndeki ihlallere ilişkin bilgi verildi.
Buna göre, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, söz konusu süre zarfında İsrail polisinin korumasında 30 defa Aksa'ya baskın düzenledi ve caminin avlusunda dini ritüellerini icra etti.
Bazı günlerde Aksa'ya baskın düzenleyen israillilerin sayısı 600'ü aştı.
Aynı dönemde işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde yer alan Harem-i İbrahim Camisi'ne 376 israil askeri baskın yaptı ve camide ezan okunması 91 kere yasaklandı.
İhlaller arasında namaz kılanlara yönelik aramaların sıkılaştırılması ve camiye ait bazı bölüm ve kapıların kapatılması da yer aldı.
EVLERİ, KUYULARI YIKIYORLAR, OKULLARI BASIYORLAR
Kudüs Valiliği, israil işgal güçlerinin bugün Kudüs’ün kuzeyindeki er-Ram beldesinde yıkım ve buldozerle tahrip operasyonları gerçekleştirdiğini, bu operasyonlarda bir oto yıkama, araç satış galerisi ve ahşap geri dönüşüm tesisinin de aralarında bulunduğu çok sayıda ticari ve sanayi tesisinin hedef alındığını açıkladı. Yıkım öncesinde bölgedeki bazı yolların kapatıldığı aktarıldı.
İşgal güçleri ayrıca, Kudüs’ün kuzeyindeki Ceba kavşağı yakınlarında yer alan Arab el-Ar’ara bölgesinde “ruhsatsız” olduğu gerekçesiyle bir evi yıktı.
Batı Şeria’nın orta kesimindeki Ramallah’ın doğusundaki Silvad beldesinde ise işgal güçleri, Oslo Anlaşması’na göre (C) bölgesi sayıldığı gerekçesiyle bir koyun barınağını ve bir su kuyusunu yıktı.
Öte yandan, silahlı bir siyonist Salı günü sabah saatlerinde Batı Şeria’nın kuzeyinde, Cenin’in güneyindeki Sile ez-Zahr beldesinde bir okulun öğrencilerini kovaladı, okul bahçesine girerek okulu kapatmakla tehdit etti. Bu durum öğrenciler ve öğretmenler arasında korku ve paniğe yol açtı.
Filistin Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı, bu baskının; okullar, üniversiteler ve eğitim kurumlarını hedef alan ihlallerin artmasının bir parçası olduğunu belirterek, bu ihlallerin yıldırma, baskı ve öğrencilerin okullarına güvenli erişimini kısıtlama girişimlerini içerdiğini vurguladı.
Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil’de ise yerleşimciler, kentin güneyindeki Susya köyünde vatandaşların evlerinin çevresine koyunlarını saldı.
israil işgal güçleri ayrıca bugün ve dün gece Batı Şeria’nın farklı bölgelerinde evlere baskınlar düzenleyerek çok sayıda Filistinliyi alıkoydu.
SİYONİST KOMUTAN: 1967’DEN BERİ ÖLDÜRMEDİĞİMİZ KADAR FİLİSTİNLİ ÖLDÜRÜYORUZ
İşgal ordusunun Merkez Bölge Komutanı Avi Bluth, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilerin şehit edilmesiyle övünerek, “1967’den bu yana öldürmediğimiz kadar öldürüyoruz” dedi.
İbranice yayımlanan Haaretz gazetesine göre Bluth, yakın zamanda kapalı bir toplantıda yaptığı konuşmada, israil ordusunun “hukuk uygulama” politikalarında Batı Şeria’daki Yahudi ve Filistinli taş atanlar arasında ayrım yaptığını itiraf etti. Bluth, askerlerin Yahudilere ateş açmasının “zor sosyal sonuçlar doğuracağını” savundu.
Bluth, Filistinlilere yönelik ateş açma talimatlarını “gevşettiğini” belirterek, özellikle ayrım duvarını geçenlere karşı ateş açılmasını kolaylaştırdığını söyledi. “Bugün temas hattında şüpheliyi durdurma prosedürü kapsamında diz altına ateş açmaya kadar izin veriliyor, amaç bariyerin varlığına dair caydırıcılık oluşturmak” dedi.
Filistinli yaralıların çokluğuyla alay eden Bluth, “Bugün Filistin köylerinde, sızmaya çalışırken vurulan insanların oluşturduğu pek çok ‘topal anıt’ var, bunun bir bedeli var” ifadelerini kullandı.
Siyonist Bluth, “Benim farkım ne? Sürekli onlarla (Filistinlilerle) temas halindeyim ve köyleri sürekli çatışma alanına çeviriyorum. Son üç yılda 1500 ‘militanı’ öldürdük. Peki neden bir intifada yok? Neden sokağa çıkmıyorlar? Filistin kamuoyu neden tepkisiz?” dedi.
Taş atan Filistinlilerle ilgili olarak ise “Bu terördür… 2025 yılında yollarda 42 taş atanı öldürdük” dedi.
Buna karşılık, yerleşimcilerin araçlara taş attığı görüntüler sorulduğunda, aynı yöntemi desteklemediğini itiraf etti. “İki maskeli Yahudi’yi vurduk, hatırlarsanız bu olay büyük tartışma yaratmıştı” diyerek, geçen yıl israilli araçlara taş atan maskeli Yahudilere ateş açılması olayına atıfta bulundu.
Bluth, bu tür durumlarda askerlerin öncelikle gösteri dağıtma araçlarını ve “şüpheliyi yakalama prosedürünü” kullanmasını tercih ettiğini ifade ederek, “Bunu başka yöntemlerle çözmeyi tercih ediyoruz. Bu tür her olayın çok ciddi sosyal sonuçları olur. Her taş atan israilliye ateş açmaya başlamamızın faydalı olacağından emin değilim, aksine ters etki yaratır” dedi.
Bu bağlamda “Evet, belirli bir ayrım var” diyerek, uygulamalardaki çifte standardı kabul etti.
Bluth ayrıca idari tutuklamalarda da Filistinlilere yönelik ayrımcılığa değinerek, israillilerin de bu kapsamda tutuklanması gerektiğini ima etti. Bu açıklama, soykırımcı Güvenlik Bakanı Yisrael Katz’ın Yahudilere yönelik idari tutuklamaları kaldırmasının ardından geldi.