''Unutulan soykırım tekrarlanır." Merhum Aliya İzzetbegoviç, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Bosna soykırımının ardından tüm dünyaya ve özellikle Müslüman coğrafyaya bu tarihi uyarıyı haykırmıştı. Ancak İslam dünyası zulmü unuttu; Bosna’da, Afganistan’da, Irak’ta Müslümanların katledilişine sessiz kalanlar, her defasında aynı acı reçeteyle yüzleşti. Unutulan her vahşet, bir sonrakine davetiye çıkardı ve nihayetinde o uğursuz soykırım döngüsü Gazze’de yeniden sahneye kondu. Bugün, siyonist israilin Gazze Şeridi’nde uyguladığı sistematik katliamların ve soykırımın başlamasının üzerinden tam bin gün geçti. Bin gündür canlı yayında çocukların bombalarla parçalandığı, bebeklerin açlıkla ölüme mahkum edildiği bu vahşet karşısında İslam dünyası ve uluslararası toplum hala utanç verici bir sessizlikle katliamı izlemeye devam ediyor.
Filistin İnsan Hakları Merkezi de 7 Ekim 2023’ten bu yana devam eden soykırıma ilişkin yayımladığı açıklamada, sahadaki gelişmelerin israilin sivil yaşamı tüm yönleriyle hedef alan istikrarlı bir saldırı politikası izlediğini gösterdiğini belirtti.
Merkez, saldırıların geçici barınma alanlarını, toplu yaşam bölgelerini ve yerleşim mahallelerini kapsayacak şekilde genişlediğini, bunun Gazze'de güvenli hiçbir yer bırakmadığını ve yaşam koşullarını halk için yaşanamaz hale getirdiğini ifade etti.
Açıklamada, israilin bu tırmanışıyla eş zamanlı olarak "Sarı Hat" olarak adlandırılan bölgeyi genişleterek Filistinlilerin yaşayabildiği coğrafi alanı daraltmayı hedeflediği belirtildi. Bunun sonucunda Gazze nüfusunun yüzde 30'dan daha az bir alana sıkıştığı, bunun da dünyadaki en yüksek nüfus yoğunluklarından birine yol açtığı ifade edildi. Ayrıca özellikle doğu bölgelerinde konutlar ve altyapının geniş çaplı şekilde yıkıldığı kaydedildi.
Merkez, işgal güçlerinin sivillere yönelik tekrarlanan saldırılarının, toplumun temel yapı taşlarını çökertmeyi amaçlayan daha geniş kapsamlı bir politikanın parçası olduğunu belirtti. Açıklamada, kamu düzeninin zayıflatılması ve sivil altyapının hedef alınmasının kaos ve güvensizliği artırdığı, halkı güvenli alternatif bulunmaksızın defalarca göçe zorladığı vurgulandı.
Açıklamada yer alan verilere göre, saldırıların başlamasından bu yana can kayıpları sürekli artmaya devam etti. Bunun geniş çaplı şiddet politikasının sürdüğünü ve belirli bir nüfus grubunu öldürme, aç bırakma, yıkım ve zorla yerinden etme yoluyla hedef alan sistematik uygulamaların devam ettiğini gösterdiği belirtildi.
10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkesten bu yana 1.053 Filistinlinin şehit olduğu, 3.406 kişinin yaralandığı ve farklı saldırılarda şehit olan 786 kişinin cenazesine ulaşıldığı bildirildi.
Böylece 7 Ekim 2023'ten bu yana toplam can kaybının 73 bin 66'ya, yaralı sayısının ise 173 bin 514'e yükseldiği ifade edildi.
1000 GÜNDÜR ÖLÜM, AÇLIK, YIKIM VAR
Gazze halkı için 1000 sayısı, bombardıman altında geçen, evlerin ve geçim kaynaklarının kaybedildiği, gıda, su ve sağlık hizmetlerine ulaşmanın giderek zorlaştığı; temel hizmetlerin çöktüğü ve ablukanın sürdüğü uzun bir acı sürecini temsil ediyor.
Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'un Mevasi bölgesinde çadırda yaşayan yerinden edilmiş Ümmü Yusuf el-Ahres, yaptığı açıklamada, Refah'taki evinin yıkıldığını, çocuklarıyla birlikte defalarca göç etmek zorunda kaldığını ve savaşın elindeki her şeyi aldığını söyledi.
El-Ahres, "En acı veren şey, yılların geçmesine rağmen çocuklarımın çadırlardan ve korkudan başka bir hayat tanımıyor olması." dedi.
Bir öğün yemek ya da bir bidon su bulmanın artık günlük bir mücadeleye dönüştüğünü belirten El-Ahres, çocukların sürekli korku ve yoksunluk içinde yaşadığını ifade ederek, Gazze'deki şartların değişmesini ve çocuklarının daha iyi günler görmesini umut ettiğini söyledi.
Vatandaş Ebu Halid Halife ise bin günlük savaşın Gazze'nin çehresini tamamen değiştirdiğini belirterek, insanların evlerini, işlerini ve yakınlarını kaybettiğini, günlük yaşamın ise artık yalnızca hayatta kalmak için en temel ihtiyaçları aramaktan ibaret olduğunu dile getirdi.
Halife, yaptığı açıklamada, Gazze halkının artık geleceği değil, bombardıman, hizmet yetersizliği ve yiyecek ile ilaca ulaşma zorlukları arasında günü nasıl çıkaracağını düşündüğünü ifade etti. Buna rağmen Gazze halkının yaşadığı felaketin büyüklüğüne rağmen umudunu koruduğunu söyledi.
Siyaset yazarı ve analist Muhammed Mustafa Şahin ise Gazze savaşının bininci gününe ulaşmasının, sıradan bir israil saldırısı ya da sınırlı bir askeri operasyon anlamına gelmediğini; aksine sistematik yıkım ve coğrafya ile demografinin silah zoruyla yeniden şekillendirildiği uzun bir dönemi ifade ettiğini söyledi.
Şahin, "Bin gün savaş demek; bin gün öldürme, aç bırakma, abluka, zorunlu göç ve insanı, taşı ve ulusal hafızayı aynı anda hedef alan çok katmanlı bir soykırım demektir." ifadelerini kullandı.
"israil Soykırımının Bin Günü ve Ateş Altında Ateşkes" başlıklı makalesinde Şahin, savaşın çağdaş tarihin en ağır insani felaketlerinden birine yol açtığını belirtti.
Şahin, yıkımın boyutunun, yaşanabilir bir ortamı ortadan kaldırmayı hedefleyen askeri bir stratejiyi ortaya koyduğunu belirtti.
Çocuklara, kadınlara ve silahsız sivillere yönelik katliamların uluslararası sistem açısından hukuki ve ahlaki bir utanç oluşturduğunu belirten Şahin, Filistinli çocukların açık hedef haline geldiğini, Filistinli kadınların ise kayıp, göç, açlık ve yoksunluk nedeniyle ağır bedeller ödediğini ifade etti.
Hayatta kalanların tanıklıklarının, savaşın yalnızca bedenleri değil, toplumsal yapıyı ve psikolojiyi de hedef aldığını; kitlesel travmaya, ailelerin parçalanmasına ve derin psikolojik yaralar taşıyan nesillerin ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi.
İnsanların yiyecek, su veya geçim kaynağı ararken öldürüldüğünü ifade eden Şahin, bunun savaşın toplumu tüketmeyi ve yaşam koşullarını ortadan kaldırmayı amaçlayan niteliğini gösterdiğini söyledi.
Şahin'e göre işgal güçleri yalnızca evleri yıkmakla kalmıyor; insanları ekmek kuyruğunda, yardım dağıtımlarında, su ve ilaç arayışında da hedef alıyor. Aynı zamanda Filistinlilerin zorla göç ettirilmesine yönelik israil planlarının hazırlandığı yönündeki haberlerin de güçlendiğini belirtti.
Şahin, ateşkes süresince yaşanan ihlallerin israilin kendisini dünyaya ateşkese bağlı bir taraf olarak gösterme çabasını boşa çıkardığını belirtti.
Sahadaki gelişmelerin, askeri operasyonların hala güç kullanılarak fiili durum oluşturma anlayışıyla yürütüldüğünü gösterdiğini ifade eden Şahin, israil açısından ateşkesin yalnızca stratejik hedefleri tamamlamak için yapılan taktiksel bir yeniden konumlanma olduğunu ileri sürdü.
Filistin meselesinin, insan hakları ve uluslararası adalet ilkelerinin samimiyetini sınayan gerçek bir test olmaya devam ettiğini belirtti.
Filistin anlatısının ulusal hafızayı koruması, kurbanların isimlerini kayıt altına alması, suçları belgelemesi ve yaşananları dünya kamuoyuna aktarması gerektiğini belirten Şahin, "Savaşlar bir gün sona erer, ancak hafıza ölmez. Büyük suçlar zaman aşımına uğramaz. Kendi hikayesini koruyan ve savunan halklar, sonunda acıyı güce, direnişi ise uzun soluklu bir ulusal kurtuluş projesine dönüştürebilir." ifadelerini kullandı.
GAZZE 77 YIL GERİYE GİTTİ
Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) Gazze’de 2023’ten bu yana devam eden saldırıların bilançosuna ilişkin bir rapor hazırladı.
Rapora göre, Gazze'nin yeniden toparlanması ve inşası için önümüzdeki 10 yıl boyunca 71,4 milyar dolar gerekiyor. Bunun 26,3 milyar dolarlık kısmının ilk 18 ay içerisinde temel hizmetlerin yeniden sağlanması, kritik altyapının onarılması ve ekonomik toparlanmanın desteklenmesi için kullanılması öngörülüyor.
Raporda, fiziksel altyapıdaki doğrudan hasarın 35,2 milyar dolar, ekonomik ve sosyal kayıpların ise 22,7 milyar dolar olduğu belirtildi.
Değerlendirmeye göre en ağır darbe alan sektörler; konut, sağlık, eğitim, ticaret ve tarım oldu.
Raporda şu veriler paylaşıldı:
371 bin 888 konut yıkıldı veya hasar gördü.
Hastanelerin yüzde 50'den fazlası hizmet veremiyor.
Okulların neredeyse tamamı yıkıldı ya da hasar aldı.
Gazze ekonomisi yüzde 84 küçüldü. Rapor ayrıca Gazze'deki insani gelişimin uğradığı yıkımın boyutuna dikkat çekti.
Buna göre Gazze'nin insani kalkınmasının 77 yıl geriye gittiği tahmin ediliyor.
Yaklaşık 1,9 milyon kişi, çoğu birden fazla kez olmak üzere yerinden edildi. Nüfusun yüzde 60'ından fazlası ise evlerini kaybetti.
ABD, 7 Ekim 2023'ten beri israile sağladığı maddi ve askeri destekle Gazze’deki soykırımın en büyük suç ortağı oldu.
SOYKIRIMIN FİNANSÖRÜ ABD OLDU
israilin en büyük destekçisi ABD, aralarında bir savunma paktı olmamasına rağmen "NATO üyesi olmayan başlıca müttefikler" listesinde yer alan Tel Aviv'e, en gelişmiş askeri teknolojilerine ayrıcalıklı erişim hakkı tanıyor.
israil, kuruluşundan bu yana ABD dış yardımlarının kümülatif olarak en büyük alıcısı... israil, ABD'den ekonomik ve askeri olarak enflasyona göre hesaplanmış 310 milyar doların üzerinde yardım aldı.
ABD ve israil arasında imzalanan 33 milyar doları askeri yardım ve 5 milyar doları hava savunma sistemi desteği olmak üzere, 2028'e kadar 38 milyar dolarlık yardıma ilişkin 10 yıllık mutabakat zaptı 2018'de yürürlüğe girdi.
Bu kapsamda ABD, israile her yıl yaklaşık 3,8 milyar dolar askeri yardım sağlıyor.
ABD, 7 Ekim 2023 sonrasında hem Biden hem de Trump döneminde, israile artırılmış askeri yardımlarını sürdürdü.
Washington yönetimi, 7 Ekim 2023'ten Biden döneminin sonuna kadar israile 22 milyar dolar civarında yardımda bulundu ve 20 milyar dolarlık silah satışına onay verdi.
Biden, Mayıs 2024'te israile bir tonluk MK-84 bombaların satışını askıya alsa da diğer askeri sevkiyatlar devam ederken görev süresinin son günlerinde israil ile yapılması planlanan 8 milyar dolarlık silah satışı anlaşması hakkında Kongre'yi bilgilendirdi.
Trump ise ocakta ABD Başkanlık koltuğuna oturmasıyla İsrail'e adeta açık çek verdi. Trump'ın ilk icraatlarından biri Biden'ın israile MK-84 satışını askıya alan kararını kaldırmak oldu.
ABD Başkanı Trump, Şubat 2025'te önce israile 7,4 milyar doları bulan silah satışına onay verdi, birkaç hafta sonra da yaklaşık 4 milyar dolarlık yeni askeri yardım paketini ve bunun hızlı bir şekilde ulaştırılması için olağanüstü yetkilerin kullanılmasını onayladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, 1 Mart'ta yaptığı açıklamada, Trump'ın ikinci döneminde israile askeri ekipman satışının 12 milyar dolara yaklaştığını bildirdi.
Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasından itibaren israile denizden ve havadan silah sevkiyatı hız kazandı. Gazze Şeridi'ndeki yıkımda etkin şekilde kullanılan MK-84 tipi bir tonluk bombalardan binlercesi israile sevk edildi.
ABD, 7 Ekim 2023'ten beri Gazze'de saldırılarıyla insanlık felaketine yol açan israile 90 bin tondan fazla silah ve askeri mühimmat gönderdi.
israil Savunma Bakanlığından geçtiğimiz yıl Mayıs ayında yapılan açıklamaya göre, ABD'den Tel Aviv yönetimine askeri mühimmat taşıyan 800'ncü uçak israile ulaştı.
Açıklamada, ABD'nin 7 Ekim'den Mayıs 2025’e kadar israile zırhlı araç, mühimmat, cephane de dahil olmak üzere 90 bin tondan fazla askeri ekipman ve silah gönderdiği ifade edildi.
ABD'nin, 20 aylık sürede gönderdiği 90 bin tondan fazla askeri ekipman ve silah, israile 800 uçak ve 140 gemi seferiyle nakledildi.
Aynı şekilde, israil Savunma Bakanlığı, Kasım 2024 ABD savunma sanayi şirketleriyle 2031'e kadar teslim edilmek üzere 5,2 milyar dolar değerinde 25 adet F-15 savaş uçağı bunun yanı sıra 25 savaş uçağının da opsiyonel olarak tutulduğu bir anlaşma imzaladı.
ŞARM EL ŞEYH’TE ATILAN İMZALAR SONUÇ GETİRMEDİ
Mısır'ın Şarm el-Şeyh kentinde düzenlenen sözde Barış Zirvesi, 31 ülkenin devlet başkanı seviyesinde katılımıyla 13 Ekim'de gerçekleşti. Zirvede ABD, Türkiye, Mısır ve Katar liderleri, başta Gazze olmak üzere Orta Doğu'da barışı hedefleyen Şarm el-Şeyh anlaşmasına imza attı. Soykırımcı israilin saldırılarını durdurmayı ve çekilmesini, ablukayı kaldırmasını öngören anlaşma sahada uygulanmadı. O tarihten bu yana soykırımcı israilin düzenlediği saldırılarda 1.053 Filistinli şehit oldu, 3.406 kişi yaralandı. Uydu görüntülerine göre ateşkes anlaşmasına rağmen israil ordusu bölgedeki askeri varlığını azaltmak yerine genişletti.
Mayıs 2026'ya kadar çekilen uydu görüntülerine göre, Gazze genelinde israile ait toplam 40 askeri nokta tespit edildi. Bunların 8'inin ateşkes anlaşmasının ardından inşa edildiği, birinin ise son görüntülerin çekildiği tarihte hala yapım aşamasında olduğu belirtildi.
Askeri noktalar Gazze Şeridi'nin kuzeyinden güneyine kadar uzanan geniş bir alana yayılmış durumda. Özellikle kontrol ve ayrım hatları çevresinde yoğunlaşan üsler, Filistinlilerin yaşadığı bölgelerin yakınında konuşlandırıldı. askeri noktalarda toprak setler, iç yollar, araç konuşlanma alanları, hendekler ve çeşitli tahkimatların bulunuyor. Bu durum söz konusu noktaların geçici gözlem mevzilerinden ziyade daha kalıcı ve organize askeri tesisler olduğunu gösteriyor. Yalnızca yeni üsler değil mevcut askeri noktaların da büyütüldüğü görülüyor.
GAZZE BARIŞ KURULUNUN BAŞARISIZLIĞI
Beyaz Saray, 16 Ocak’ta Trump’ın 20 maddelik Gazze planının bir parçası olarak 'Barış Kurulu'nun oluşturulduğunu doğruladı. Projeyi hayata geçirmekle görevli kurucu bir yürütme kurulunun oluşturulduğu belirtildi.
Bu kurulda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın Orta Doğu özel temsilcisi Steve Witkoff, damadı ve eski danışmanı Jared Kushner, İngiltere eski Başbakanı Tony Blair, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve iş insanı Marc Rowan yer alıyor.
Barış Kurulu, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu marjında 22 Ocak 2026'da atılan imzalarla resmen kuruldu.
22 Ocak 2026'da gerçekleşen Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) resmiyet kazanan Barış Kurulu'nun imzacıları arasında yer alan Türkiye, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın temsiliyetiyle Gazze Yürütme Kurulu'nun çekirdek kadrosunda da bulunuyor.
ABD Başkanı Trump tarafından açıklanan sözde Barış Planı çerçevesinde 14 Ocak'ta Gazze'nin idaresini üstlenmek üzere 15 Filistinli teknokratın yer aldığı Gazze Yönetimi Ulusal Komitesinin oluşturulduğu açıklanmıştı. Aynı gün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un açıklamasıyla Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçildiği ilan edilmişti.16 Ocak'ta Barış Kurulunun teşkili ve ilgili organlarda yer alacak isimler duyurulmuş, bu kapsamda Barış Kurulu, Yürütme Kurulu, Yüksek Temsilcilik Ofisi, Gazze Yürütme Kurulu ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi kurulmuştu.
Gazze’deki mevcut durumla ilgili de Nikolay Mladenov görevlendirildi. Siyonist israil lehine süreci yönetmeye çalışan Mladenov, daha önce Trump planının Gazze’nin inşasının silahsızlandırma takvimiyle bağlantılı olmayacağı vaadine karşı inşa adımını silahsızlandırma şartına bağlamaya çalışıyor.
Esirlerin karşılıklı takasını içeren ilk aşamanın tamamlanmasının ardından ikinci aşamaya geçilemiyor.
Mladenov'un geçen hafta arabuluculara sunduğu şartlar da belli oldu:
israil, Şarm eş-Şeyh Protokolü (Ekim 2025) kapsamındaki kalan tüm yükümlülüklerini eksiksiz ve gecikmeksizin yerine getirecek; Hamas ve diğer Filistinli gruplar da kapsamlı barış planı ve Şarm eş-Şeyh Protokolü doğrultusunda tüm askeri faaliyetlerini derhal durduracaktır. Buna paralel olarak uygulama takvimi ve mekanizmaları tamamlanacaktır.
Bir sonraki aşamaya geçiş, önceki aşamadaki yükümlülüklerin doğrulanabilir şekilde yerine getirilmesine bağlı olacak ve bu durum, güçlendirilmiş bir izleme mekanizması tarafından desteklenecek Uluslararası Doğrulama Komitesi tarafından onaylanacaktır.
Hamas ve diğer Filistinli gruplar, Trump'ın kapsamlı Gazze barış planının 13. maddesi doğrultusunda Gazze'deki tüm sivil ve güvenlik yönetimi görevlerini Ulusal Komite'ye devretmeyi kabul edecek; ayrıca Ulusal Komite'nin görevlerini tam bağımsızlıkla yerine getireceğini ve geçiş sürecinde grupların komitenin işlerine müdahale etmeyeceğini teyit edecektir.
Ulusal Komite, görevlerini devraldığında mümkün olduğunca temel sivil ve idari hizmetlerin devamlılığını ve nüfus kayıtlarının korunmasını sağlayacaktır. Tüm kamu çalışanlarına hukuka uygun, adil ve onurlu şekilde davranılacak, tüm haklarına saygı gösterilecektir. Komite yalnızca görevi devraldığı tarihten sonra doğacak mali yükümlülüklerden sorumlu olacaktır.
Gazze, "tek otorite, tek yasa, tek silah" ilkesi doğrultusunda yönetilecektir. Ulusal Komite ilgili Filistin yasaları, uluslararası standartlar ve iyi yönetişim ilkelerine uygun hareket edecektir. Silah taşıma hakkı yalnızca Ulusal Komite tarafından yetkilendirilen kişilere ait olacaktır.
Yeni eğitilmiş polisler mevcut polis teşkilatına entegre edilecek, tüm polis personeli kapsamlı güvenlik incelemesinden geçirilecektir. Şartları karşılamayan polisler ya silahsız görevlere yönlendirilecek ya da Filistin yasalarına uygun şekilde emekliye sevk edilecektir. Hiç kimse siyasi aidiyeti nedeniyle mali haklarından mahrum bırakılmayacaktır. Ulusal Komite Gazze'ye girer girmez tüm polis silahları komitenin kontrolüne devredilecektir.
Şarm eş-Şeyh Protokolü kapsamındaki yükümlülüklerin tamamlanmasının, Ulusal Komite'nin Gazze'ye girişinin ve Uluslararası İstikrar Gücü'nün konuşlanmasının ardından silahların depolanması ve toplanması süreci başlayacaktır. Bu süreç ağır silahları, silah depolarını, tünelleri ve askeri üretim tesislerini kapsayacaktır. Süreç Ulusal Komite tarafından yönetilecek, israilin aşamalı çekilmesiyle bağlantılı olarak belirli bir takvim doğrultusunda uygulanacaktır. Yol haritasının kabulünden itibaren 14 gün içinde uygulama takvimi tamamlanacaktır. Süreç Uluslararası Doğrulama Komitesi ve Uluslararası İstikrar Gücü tarafından izlenecek ve doğrulanacaktır. Tüm süreç Filistin yönetimi altında yürütülecek, silahların kontrolü israile ya da Filistin dışındaki taraflara değil, Ulusal Komite'ye devredilecektir. Sürecin sonunda Hamas ve diğer gruplar hiçbir silahı elinde bulundurmayacak, depolamayacak, kontrol etmeyecek veya bunlara erişemeyecektir.
Gazze'deki kişisel silahlar Filistin yasalarına tabi olacaktır. Silahların kaydı, ruhsat verilmesi veya iptali yalnızca Ulusal Komite'nin yetkisinde olacaktır. Geri satın alma programları ve topluma yeniden kazandırma çalışmaları uygulanacaktır. Tüm Filistinli gruplar ve toplum kesimleri bu süreçte Ulusal Komite ile tam iş birliği yapacaktır.
Belirlenecek takvim çerçevesinde silahlı grupların tüm silahları toplanarak Ulusal Komite'nin kontrolünde depolanacaktır. Bu sürecin tamamlandığını Uluslararası Doğrulama Komitesi teyit edecektir.
Filistin örf ve hukukuna uygun bir toplumsal barış anlaşması imzalanacak; iç çatışmaların, şiddetin, intikam eylemlerinin, güç gösterilerinin ve silahlı gösterilerin derhal sona erdirilmesine yönelik bağlayıcı hükümler içerecektir.
Uluslararası İstikrar Gücü, israil kuvvetleri ile Ulusal Komite'nin kontrolündeki bölgeler arasında konuşlanacaktır. Filistin toplumuna yönelik polislik görevi üstlenmeyecek; silah toplama sürecini destekleyecek, Filistin polisini eğitecek, ateşkesi izleyecek, insani yardımların ve temel ihtiyaçların girişini güvence altına alacak ve insani operasyonlara destek verecektir.
israil güçleri, Gazze çevresine doğru aşamalı olarak çekilecek. Bu çekilme, silah toplama sürecindeki doğrulanabilir ilerlemeye bağlı olacak ve yol haritasının 8. maddesi ile kapsamlı barış planının 16. maddesi doğrultusunda gerçekleştirilecektir.
Gazze'deki iç güvenlik olaylarından Ulusal Komite sorumlu olacaktır.
Gazze Şeridi'nin yeniden inşası, Barış Konseyi ile Ulusal Komite tarafından hazırlanacak plana göre yürütülecektir.
GAZZE’YE ULUSLARARASI GÜÇ
Yeni bir gelişme olarak Barış Konseyi'nin ilk uluslararası araçları "Endurance" lojistik destek bölgesine ulaştı. Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, yaptığı açıklamada, uluslararası gücün görevlerini sahada fiilen yerine getirmesi gerektiğini belirtti.
Kasım, Barış Konseyi'ni Gazze'de savaşın sona erdirilmesine yönelik planın uygulanmasına başlamaya çağırarak, Gazze'yi yönetecek Ulusal Komite'nin göreve başlaması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve İsrail'in anlaşma kapsamında çekilmesinin sağlanması gerektiğini ifade etti.
Hamas ayrıca, Gazze'nin yeniden imarının tüm Filistinlilerin temel hakkı olduğunu belirterek, yeniden inşa çalışmalarının gecikmeden başlatılmasını istedi.
Öte yandan Israel Hayom gazetesi, Barış Konseyi'nin önümüzdeki haftalarda Gazze'de Hamas'ın kontrolü dışında kalan bölgelerde insani barınma merkezlerini yönetmeye başlayacağını iddia etti.
Haberde, ilk uygulamanın Refah yakınlarındaki Tel es-Sultan bölgesinde hayata geçirileceği, çok uluslu Uluslararası İstikrar Gücü'nün ise Gazze yakınındaki hazırlanan üsse konuşlanacağı öne sürüldü.
Gazete, söz konusu gücün insani bölgelerde düzeni sağlayacağını, gıda ve sağlık yardımlarının bu merkezler üzerinden dağıtılacağını ve uygulamanın ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planı kapsamında yürütüleceğini iddia etti.
Hamas heyeti ise ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin yol haritasını görüşmek üzere Mısır'ın başkenti Kahire'de temaslarını sürdürüyor. Hareket, müzakerelerde Gazze'de idari komitenin göreve başlaması, uluslararası koruma güçlerinin konuşlandırılması ve israilin Gazze'den tamamen çekilmesini hedefleyen önerilerin ele alındığını açıkladı.
ÇEKİLMEK BİR YANA YERLEŞİM KURACAKLAR
Soykırımcı israilin Gazze Şeridi’nden çekilmek bir yana ABD uluslararası kamuoyunu sözde ateşkes ve geri çekilme senaryolarıyla oyalarken Gazze topraklarının üzerine tamamen çökmeye hazırlanıyor. Aşırı sağcı israil Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ordunun yakıp yıktığı ve büyük oranda işgal ettiği Gazze Şeridi'nin kuzeyinde Filistin topraklarını gasp ederek 3 yeni yasa dışı Yahudi yerleşimi kurmak için hazırlıkları tamamladıklarını itiraf etti.
Smotrich, Gazze sınırındaki Sderot kentinde küstah bir konuşma yaptı. Kendisinin başkanlık ettiği Savunma Bakanlığı Yerleşim Otoritesi'nin Gazze'nin kuzey kesiminde kurulacak 3 yasa dışı yerleşim birimine yönelik tüm teknik ve hazırlık çalışmalarını bitirdiğini belirten Smotrich, "israil Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan onay alır almaz" çalışmalara sahada hemen başlayacaklarını duyurdu.
Siyonist Bakan Smotrich’in bu işgal itirafının ardından gözlerin çevrildiği Başbakan Binyamin Netanyahu ise bu planı yalanlamaktan kaçındı. Gazze Şeridi’nde yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri kurulması ihtimaline ilişkin gelen bir soruya yanıt veren Netanyahu, "Bunu dışlamıyorum ancak akıllıca hareket etmeliyiz" diyerek vahşi planı açıkça onayladığını ve çekilmek gibi bir niyetlerinin olmadığını, sadece zamanlamasını kolladıklarını itiraf etti.
Netanyahu Gazzelileri ‘’gönüllü göç’’ adı altında sürgün etmeye yönelik planlarının da hala masada olduğunu söyledi.





