ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Cumartesi gecesi İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik yeni hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Komutanlık, saldırıların, "İran'ın bir petrol tankerine düzenlediği saldırıya" karşılık gerçekleştirildiğini öne sürdü.

CENTCOM'un açıklamasına göre saldırılarda İran'a ait askeri gözetleme altyapısı, haberleşme sistemleri, hava savunma mevzileri, insansız hava aracı (İHA) depolama tesisleri ve deniz mayını döşeme kapasitesine sahip unsurlar hedef alındı.

İran devlet televizyonu, Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesindeki Tahervoi (Taherouei) köyü çevresinde çok sayıda patlama sesi duyulduğunu bildirdi.

Saldırıların ardından üresel haydut ABD’nin Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada, ABD'nin ‘’savaşı yeniden başlatmak zorunda kalması halinde’’ İran'ın "yok olacağını"yla tehdit etti.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

"ABD uçakları, İran'ın ateşkes anlaşmasını bir kez daha ihlal etmesi nedeniyle füze ve insansız hava aracı depolarını ile kıyı radar noktalarını vurdu."

Trump ayrıca, "Öyle bir noktaya gelebiliriz ki artık akılcı davranma imkânımız kalmaz. Eğer bu olursa, İran İslam Cumhuriyeti varlığını sürdüremez." dedi.

İRAN DA MİSİLLEME YAPTI

Trump'ın paylaşımından yaklaşık bir saat sonra Kuveyt ordusu, hava savunma sistemlerinin düşman füze ve İHA saldırılarını engellediğini açıkladı.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı ise ülkede sirenlerin çaldığını duyurdu.

İran İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları, pazar günü sabaha karşı yayımladığı açıklamada, Deniz Kuvvetleri ile Hava-Uzay Kuvvetleri'nin ortaklaşa düzenlediği balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) operasyonuyla ABD ordusuna ait 8 önemli askeri noktanın hedef alındığını duyurdu.

Açıklamaya göre operasyon, Kuveyt'teki Ali El Salem Hava Üssü ile Bahreyn'in Mina Selman Limanı'nda bulunan ABD Beşinci Filosu karargahını hedef aldı. Devrim Muhafızları, hedeflerin imha edildiğini belirterek bunun "ABD'nin son saldırılarına kararlı bir yanıt" olduğunu vurguladı.

İran Devrim Muhafızları, "anlaşmaları ve taahhütleri ihlal etmeyi karakteri haline getiren saldırgan düşmanın", bugün sabaha karşı Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin bir ihlalci gemiye müdahalesini bahane ederek İran'a ait beş kıyı noktasına saldırı düzenlediğini öne sürdü.

Açıklamada, İslamabad Mutabakat Zaptı uyarınca Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin düzenlenmesi ve geçişlerin kontrol edilmesinin İran İslam Cumhuriyeti'nin sorumluluğunda olduğu ifade edildi. Bundan böyle kuralları ihlal eden gemilere geçmişe kıyasla daha sert müdahalelerde bulunulacağı kaydedildi.

Devrim Muhafızları, düşmanın herhangi bir gerekçeyle gerçekleştireceği her türlü saldırının, "dün gece veya bu gece olduğu gibi ikincil hedeflere yönelik olsa bile", ezici bir karşılıkla yanıtlanacağı uyarısında bulundu.

Açıklamanın sonunda ise ateşkesin ihlal edilmesinin İslamabad Mutabakat Zaptı'nın birinci maddesinin açık ihlali olduğu belirtilerek, böyle bir durumda tüm süreçlerin tamamen duracağı ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanlığı da yaptığı açıklamada, ABD'nin Sirik'e yönelik rastgele ateş açmasının İran İslam Cumhuriyeti'nin Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü değiştirmeyeceğini belirtti.

Açıklamada, İran'ın ihlalci gemilere yönelik ateş açmasının diğer gemilere güvenli ve açık geçiş rotasını hatırlatma amacı taşıdığı ifade edildi.

Komutanlık ayrıca bölgedeki ABD üslerinin durumunun farklı olduğunu belirterek, "Önümüzdeki günlerde cehennemi yaşayacaklar." uyarısında bulundu.

ARAKÇİ’DEN HÜRMÜZ UYARISI

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, saldırının ardından yaptığı açıklamada, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolüne yönelik her türlü müdahalenin bölgede gerilimi artıracağını söyledi.

Arakçi, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile Bağdat'ta düzenlediği ortak basın toplantısında, "İran İslam Cumhuriyeti'nin yürüttüğü düzenlemeler dışında yeni ya da ayrı düzenlemeler yapmaya yönelik her girişim, durumu daha da karmaşık hale getirmekten, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını geciktirmekten ve gerilimi artırmaktan başka bir sonuç doğurmaz. Bunu son iki gecede gördük." dedi.

Arakçi, ABD’ye mutabakat zaptına bağlı kalma ve sürecin rotasından sapmasına izin vermeme çağrısında bulundu.

Arakçi ayrıca Körfez bölgesinin güvenliğini sağlamak için yeni bir çalışma çerçevesi oluşturulması gerektiğini de söyledi.

Arakçi, "Bölgedeki tüm ülkeler, önemli Körfez bölgesinin güvenlik durumunu yeniden gözden geçirmelidir. Bölge dışından hiçbir ülkenin varlığı ya da müdahalesi olmadan, tüm bölge ülkelerini kapsayan yeni bir çerçeve üzerinde anlaşmalıyız." ifadelerini kullandı.

YENİ BİR SAVAŞ MI YAKLAŞIYOR?

Son çatışmalar ABD ile İran arasındaki “İslamabad Mutabakatı”nın geleceği ve artan meydan okumalar karşısında ayakta kalıp kalamayacağı konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu.

Washington bu müdahaleyi anlaşmanın ihlali olarak değerlendirirken, Tahran boğazdaki trafik düzenlemelerinin geçici anlaşmanın beşinci maddesi uyarınca kendi yetki alanında olduğunu belirtiyor. İran’a göre ABD’nin alternatif geçiş hattı oluşturması, mutabakatın fiili ihlali anlamına geliyor.

Konuya yakın İranlı bir kaynak, Tahran’ın son iki gün içinde arabulucular üzerinden Washington’a “sert mesajlar” gönderdiğini söyledi.

Kaynağa göre İran, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda alternatif koridor açma girişimlerini ve son saldırılarını mutabakatın geleceğine yönelik “temel bir tehdit” olarak görüyor.

İranlı ilgili kurumların, doğrudan askeri yanıtın yanı sıra diplomatik tedbirleri de değerlendirdiği belirtildi. Bu seçenekler arasında ABD ile teknik müzakerelerin askıya alınması ve ihlaller sona ermeden görüşmelere katılmama adımı da bulunuyor.

Kaynak, ABD’nin Hürmüz’deki hamleleri ve saldırıları sürerse Tahran’ın ek adımlar atabileceğini belirterek, nihai anlaşmaya ilişkin müzakerelerin yapılma ihtimalinin mevcut sıcak gelişmeler nedeniyle “büyük ölçüde azaldığını” söyledi.

Eski Devrim Muhafızları komutanlarından Hüseyin Kenani Mukaddem, ABD’nin hem Lübnan hem de Hürmüz Boğazı dosyasında mutabakatı ihlal etmeyi sürdürdüğünü savundu.

Mukaddem’e göre Washington, Umman’la iş birliği içinde ve İran’ın onayı olmadan Körfez’in güneyinde yeni bir geçiş hattı oluşturarak mutabakatın beşinci maddesini aşmaya çalışıyor. Bu hamlenin hedefinin İran’ın boğaz yönetimi üzerindeki egemenliğini zayıflatmak ve caydırıcılığını ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.

Mukaddem, ABD’nin bu adımlarının İran’dan doğrudan karşılık doğurduğunu ve iki tarafı “karşılıklı saldırılar” sürecine soktuğunu belirtti. Ona göre 14 maddelik anlaşma artık taahhütlerin uygulanıp uygulanmadığını doğrulama aşamasında tıkanmış durumda.

Mukaddem, ABD’nin “maceracı” adımlarını durdurmaması, bölgedeki askeri varlığını azaltmaması ve israilin Güney Lübnan’a saldırılarını engellememesi halinde İran’ın anlaşmanın maddelerini uygulamak için bir gerekçe görmeyeceğini ifade etti.

İranlı uzman Ali Rıza Takvi Niya, ABD ile son karşılaşmaların Washington’un Hürmüz Boğazı’ndaki durumun savaş öncesine dönmemesinden duyduğu rahatsızlığı yansıttığını söyledi. Ona göre boğazdaki deniz trafiği hala İran kontrolü altında.

Takvi Niya, ABD’nin boğazın güneyinde geçici bir koridor oluşturarak mevcut fiili durumu değiştirmeye çalıştığını, ancak Devrim Muhafızları’nın adımlarıyla bu hattın kapatıldığını ifade etti.

Takvi Niya’ya göre İran, savaş sonrasında oluştuğunu söylediği güvenlik dengelerinin herhangi bir tarafça değiştirilmesine izin vermeyecek. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin, gerekçesi ne olursa olsun her Amerikan saldırısına sert ve katlanmış yanıt verilmesi yönünde karar aldığını belirtti.

Buna rağmen Takvi Niya, İran’ın bu aşamada mutabakatı tamamen bitirecek bir karşılık vermek istemediğini ifade etti. Çünkü Tahran’ın, olası yeni savaş turlarına hazırlanırken anlaşmanın ekonomik avantajlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi.

İran, mutabakat sonrasında yaklaşık 40 milyon varil petrolü doğrudan satabildi. Bu satışlar döviz rezervlerini güçlendirdi ve ABD ile israilin iç karışıklık çıkarmak için kullanmaya çalıştığını söylediği ekonomik baskıları hafifletti.

Takvi Niya, mevcut sakinliğin savaşın sona erdiği veya barışın sağlandığı anlamına gelmediğini, aksine yeni savaş turları için bir “hazırlık ve donanım” dönemi olduğunu söyledi.

İran’daki karar alıcıların taktik esneklik ile stratejik tahkim arasında “akıllı” bir denge kurduğunu belirten Takvi Niya, ülkenin savaşın yeniden başlaması halinde hazır olabilmek için askeri ve gıda stoklarını artırdığını ifade etti.

İranlı uzman Davud Haşmeti ise Hürmüz Boğazı’ndaki İran-ABD geriliminin, mevcut mutabakat çerçevesinde iki tarafın “düşük seviyeli bir denge” kurmaya çalıştığını gösterdiğini söyledi.

Haşmeti’ye göre anlaşmazlığın özü, gemilerin boğazdan hangi rotayı kullanarak geçeceği meselesi.

Haşmeti, hem Trump’tan hem de İran’dan gelen açıklamaların bu konuda artan hassasiyeti gösterdiğini belirtti. Ancak Washington’un bu mesele nedeniyle yeni bir savaşa girmeye hazır olduğu kanaatinde olmadığını söyledi.

Buna karşılık Haşmeti, meselenin İran açısından çok daha kritik görüldüğünü ifade etti. Ona göre Tahran’ın Umman kıyılarından hareket eden Singapur bandıralı bir gemiyi hedef alması, bu dosya söz konusu olduğunda gerilimi tırmandırmaktan kaçınmadığını gösteriyor.

Haşmeti, ABD’nin Körfez İşbirliği Konseyi, Avrupalı ortaklar ve NATO’yu devreye sokarak baskıyı artırmaya çalışabileceğini söyledi. Buna rağmen taraflar arasındaki müzakere hattının süreceğini, ancak geçici ertelemelerin yaşanabileceğini öngördü.

76 GÜNLÜK HAVA KÖPRÜSÜ

Son günlerde yayımlanan görüntüler, ABD'nin son yedi gün içerisindeki bölgedeki lojistik hava trafiğinde olağanüstü yoğun bir hareketlilik yaşandığını ortaya koyuyor. Paylaşılan analizlere göre bu tempo yalnızca son bir haftaya da ait değil; yaklaşık 76 gündür kesintisiz, günün 24 saati devam eden geniş çaplı bir hava ikmal faaliyeti söz konusu. Bu durum, Washington'un bölgedeki askeri hazırlık seviyesini yüksek tuttuğuna işaret ediyor.

İkmal trafiği ABD'nin İran politikasına ilişkin yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Özellikle bazı uzmanlar, Trump yönetiminin İran'la kapsamlı bir çatışmaya girmek yerine süreci kontrollü biçimde yöneterek kasım ayında yapılacak Senato seçimlerine kadar zaman kazanmaya çalıştığını öne sürüyor.

Diplomatik cephede de dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. İran ile ABD arasında imzalanan İslamabad Mutabakatı'nın ilk maddesi, soykırımcı israilin Güney Lübnan'dan koşulsuz çekilmesini öngörürken kısa süre sonra ABD, Lübnan yönetimi ile israili müzakere masasına oturttu ve imzalanan yeni anlaşmayla israilin çekilmesini iki pilot bölgede Hizbullah'ın silahsızlandırılması şartına bağladı. Bu gelişme, Washington'un daha önce imzalanan mutabakatın ilk maddesini fiilen işlevsiz bırakmaya çalıştığı ve eş zamanlı olarak Hizbullah'ın askeri varlığını tasfiye etmeyi hedefleyen yeni bir güvenlik mimarisi kurduğunu gösteriyor.

Bununla eş zamanlı olarak Irak'ta da dikkat çekici bir operasyon başlatıldı. Irak hükümetinin yürüttüğü geniş kapsamlı yolsuzluk ve mali soruşturmalar, İran'a yakın silahlı grupların finansman ağlarını da hedef aldı. Operasyonlarda çok sayıda siyasetçi ve üst düzey bürokrat hakkında işlem yapılırken, ABD’li bir ekip operasyonu özel olarak yönetti.

Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, askeri hazırlıkların artırılması, diplomatik baskının sürdürülmesi ve İran'ın bölgesel etki alanını ekonomik ve siyasi yollarla daraltmaya yönelik adımların eş zamanlı yürütüldüğü ve eğer gerilim bu düzeyde korunursa Kasım seçimlerinden sonra İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlatılabileceği belirtiliyor.

Muhabir: Mehmet Yaman