manşetler

ERDOĞAN’DAN “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” VE YENİ ANAYASA MESAJI: GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” hedefinden geri adım atmayacaklarını belirterek yeni anayasanın da artık “zorunluluk” olduğunu söyledi. Erdoğan, darbe izleri taşıyan mevcut anayasanın yerine özgürlükçü ve sivil bir anayasa çağrısı yaparken, süreçte son 18 ayda önemli mesafe kat edildiğini ifade etti. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise çatışmalı süreçten en büyük zararı Kürtlerin gördüğünü belirterek, “En çok ölenler Kürtler oldu, Kürt gençleri oldu” dedi. Yapıcıoğlu, silah bırakma sürecinin hızlandırılması için “Gözlem ve Tespit Kurulu” önerirken, dış müdahalelere karşı “şiddet sorununun tamamen gündemden çıkarılması gerektiğini” belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan'a gerçekleştirdiği ziyaretin dönüşünde uçakta gazetecilerle bir araya gelerek temaslarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘israil SAVAŞIN BÖLGEYE YAYILMASINI İSTİYOR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, soykırımcı İsrail politikalarının Orta Doğu’daki gerilimi büyüttüğünü belirterek, “israil istiyor ki bu savaş bölge geneline yayılsın” dedi. Erdoğan, Türkiye’nin bölgede kaosun derinleşmemesi için diplomatik çabalarını sürdüreceğini vurguladı.

Erdoğan ayrıca, israilin uzun süredir sürdürdüğü “kışkırtıcı politikaların” bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ifade ederek, Tel Aviv yönetiminin “kendi hevesleri uğruna bölgeyi ateşe atmaktan çekinmediğini” söyledi.

Bölgede kalıcı huzur ve istikrar için ortak hareket çağrısında bulunan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Hep birlikte huzur, istikrar ve barış için gayretlerimizi artırarak, kanlı oyunları bozmalıyız.”

Türkiye’nin, bölge sorunlarının yine bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğine inandığını belirten Erdoğan, dış müdahalelerin ve uluslararası şirketlerin çıkar hesaplarının krizi derinleştirdiğini kaydetti.

Dünyanın artık NATO’nun kurulduğu dönemden çok farklı bir süreçten geçtiğini belirten Erdoğan, tehditlerin çeşitlendiğini ve küresel sistemin ciddi şekilde aşındığını dile getirdi.

Türkiye’nin NATO içinde daha adaletli yük paylaşımı, samimi iş birliği ve ortak güvenlik anlayışını savunduğunu kaydeden Erdoğan, “Daha kararlı ve tehditlere karşı daha hazırlıklı bir NATO için üzerimize düşeni yapmaya hazırız” dedi.

‘AB TÜRKİYE’NİN DEĞERİNİ GÖREMİYOR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik hedefinden vazgeçmediğini belirterek, “Türkiye, içinde yer aldığı yapılara yük olan değil, yük alan bir ülkedir” dedi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği vizyonunu herhangi bir ülkeye karşı rekabet amacıyla ortaya koymadığını ifade eden Erdoğan, Ankara’nın hedefinin hem Türkiye’yi hem de Avrupa Birliği’ni güçlendirmek olduğunu söyledi.

Erdoğan, Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin stratejik önemini yeterince kavrayamadığını belirterek, buna rağmen Ankara’nın üyelik hedefinden geri adım atmayacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır Türkiye’ye karşı “ikircikli” ve zaman zaman “ayrımcı” politikalar uygulandığını ifade ederek şunları söyledi: “Bugüne kadar Türkiye’ye karşı zaman zaman ikircikli, zaman zaman düpedüz ayrımcı birtakım uygulamalara imza atılmış olmasına rağmen, üyelik teklifimize yine sadık bir şekilde bağlıyız.”

Avrupa Birliği içerisinde Türkiye’ye yönelik yapılan bazı açıklamaları da eleştiren Erdoğan, bu yaklaşımın Avrupa’ya zarar verdiğini belirtti. Türkiye’nin Avrupa Birliği açısından stratejik bir fırsat olduğunu ifade eden Erdoğan, Brüksel yönetiminin tarihi bir karar süreciyle karşı karşıya bulunduğunu kaydetti. Erdoğan, “Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır ve Birlik bunu değerlendirmek konusunda tarihi bir karar vermek durumundadır.” İfadelerini kullandı.

AİLE MESAJI: BU KALEYİ YIKTIRMAYACAĞIZ

Türkiye’de düşen doğurganlık oranlarının ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Erdoğan, “Nüfus meselesi Türkiye için hayati bir konu” dedi. Erdoğan, aile yapısının korunmasının devletin temel görevlerinden biri olduğunu vurguladı.Aile Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, aile kurumunun hedef alındığını savunarak, “Biz bu kaleyi yıktırmayacağız” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye’de nüfus artış hızındaki düşüşe dikkat çekerek, özellikle doğurganlık oranlarının kritik seviyelere gerilediğini söyledi. Dijitalleşmenin toplumsal yapı üzerindeki etkilerine de değinen Erdoğan, bireyselleşme ve yalnızlaşmanın aile kurumunu zayıflattığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital teknolojilerin aile değerlerinin geri plana itilmesine yol açtığını belirterek, bu sürece karşı devletin çeşitli tedbirler geliştirdiğini kaydetti. Yıllardır nüfus tehlikesine dikkat çektiğini söyleyen Erdoğan, geçmişte yaptığı “3 çocuk” çağrılarının bugün daha iyi anlaşıldığını belirtti: “3 çocuk ikazımızın ne kadar haklı olduğunu ortaya koyduk. Mevcut tabloda haklılığımız ortaya çıktı.”

Aile ve Gençlik Fonu’nun bu amaçla hayata geçirildiğini ifade ederek, bugüne kadar 205 binden fazla gencin fondan yararlanmaya hak kazandığını açıkladı. Erdoğan, 140 binin üzerinde gence toplam 11,6 milyar liralık destek sağlandığını belirterek, aile danışmanlığı, indirim anlaşmaları ve çocuk sayısına göre verilen desteklerin süreceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin evlilik süreçlerini desteklemeye devam edeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bizim derdimiz bu ülkede evlenmedik genç, inşallah tütmedik ocak bırakmamaktır.”

‘YENİ ANAYASA BİR ZORUNLULUK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni anayasa sorusunu da yanıtladı. Yeni anayasa çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’nin darbe döneminin izlerini taşıyan mevcut anayasadan kurtulması gerektiğini belirterek, “Yeni anayasa artık bir lüks değil, ihtiyaç, hatta zorunluluktur” dedi.

Erdoğan, hükümetin yeni anayasa konusunda hazırlıklarını tamamladığını ifade ederek, toplumun ihtiyaç ve taleplerinin belirlendiğini söyledi. Yeni anayasa hedefini gündemde tutmaya devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Yeni anayasa konusunu her zaman gündemde tutacak ve milletimize verdiğimiz bu sözü mutlaka yerine getireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sivil siyasetin güçlendirilmesi ve çağın ihtiyaçlarına uygun yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için yeni anayasanın temel bir ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Mevcut anayasanın darbe döneminin izlerini taşıdığını ifade ederek, toplumun daha özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasa talep ettiğini söyledi.

“Millet, inşallah darbe lekesi taşıyan bir anayasadan kurtulup, yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasaya kavuşmak istiyor.”

Siyasetin milletin beklentilerine kayıtsız kalamayacağını belirten Erdoğan, yeni anayasa meselesinin siyaset kurumunun önündeki en önemli görevlerden biri olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa sürecinin siyasi çekişmelerin ötesinde ele alınması gerektiğini belirterek tüm partilere uzlaşma çağrısı yaptı.

“Bu konuyu siyaset üstü görüyor ve açık yüreklilikle siyasi partilere çağrı yapıyoruz.”

Erdoğan ayrıca, toplumun tüm kesimlerini kapsayan ortak bir anayasa metni hazırlanması gerektiğini vurgulayarak, “Gelin her türlü siyasi önyargıyı bir kenara bırakalım. Toplumun her kesiminin ‘işte benim anayasam’ diyebileceği metni birlikte inşa edelim” dedi.

ERDOĞAN: TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNDEN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin yaptığı açıklamada ise son 18 ayda önemli ilerleme kaydedildiğini belirterek, “Kararlıyız, ‘Terörsüz Türkiye’yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz” dedi.

Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” hedefinin yalnızca güvenlik politikası olmadığını, aynı zamanda 86 milyonun birlik ve kardeşliğini güçlendirecek stratejik bir vizyon olduğunu söyledi.

Cumhur İttifakı’nın süreç konusunda ortak bir irade ortaya koyduğunu ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: “Geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık pek çok badire atlattık. Bunlara rağmen yolumuzdan dönmedik.”

Sürecin çeşitli provokasyonlara rağmen sürdürüldüğünü kaydeden Erdoğan, devletin ilgili kurumlarının koordinasyon içinde çalıştığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de kurulan komisyonun uzlaşı temelinde bir yol haritası hazırladığını belirterek, bu sürecin yapıcı bir anlayışla uygulanması gerektiğini söyledi.

Silah bırakma sürecinin hızlandırılması amacıyla Milli İstihbarat Teşkilatı’nın çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Erdoğan, süreçten rahatsız olan çevrelerin bulunduğunu da dile getirdi.

Erdoğan, ilk günden bu yana sürecin başarıya ulaşması için destek verenlerin olduğu kadar, süreci baltalamaya çalışan aktörlerin de bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümetin ve Cumhur İttifakı’nın süreç konusundaki kararlılığını sürdüreceğini belirterek, “Terörsüz Türkiye” hedefinin mutlaka gerçekleşeceğini ifade etti.

“Niyetimiz hayırdır, yolumuz hayırlıdır. Allah’ın izniyle akıbetimiz de hayırlı olacaktır.”

Hedefe ulaşmak için dayanışma, eşgüdüm ve millet iradesi doğrultusunda hareket etmeye devam edeceklerini söyledi.

YAPICIOĞLU: EN ÇOK ÖLENLER KÜRTLER OLDU

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirme yaptı. Türkiye’de 40 yılı aşkın süredir devam eden çatışmalı sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede, şiddet ortamının en ağır bedelini Kürtlerin ödediğini söyledi. Yapıcıoğlu, “En çok ölenler Kürtler oldu, Kürt gençleri oldu” dedi.

Türkiye’de milyonlarca insanın artık çatışma ortamının sona ermesini istediğini belirten Yapıcıoğlu, şiddetin artık “miadını doldurduğunu” ifade etti.

Şiddet olaylarının yoğun olarak Kürt nüfusun yaşadığı bölgelerde meydana geldiğini söyleyerek, çatışmaların ekonomik ve sosyal yıkıma neden olduğunu kaydetti.

Yapıcıoğlu; “Köyler boşaldı, yakıldı, yıkıldı. Oradaki insanlar büyük şehirlere göç etmek zorunda kaldı.” Dedi.

Yatırımların bölgeye gitmediğini, iş imkanlarının daraldığını ve toplumsal travmaların derinleştiğini belirterek, mevcut süreçte sorunun çözüm yoluna girdiğine inandığını söyledi.

TBMM’de yürütülen komisyon çalışmalarına da değinen Yapıcıoğlu, süreçte yaşanan yavaşlamanın temel nedeninin karşılıklı güven problemi olduğunu ifade etti.

Silah bırakan tarafın geleceğine ilişkin kaygılar taşıdığını, devletin ise yeniden silahlı faaliyete dönülmesinden endişe ettiğini belirten Yapıcıoğlu, HÜDA PAR’ın bu sorunun çözümü için 11 maddelik bir kanun taslağı hazırladığını açıkladı.

Taslağa göre, silah bırakan ve fiilen dağılan örgütlerle ilgili hukuki çerçeve oluşturulması, ayrıca süreci denetleyecek bir “Gözlem ve Tespit Kurulu” kurulması öneriliyor.

Yapıcıoğlu konuya ilişkin; ‘’Devletin güvenlik ve istihbarat birimleri sahada örgütün fiilen silah bıraktığını ve yapısının dağıldığını rapor etsin.” Dedi.

Bu doğrulamanın ardından Cumhurbaşkanı kararıyla örgütün “münfesih” ilan edilmesini ve ilgili yasal düzenlemelerin uygulanmasını önerdiklerini de ekledi.

Sürecin uzamasının dış müdahalelere açık hale gelebileceğini ifade eden Yapıcıoğlu, bölgedeki istikrarsızlığın dış güçler tarafından kullanıldığını belirtti, “Siyonist saldırganlık ve Amerikan emperyalizmi bir yere saldırmak için orada fitne çıkarmanın her türlü yolunu dener.” Dedi.

Yapıcıoğlu, bölge ülkelerinin iç istikrarını bozmayı hedefleyen politikaların uygulandığını belirterek, “İslamsızlaştırma”, “istikrarsızlaştırma” ve “insansızlaştırma” şeklinde üç aşamalı bir plan yürütüldüğünü iddia etti.

Şiddet sorununun hızlı biçimde çözülmesi gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, bunun dış müdahalelerin önüne geçmek açısından kritik olduğunu söyledi.

HÜDA PAR lideri, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a yönelik çağrılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Yapıcıoğlu, MHP’nin meseleyi “Kürt sorunu” değil, “şiddet ve silah sorunu” olarak gördüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Silah bırakmayı kiminle konuşursunuz? Elinde silah olanla.”

Bahçeli’nin çağrılarının, örgütün silah bırakma sürecini tamamlamasına yönelik olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, Abdullah Öcalan’a “Kürtlerin temsilcisi” rolü verilmediğini söyledi.