Amerika Birleşik Devletleri ve işgal rejiminin İran İslam Cumhuriyetine yönelik başlattığı, 28 Şubat Cumartesi gününden bu yana şiddetlenerek süren ve belirsizliğini koruyan savaşta Yemen kanadından stratejik bir hamle geldi. Ortadoğu’daki çatışma dairesinin genişlemesi ihtimaline karşı bir çıkış yapan Ensarullah yönetimi, bölgedeki kritik deniz geçiş yollarını hedef alabileceklerini ilan etti. Yapılan açıklamada, şayet Körfez ülkeleri ABD ve işgal rejiminin safında savaşa katılım sağlarsa, Babülmendep Boğazı’nın tamamen kapatılacağı uyarısı yapıldı. Bu gelişme, halihazırda kırılgan olan küresel ticaret ve enerji arz güvenliği üzerinde yeni ve devasa bir risk dalgası oluşturdu.

"Seçeneklerimiz Arasında"
Konunun detaylarına ilişkin konuşan Ensarullah Hareketi Enformasyon Bakan Yardımcısı Muhammed Mansur, askeri ve stratejik planlamalarına dair çarpıcı bilgiler paylaştı. Mansur, uluslararası deniz trafiği için hayati önem taşıyan Babülmendep Boğazı’nı işlevsiz hale getirmenin masadaki somut seçeneklerden biri olduğunu net bir dille ifade etti.

"Dini, Ahlaki ve İnsani Bir Sorumluluğumuz Var"
Şubat ayının sonundan bu yana bölgede cereyan eden askeri hareketliliğe ve saldırılara karşı kayıtsız kalmalarının söz konusu olamayacağını vurgulayan Muhammed Mansur, eylemlerinin temel motivasyonunu şu sözlerle açıkladı:

''Bizim dini, ahlaki ve insani bir sorumluluğumuz var.'' Yemenli yetkili, 34 gündür devam eden bu sürece karşı sessiz kalmayacaklarının altını çizerek, bölge ülkelerini saf tutmamaları konusunda uyardı.

O BOĞAZ KAPANABİLİR
Körfez ülkelerini de uyaran Muhammed Mansur, "ABD ve işgal rejimi, İran'la birlikte Lübnan’a yönelik saldırganlığını vahşi bir boyuta getirirse ya da herhangi bir Körfez ülkesi askeri operasyonlara doğrudan dahil olursa, Babülmendep Boğazı’nı kapatırız.'' ifadelerini kullandı.

BABÜLMENDEP BOĞAZI NEDEN ÖNEMLİ?

Arap Yarımadası kıyısındaki Yemen ile Afrika tarafındaki Cibuti ve Eritre arasında konumlanan Babülmendep Boğazı, jeopolitik konumuyla vazgeçilmez bir rota sunuyor. Hint Okyanusu ile Aden Körfezi’nden gelen ticaret gemilerinin Süveyş Kanalı’na erişebilmesi için bu dar geçidi kullanması zorunluluk arz ediyor.

Deniz Ticaretinin Ana Koridoru
Yaklaşık 115 kilometre uzunluğa ve 36 kilometre genişliğe sahip olan bu boğaz, 1869 yılında Süveyş Kanalı’nın hizmete girmesiyle birlikte uluslararası deniz ticaretinin ana arterlerinden biri haline geldi. Avrupa ile Asya kıtaları arasındaki en kestirme deniz yolu olan Kızıldeniz koridoru, bugün dünya genelindeki toplam deniz ticaretinin dörtte birine ev sahipliği yaparak küresel trafiğin en yoğun noktalarından birini oluşturuyor.

Enerji Arzında "Can Damarı" Rolü
Enerji piyasaları açısından Babülmendep, kritik bir güvenlik noktası teşkil ediyor. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapalı olmasıyla birlikte, küresel petrol trafiğinin %12’lik ek bir kısmı daha bu boğazın güvenliğine endeksli hale geldi. Her gün Ortadoğu ve Asya’dan Batı dünyasına sevk edilen yaklaşık 5 milyon varil petrol bu sulardan geçiyor. Ayrıca, dünya genelindeki sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin %8’i de yine bu rota üzerinden gerçekleştiriliyor.

Suudi Arabistan’ın Stratejik Hamlesi
Hürmüz Boğazı’nın devre dışı kalması, Suudi Arabistan’ı da lojistik rotalarını güncellemeye itti. Riyad yönetimi, ülkenin doğusundaki zengin petrol sahalarından boru hatlarıyla naklettiği milyonlarca varil ham petrolü Yanbu Limanı üzerinden Babülmendep Boğazı’nı kullanarak dünya pazarlarına ulaştırmaya başladı.

Olası Bir Tıkanıklığın Ekonomik Faturası
Boğazın herhangi bir sebeple trafiğe kapanması, küresel piyasalarda "Ever Given" kazasına benzer bir şok dalgası yaratma potansiyeline sahip. 2021 yılında Süveyş Kanalı’nda karaya oturan dev konteyner gemisinin yarattığı bir haftalık blokaj, dünya tedarik zincirinde büyük aksamalara ve fiyat artışlarına neden olmuştu. Babülmendep’te yaşanacak benzer bir kesinti, Doğu-Batı hattındaki kargo trafiğini durma noktasına getirerek küresel ekonomide telafisi güç zararlara yol açabilir.

Muhabir: MEVLİT AKKILIÇ