İranlı Öğrenciler Haber Ajansı (ISNA), İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan yazılı açıklamayı yayımladı.
İRAN'IN ŞARTI ÇOK NET ÇOK AÇIK!
Açıklamada, "Topraklarından israil ve ABD büyükelçilerini sınır dışı eden her Arap veya Avrupa ülkesi, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş konusunda tam yetki ve özgürlüğe sahip olacaktır." ifadeleri kullanıldı.
HÜRMÜZ BOĞAZ GEÇİŞLERE KAPATILMIŞTI
İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, 3 Mart'ta, Hürmüz Boğazı’nı geçişlere kapattıklarını ve buradan geçmeye çalışan gemilere saldıracaklarını açıklamıştı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Hatemul Enbiya Yapı Karargahı Komutan Yardımcısı Kiyomers Haydari, 5 Mart'taki açıklamasında, Hürmüz Boğazı'nı kapatmadıklarını iddia ederek, uluslararası protokollere uyan gemilerin seyirlerine devam ettiğini ileri sürmüştü.
İRAN'IN BU HAMLESİ KARŞILIK BULURSA NE OLUR?
İran'ın bu hamlesinin karşılık bulması durumunda yaşanabilecek temel gelişmeler şunlardır:
-Eğer bir Arap ülkesi bu şartı kabul ederse, bu durum "Abraham Anlaşmaları" gibi normalleşme süreçlerinin tamamen çökmesi anlamına gelir. Bu, İslam coğrafyasında halkların talebi olan "Siyonist izolasyon"un devletler nezdinde ilk somut karşılığı olacaktır.
-Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği damardır. İran, bu hamleyle petrolü bir silah olarak değil, "siyasi bir sadakat testi" olarak kullanıyor. Şartı kabul etmeyen Batılı ülkeler için navlun ve sigorta maliyetlerinin artması, küresel bir enerji krizini tetikleyebilir.
-ABD ve müttefikleri, Hürmüz’e bağımlılığı azaltmak için Suudi Arabistan üzerinden Kızıldeniz’e uzanan boru hatlarına veya Umman üzerinden yeni rotalara yönelebilir. Ancak hiçbir rota, Hürmüz’ün stratejik derinliğini ve maliyet avantajını ikame edemeyecektir.
-İran’ın "uluslararası protokol" vurgusuna rağmen, Hürmüz’de uygulanacak bir seçici geçiş rejimi, ABD Donanması ile İran Devrim Muhafızları’nı sıcak çatışmanın eşiğine getirebilir. "Gemilere saldırı" tehdidi, bölgede kalıcı bir savaş tamtamı olarak yankılanmaya devam edecektir.
Tahran yönetimi, Boğaz üzerindeki fiili kontrolünü, bölge ülkelerini Siyonist işgal rejimiyle olan ilişkilerini gözden geçirmeye zorlamak için kullanıyor. Bu durum, "mavi sular" üzerindeki mücadelenin artık sadece teknik bir geçiş meselesi değil, bir "onur ve irade" savaşına dönüştüğünü gösteriyor.