Güncel

Dr. Akşit: Zekât toplumsal dayanışmanın temelidir

Zekâtın özünde arınma ve bereket bulunduğunu belirten Din Hizmetleri Uzmanı Dr. İbrahim Akşit, İslam’ın zekât ile paranın zenginden fakire akmasını sağladığını; zekâtın hem malı temizleyen hem de toplumsal dayanışmayı güçlendiren temel bir ibadet olduğunu vurguladı.

Abone Ol

İLKHA muhabirine konuşan Bursa Osmangazi İlçe Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Dr. İbrahim Akşit, zekâtın hem malı temizleyen hem de toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir ibadet olduğunu vurguladı.

Akşit, zekât ibadetinin sadece bireyi arındırmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal dengeyi ve dayanışmayı güçlendirdiğini belirtti.

"Zekâtın özünde arınma ve bereket var"

Zekât kelimesinin Arapçada iki anlama geldiğini ifade eden Akşit, "Birincisi temizlenmek, ikincisi de artmaktır. Bu anlamlarla zekâtın çok yakın alakası vardır. İnsanoğlu dünyada çalışırken parasına, malına birtakım haram ve gayri meşru şeyler girebilir. Bu yönüyle verilen zekâtlar bu durumu temizler. Zekâtın 'temiz' manasına gelmesi, ıslah manasıyla örtüşür. Zekât malı artırır." diye belirtti.

Dr. İbrahim Akşit

"İslam, zekâtla faiz düzenini yıkarak sosyal adaleti tesis etti"

Faizin fakirden zengine doğru bir para akışı oluşturduğunu, İslam’ın bu düzeni tersine çevirdiğini ifade eden Akşit, "Diğer sistemlerde faiz vardır. İslamiyet’ten önce de faiz vardı. İslam bir devrim yaparak durumu tersine çevirdi. İslam; zekât, sadaka, karz-ı hasen ve infak dedi. Bu kavramlarla birtakım kurallar getirerek paranın zenginden fakirlere gitmesini sağladı. Bu durum sosyal manada çok büyük bir devrim oldu." dedi.

"Zekât, belirli ölçü ve zamanlarda verilmesi gereken bir ibadettir"

Zekâtın, nisap miktarına ulaşmış malın belirli oranlarda ve belirli zamanlarda ihtiyaç sahiplerine verilmesi olduğunu açıklayan Akşit, "Durum, malın cinsine göre değişir. Zekât, İslam’ın şartlarından birisidir. Kur’an-ı Kerim’e bakıldığında zekât ile namazın birbirinden ayrılmadığını görürüz. 'Namaz kılın, zekât verin.' şeklinde ayetler geçer. Zekât ve namazın, İslam’ın tanımıyla da çok güzel örtüştüğü görülür." şeklinde konuştu.

"Namaz Allah’a, zekât topluma karşı sorumluluktur"

Âlimlerin değerlendirmelerine de yer veren Akşit, "Âlimlerin genel tespitine göre namaz, Allah’a tazimin sembolü olan bedensel bir ibadettir. Zekât ise mahlûkata şefkatin sembolü ve mali bir ibadet olarak değerlendirilir. İslam toplumunda önemli olan kardeşliktir, yardımlaşmadır ve insanların arasındaki statü farklarının kaldırılmasıdır. Zekât müessesesi ve diğer yardımlaşmalar sayesinde insanlar arasında sevgi, muhabbet ve bağ oluşur. Kendisine yardım edilmeyen bir muhtacın, yardım etmeyen insanlara buğz etmesi normaldir. Kendisine yardım edildiği zaman ise zengin ile fakir arasında bir bağ meydana gelmiş olur. İşte İslam bunu hedeflemektedir." dedi.

"Zekât, insandaki cimrilik hastalığının tedavisidir"

Karz-ı hasen uygulamasının faiz sistemine alternatif olarak sunulduğunu dile getiren Akşit, "İslam’da karz-ı hasen dediğimiz borç verme sistemi vardır. Faizin kökü nasıl kazınır? Kur’an-ı Kerim’de faizi yasaklayan ayetlerden önce Allah bu konuları işler; zekât ve karz-ı hasenden bahseder. İslam’ın sunmuş olduğu o kurallar ütopik bir teori değil, ameli olarak faizin zehrini ortaya koyan uygulamalardır. İşte o; zekâttır, karz-ı hasendir, sadakadır ve yardımlaşmadır. Zekât, insandaki cimrilik hastalığının tedavisidir. Cimrilik kötü bir hastalıktır. Cimri insanlar, bırakın başkalarına yedirmeyi, kendi malını bile yiyemezler. İnsan, vererek bu kötü ahlakı ortadan kaldırmış olur." diye konuştu.