6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinin ardından sahada sadece enkaz kaldırma ve yardım ulaştırma değil, koordineli bir medya ve sosyal medya cephesinde kirli bir algı savaşı verilmişti. Dönemin kaotik atmosferini fırsat bilen belirli ideolojik çevreler, ekranlara çıkanlar ve klavye başından operasyon çeken troller ortak bir dille; "Resmi kurumlara para vermeyiz, İslami STK’lara tek kuruş koklatmayız; varsa yoksa Ahbap, tek güvencemiz Haluk Levent" çığırtkanlığı başlatmıştı.

Milyarlarca liralık deprem yardımlarını tamamen popülarite ve şov üzerine kurulu bu yapıya yönlendirmek için muhafazakar dernekleri, vakıfları ve kamu kurumlarını canla başla karalayanların kurduğu illüzyon çöktü.
Gazeteci Burak Doğan'ın paylaştığı soruşturma dosyasındaki mali analiz raporları, milletin depremzedeler ve yetimler için gönderdiği bağışların kurumsal dernek hesapları yerine şahsi hesaplar arasında nasıl mekik dokuduğunu gözler önüne serdi. Tespit edilen baş döndürücü para trafiği şu şekilde kayıtlara geçti:
AHBAP çalışanları Emrah Gödeliner, Zafer Yay ve Yeliz Kaya’ya ait şahsi IBAN hesaplarının doğrudan Dernek Başkanı Haluk Levent tarafından kullanıldığı tescillendi.
Avukat Ece Güner’in şahsi hesabından bu üç çalışana yüksek tutarlı transferler yapıldığı; aynı şekilde çalışanlardan da avukata milyonların geri döndüğü saptandı.
Ece Güner’in hesabından Emrah Gödeliner’e 8 işlemde toplam 47.904.876,06 TL gönderildi.
Ece Güner’in hesabından Zafer Yay’a 3 işlemde toplam 21.020.000 TL gönderildi.
Ece Güner’in hesabından Yeliz Kaya’ya 1 işlemde 4.633.010 TL gönderildi.
Buna karşılık; Emrah Gödeliner’den Ece Güner’in hesabına 13 işlemde toplam 63.980.950 TL geri transfer edildi.
Yeliz Kaya’dan Ece Güner’in hesabına 2 işlemde toplam 10.800.000 TL gönderildi.
Güner, geçmişte verdiği borcu tahsil edebilmek için büyük çaba harcadığını, bu olayın ardından ise ne Haluk Levent'e ne de AHBAP Derneği'ne herhangi bir bağışta bulunmadığını ifade etti.
Güner'in sosyal medya paylaşımında yer alan ifadeleri şöyle:
"Ahbap Derneğinin veya Haluk Levent’in hiçbir zaman avukatı olmadım; asla da vekâlet ücreti vb. Almadım. Yıllardır on binlerce vatandaş gibi Ahbap’a onlarca bağış yaptım. İnsanlar ameliyat ettirdim, depremde en büyük bağışlardan birini yaptım! Bu kayıtlarda var, hatta o dönem açıklandı bile. Hep (Allah’a şükür) hayırsever bir insan oldum. Bunu etrafımdaki herkes bilir. Onun dışında depreme yüklü bağış yapmamdan sonra:
Haluk Levent; herhalde büyük bağışlar yaptığımı görünce; bana yanaşarak, geçici olarak bir kişisel borç istedi. Çok zor durumda olduğunu söyledi. Hayati bir mesele olduğunu ve 1 ay içinde geri ödeyeciğini söyledi. “Türkiye’nin en güvenilir insanıyım, insanlar bana milyonlarını emanet ediyor; hemen geri öderim” dedi. Güvendim. Sonra maalesef yaklaşık 1 yıl uğraştıktan sonra verdiğim borcu zar zor geri alabildim. Bağış ayrı borç ayrı; elbette sadece verdiğim borcu geri aldım. Bağışlarım Ahbap’a yapılmıştı ve geri almadım elbette. Beni tanıyan herkes şahittir; belki aşırı yardım sever bir insanım. Pek çok derneğe ve insana yardım ederim..
Haluk Levent suçlu mu suçsuz mu bilmiyorum: Ama şunu biliyorum ben verdiğim borcu geri almak için çok mücadele verdim ve o olaydan sonra bir daha asla ne Haluk Levent’e ne Ahbap’a bağış yapmadım.1 yıl boyunca; verdiğim borcu geri almak için uğraşırken hem ben hem ailem son derece üzüldük."

Yine Burak Doğan'ın yayınladığı belgelere göre Ahbap Derneği Başkan asistanı Yeliz Kaya’nın dijital materyallerinde yapılan incelemede; Ahbap Başkanı Haluk Levent’in asistanı Yeliz’e bazı kişilere “mide kanseri olduğuna ve para aradığına” dair haber yaymasını söylediği tespit edildi.
Yazışmalardan senetlerin kullanılacağına dair endişelerin Dernek Başkanı Haluk’a iletildiği anlaşıldı.
Yine Ahbap Başkanı Levent’in asistanı Yeliz’e kendisine ağlayarak sesli mesaj atmasını istediği görüldü.
HALUK LEVENT'İN 3 TELEFONU VARDI, 2'Sİ BAHİS SİTELERİNE BAĞLIYDI İDDİASI
Gazeteci Barış Yarkadaş da, Ahbap Derneği soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde Haluk Levent'in üç telefon hattı bulunduğunu, bunlardan ikisinin çevrim içi bahis siteleriyle bağlantılı olduğunu öne sürdü.
Yarkadaş, söz konusu hatlar üzerinden Haluk Levent'in günün büyük bölümünde bahis sitelerine erişim sağladığının tespit edildiğini iddia etti.
Ayrıca Yarkadaş, Haluk Levent'in kardeşi Berkan'ın da yaklaşık 15 gün önce Şile Belediyesi'ne yönelik yürütülen operasyon kapsamında tutuklandığını ileri sürdü.
BABALA TV'NİN KAHVELİ STÜDYOLARI
Deprem felaketinin tam ortasında, acı üzerinden ideolojik operasyon yürütenlerin sığındığı bir diğer kale ise Babala TV stüdyolarıydı. Ekran karşısında ellerinde kahve fincanlarıyla telefon trafiği yöneten ünlülerin görüntüleri sosyal medyada birer kahramanlık destanı gibi pazarlanırken " İslamcı STK’lar neden piyasada yok?" algısı diri tutuluyordu.
O dönem kurumsal yapıları hedef alan ünlü isimlerin arşivdeki paylaşımları da ortaya çıktı.

Şarkıcı Hayko Cepkin paylaşımıyla "Ahbap üzerinden neden yardım yapılıyormuş. Yollanan yardımların hesabını vereceklerine inanıyoruz. Diğer hiçbir yerden gerçeği öğreneceğime inanmıyorum" diyerek köklü kurumları zan altında bırakmıştı.

Avukat Feyza Altun ise "Haluk Levent ve Ahbap’a tüm devlet kurumlarına güvendiğimden daha fazla güveniyorum" diyerek güvensizlik fitilini ateşlemişti.

Pelin Batu da "Devlet yoktu ama halk vardı, sivil toplum örgütleri, Haluk Levent ve Ahbap var" sözleriyle sahada canla başla çalışan binlerce görevliyi görmezden gelmişti.
Haluk Levent’in gözaltına alınması ve mali çarkın patlamasının ardından en büyük panik ise Babala TV cephesinde yaşandı. Deprem döneminde ekranlarda boy gösterip "Biz gelen paraları doğrudan Ahbap’a aktarıyoruz" diyen Oğuzhan Uğur, skandalın ucu kendisine dokununca alelacele bir savunmaya geçti. "Konuyu bize getirmeye çalışanlar var. Biz dernek değiliz, para toplamadık" dedi.
O günlerde reklam peşinde koşanların ve "İslamcılar nerede?" diye kara propaganda yapanların kasıtlı olarak gizlediği hakikat bugün tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı.
İslami sivil toplum kuruluşları kameraların önünde, kahve fincanlarıyla stüdyo şovlarında değil; tam olarak olmaları gereken yerde, enkazın altındaki canları kurtarmak ve depremzedeye aş olmak için sahadaydı.





