Karar, belirli tehlikeli köpek ırklarının çocuklara saldırdığı vakalardaki artışın ardından alındı. Geçen yıl, ailesine ait bir XL Bully cinsi köpeğin saldırısına uğrayan 10 yaşındaki bir kız çocuğu ile aynı ırktan bir köpeğin saldırdığı 9 aylık bir bebek hayatını kaybetmişti.
Parlamentoya sunulan yeni yasal düzenleme uyarınca, çocukları tehlikeli köpeklerle gözetimsiz bırakan kişilere para cezası uygulanması ve köpeklerine el konulması öngörülüyor.
Amerikan pitbull türü bir ırk olan XL Bully, oldukça güçlü yapısıyla ve 60 kilograma kadar ulaşan ağırlığıyla biliniyor.
Ülkede son dönemde yaşanan çok sayıda saldırıdan sorumlu tutulan bu ırkın sahiplenilmesi, 1991 tarihli Tehlikeli Köpekler Yasası kapsamında sınırlandırılmıştı.
1 Şubat 2024 tarihinden itibaren ise muafiyet belgesi olmadan bir XL Bully'ye sahip olmak suç sayılmaya başlandı.
Hayvan Refahı Bakanı Sue Hayman, hiçbir çocuğun tehlikeli bir köpekle asla yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, bu kuralların öncelikle çocukların güvenliğini sağlamayı amaçladığını ifade etti.
Yasaklı bir ırka ait muafiyet kapsamındaki köpekleri beslemeye yönelik mevcut kısıtlamaların genişletilmesiyle oluşturulan kurallar, 1 Kasım'da yürürlüğe girecek.
DARISI BAŞIMIZA
Son dönemlerde Türkiye'nin farklı illerinde yaşanan başıboş köpek saldırıları, sokak güvenliği ve kamu sorumluluğu tartışmaları gündemin en sıcak başlıkları arasında yer alırken bir türlü çözüme kavuşmayan başıboş köpek vakaları her geçen gün artmaya devam ediyor.
Bir Tek Çocuk Öleceğine 100 Köpek Ölsün!
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında başıboş sokak köpekleri sorunu hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulunmuştu.
Başıboş köpek meselesinin sosyal medyada ve toplumda uzun süredir tartışıldığını belirten Yapıcıoğlu, "Maalesef 5 yaşındaki bir yavrumuz köpek saldırısında hayatını kaybetti; ben bir kez daha ailesine sabır diliyorum, inşallah bir daha benzer bir olay yaşanmaz. Şimdi bu sorunlar gündeme getirildiğinde birileri sanki bu sorunları gündeme getirenler bütün hayvanlara düşmanlık yapıyor ya da merhametsizce bütün hayvanların öldürülmesini istiyor gibi bir propaganda yapıyor; bu doğru değil. Elbette hayvana merhamet gerekir; o da bir candır. Lakin o hayvan eğer insan sağlığını tehdit eder bir noktaya gelmişse o zaman durum farklılaşır, mutlaka insanların zarar görmeyeceği bir tedbir almak gerekir; bu tedbir nedir, neyse o." şeklinde açıklama yapmıştı.
"Bir tek çocuk öleceğine 100 köpek ölsün"
Saldırgan ve tedavisi mümkün olmayan hayvanlara karşı gerekirse sert tedbirlerin alınması gerektiğini ifade eden Yapıcıoğlu, geçmişteki salgın hastalık dönemlerinden örnekler vererek sözlerini şöyle sürdürmüştü.
"Eğer bunu insanlardan uzaklaştırmak, bir yere kapatmak gerekiyorsa, eğer o hayvan saldırgansa ve iyileştirilemiyorsa, tedavi edilemiyorsa gerekirse itlaf da edilebilmelidir; yani bir tek çocuk öleceğine 100 köpek ölsün. Kuşlarla, kanatlı hayvanlarla bulaşan bir hastalık geldiğinde hasta olsun olmasın bütün kanatlıların itlaf edildiği günleri unuttuk mu? Tavuklar hayvan değil mi? Hayvanlardan hayvana ya da hayvandan insana geçen bir hastalık geldiğinde toplum sağlığını korumak öncelikli olmalıdır."
"Asıl sorun, hayvanların insanlarla eşitlenmesi sorunudur"
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, sorunun temelinde hayvanlara bakış açısındaki yanlışlıkların yattığını belirterek, "Mutlaka merhamet sınırlarını aşmadan ama insanın sağlığını ve güvenliğini de öncelikli ederek tedbirler almak zorundadır; kim bu tedbiri almıyorsa onun üzerine de kararlılıkla gidilmelidir. Yani sorun hayvanların kendisi değildir; sorun hayvanlara gereği gibi bakılmaması ya da gereği gibi muhafaza edilmemesi, daha büyüğü ise hayvanların insanlarla eşitlenmesi sorunudur. Evet, hayvanlar candır ama bütün hayvanlar bir insan etmez; bu ikisinin birbirine karıştırılmaması gerekir. İnsan sağlığını öncelemek, bütün hayvanların itlaf edilmesini istemek değildir; bu ikisini birbirine karıştırmayalım." değerlendirmesinde bulunmuştu.





