Çinli analistler, ABD Başkanı Donald Trump tarafından oluşturulan “Barış Konseyi”nin, Birleşmiş Milletler’e (BM) karşı güvenilir bir meydan okuma oluşturmasının düşük ihtimal olduğunu değerlendiriyor. Analistlere göre, hukuki belirsizlik, meşruiyet ve finansman konusundaki şüpheler, bu girişimin uzun vadede sürdürülebilirliğini belirsiz kılıyor.

South China Morning Post gazetesi, yayımladığı haberinde, Pekin’in konseye katılım davetine temkinli bir yanıt verebileceğini, ancak ABD yönetiminin dikkatini başka dosyalara yöneltmesi hâlinde Çin’in bölgesel güvenlik meselelerinde daha proaktif bir rol üstlenme fırsatı yakalayabileceğini belirtti. Gazete, Pekin’in daveti değerlendirirken ihtiyatlı bir yaklaşım izlemesinin beklendiğini, Washington’un Hint-Pasifik bölgesinden dikkatini başka alanlara kaydırmasının Çin açısından bazı avantajlar doğurabileceğine işaret etti.

Gazete, Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda kıdemli araştırmacı olan Tong Zhao’nun görüşlerine de yer verdi. Zhao, girişimin derin sorunlar nedeniyle Birleşmiş Milletler’in rolünü ikame edemeyeceğini söyledi. Bu sorunların, konseyin hukuki temelindeki belirsizlikten, Trump’ın yapıyı tasarlarken sahip olduğu sınırsız yetki konusundaki tartışmalara kadar uzandığını ifade etti. Zhao’ya göre bu durum, mevcut BM sistemine yönelik, bürokratik aksaklıklar nedeniyle artan uluslararası hoşnutsuzluğu da gözler önüne seriyor.

Zhao ayrıca, Çin’in bu konseyi, ABD’nin uluslararası sistemi zayıflatmaya yönelik çabalarını eleştirmek için bir platform olarak kullanabileceğini dile getirdi. Aynı zamanda bu girişimin, Washington’un yeni ABD öncülüğündeki ittifaklarla pekiştirdiği “tek taraflılık eğilimi” konusunda Pekin’in endişelerini artırabileceğini belirtti. Zhao, Pekin içindeki bazı çevrelerin bu durumu, Çin’in uluslararası arabuluculukta ya da jeopolitik açıdan önemli bölgelerde daha aktif rol alması gerektiği yönünde bir çağrıya dönüştürebileceğini de ekledi.

Öte yandan Fudan Üniversitesi Çin Çalışmaları Enstitüsü’nden araştırmacı Song Lu Zheng, Trump’ın politikalarının uluslararası sisteme meydan okuduğunu ve Barış Konseyi’nin bu yaklaşımın bir devamı olduğunu savundu. Song’a göre, genel çerçevede bakıldığında bu durum Çin açısından olumsuz, zira Çin BM’nin bir üyesi ve yetkisi sorgulanan mevcut uluslararası düzenin bir parçası.

Bununla birlikte Song, “olası bir faydaya” da dikkat çekti. Trump’ın konsey aracılığıyla küresel kriz noktalarına odaklanmasının, “Çin’i çevreleme” politikasına verilen önemi azaltabileceğini söyledi. Devletlerin kaynaklarının sınırlı olduğunu hatırlatan Song, bu dikkat kaymasının Pekin’in lehine olabileceğini belirtti. Song ayrıca, bazı ülkelerin konseye katılmasının ABD nüfuzundan yararlanma amacı taşıdığını, ancak Trump görevden ayrıldıktan sonra yapının etkinliğinin belirsiz kalacağını ifade etti.

“Barış Konseyi” kavramı ilk kez, Trump’ın Gazze’de ateşkesi hedefleyen 20 maddelik planı kapsamında gündeme geldi. Bu plan, Gazze’nin yeniden inşasını denetlemeyi öngörüyordu ve o dönemde BM Güvenlik Konseyi’nin onayını almıştı. Ancak daha sonra yayımlanan tüzük taslağı, konseyin yetki alanının başka çatışmaları da kapsayacak şekilde genişletilebileceğine işaret etti. Bu durum, yapının BM’ye alternatif ya da rakip bir mekanizma olabileceği yönünde endişelere yol açtı.

Trump, geçen ay Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı açıklamada, konseyin “neredeyse yapmak istediğimiz her şeyi yapabilecek kapasitede” olacağını söylemiş ve BM ile koordinasyon sözü vermişti. Trump, forum kapsamında düzenlenen bir imza törenine ev sahipliği yaptı. Şu ana kadar 20’den fazla ülke bu yapıya katıldı. Bunlar arasında Mısır, Katar, Suudi Arabistan, Endonezya, Pakistan, ''israil'', Türkiye, Arnavutluk, Azerbaycan, Belarus, Macaristan, Kosova ve Vietnam bulunuyor.

Trump, daimi üyelik için ülkelerden 1 milyar dolar talep etti. Çin, davet aldığını doğruladı ancak henüz nihai bir tutum açıklamadı. Buna karşılık Fransa ve Birleşik Krallık (BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri) teklifi reddetti. Rusya ise, ABD’de dondurulan varlıklarının serbest bırakılması şartıyla katkı sunmaya hazır olduğunu bildirdi. Buna karşın, Almanya başta olmak üzere çoğu Avrupa ülkesi ile Japonya daveti reddetti.

Barış Konseyi tüzüğüne göre, Donald Trump konseyin ömür boyu başkanı olacak. Başkanlık görevi yalnızca iki durumda sona erebilecek: gönüllü istifa ya da görevi yapamayacak duruma gelme.

Muhabir: Mehmet Yaman