Pekin, yeni bir liderliğin risk alma ve angajman iştahını sınadığı bu dönemde, Suriye stratejisini sessizce yeniden değerlendiriyor.
Beşar Esad yönetiminin düşüşü, Suriye’nin siyasi tarihinde keskin bir değişiklik anlamına gelse de, Şam’ı Pekin’in stratejik ufkundan silmedi. Aksine bu gelişme, Çin’i; , ekonomik olarak yıkıma uğramış, yeni bir liderlik tarafından yönetilen bir devletle nasıl ilişki kuracağını yeniden düşünmeye zorladı. Buna rağmen Çin'e göre Suriye, hala jeopolitik açıdan kritik bir kavşakta yer alıyor.
Çin’in Esad sonrası Suriye ile gelişen ilişkisi, ideolojik yakınlıktan çok, Pekin’in karakteristik ihtiyat, fırsatçılık ve uzun vadeli stratejik sabrını yansıtıyor.
Esad döneminde Suriye, Çin için Orta Doğu’da güvenilir bir ortak konumundaydı. Pekin’in yaklaşımı; iç işlerine karışmama söylemi, Birleşmiş Milletler’de diplomatik koruma ve yaptırımlar ile çatışma risklerine derinlemesine maruz kalmaktan kaçınan seçici ekonomik angajman ile şekillenmişti.
Bu tutum, 2011’den sonra daha da belirginleşti. Çin, Suriye'yi hedef alan Batı destekli karar tasarılarına defalarca karşı çıktı ve bu duruşunu egemenliğin savunulması ve zor yoluyla rejim değişikliğine karşı çıkış olarak tanımladı. Rusya, Esad’ı ayakta tutmanın askeri yükünü üstlenirken, Çin daha sessiz bir rol oynadı; siyasi destek sundu, insani yardım sağladı ve savaş sonrası yeniden inşa yatırımları vaadinde bulundu.
Esad’ın 2023’te Çin’e yaptığı ziyaret, bu ilişkinin zirve noktasıydı. Pekin, ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine yükseltti ve Suriye’yi Kuşak ve Yol Girişimi’ne entegre etme sinyali verdi. Ancak o dönemde bile Çin’in taahhütleri muğlak kaldı; bu durum, istikrarsızlık, yaptırımlar ve Suriye’nin sınırlı ekonomik kapasitesine dair endişeleri yansıtıyordu. Çin’in Esad’a desteği koşulsuz değildi; bu destek, rejimi her ne pahasına olursa olsun kurtarmaktan ziyade, Batı müdahaleciliğini dengeleme arzusuna dayanan, temkinli ve çıkar odaklı bir yaklaşımdı.
Yeni hesaplar
Esad yönetiminin çöküşü, bu dengeleri kökten değiştirdi. Çin, yalnızca yeni bir siyasi liderlikle değil, aynı zamanda yıllar süren isyanlar, ideolojik parçalanmayla şekillenmiş bir devlet aygıtıyla karşı karşıya kaldı.
Pekin’in ilk tepkisi temkinli ve sessiz oldu. Bazı bölgesel aktörler yeni yönetimle hızlıca temas kurarken, Çin bekle-gör politikasını benimsedi. İstikrar, kapsayıcılık vurgusu yaptı; ancak erken tanıma veya kapsamlı taahhütlerden kaçındı.
Bu temkin, Esad sonrası Suriye ile Çin arasındaki ilk üst düzey temaslarda da görüldü. Kasım ayında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani, aralarında yeni atanan Genel İstihbarat Başkanı Hüseyin es-Selame’nin de bulunduğu bir heyetle Pekin’i ziyaret etti. Bu ziyaret, yeni Suriye yönetimi ile Çin arasındaki ilk ciddi diplomatik temas oldu ve ilişkinin çerçevesini erken dönemde belirlemeden kanalların yeniden açılmasına yönelik karşılıklı isteği gösterdi.
Şeybani, Suriye için yeni bir diplomatik yüz olarak öne çıkıyor. Görece genç ve pragmatik olan Şeybani, Esad’ı deviren iç koalisyonun beklentileri arasında denge kurarken, dış politikada ılımlılık ve süreklilik mesajı vermeye çalışıyor. Egemenlik, yeniden inşa ve Batı ile Rusya’nın ötesinde ortaklıkların çeşitlendirilmesi söylemini benimsiyor. Pekin açısından Şeybani, devlet diplomasisinin dilini konuşan ve Çin’in aşamalı ilerleme tercihlerini anlayan makul bir muhatap.
Ancak Hüseyin es-Selame'ye aynı gözle bakmıyor, Selame’nin istihbaratın başına getirilmesi Çin için alarm etkisi oluşturdu.
Çin, Sincan bölgesi ve geçmişte Suriye’de faaliyet göstermiş Uygur savaşçılar nedeniyle bu konuda alarmda.
Buna rağmen Çin’in Selame’yi kabul etmesi, bir onaydan çok pragmatik bir temas anlamına geliyor. Pekin, yeni yönetimin kendisi için tehlike oluşturacak bu grupları bastırıp bastıramayacağını ölçmeye çalışıyor.
Jeopolitik, ekonomik ve stratejik hesaplar
Suriye’nin Çin için önemi yalnızca güvenlikle sınırlı değil. Coğrafi olarak Suriye; Asya, Avrupa ve Afrika’yı bağlayan Doğu Akdeniz kavşağında yer alıyor ve uzun vadeli bağlantı projeleri için potansiyel bir düğüm noktası oluşturuyor.
Siyasi açıdan ise Suriye, Çin’e Batı destekli rejim değişimlerinden çıkan ülkelerle, asgari istikrar ve merkezi otorite sağlandığı sürece çalışmaya hazır bir güç imajı sunma fırsatı veriyor. Ekonomik olarak ise enerji, altyapı, telekomünikasyon ve konut gibi alanlarda devasa yeniden inşa ihtiyaçları barındırıyor.
Ancak Çin’in iç savaş dönemindeki deneyimi, ihtiyatı kalıcı hale getirdi. Yeniden inşa söylemlerine rağmen Çinli şirketler, yaptırımlar, güvensizlik ve zayıf kurumlar nedeniyle sahaya girmedi. Pekin, siyasi uyumun otomatik olarak yatırım yapılabilir ortam yaratmadığını öğrendi.
Bu nedenle erken ekonomik temaslar mütevazı hedeflerle sınırlı. Büyük projeler yerine; düşük maliyetli altyapı, temel enerji onarımı, telekom ekipmanları ve insani yardım konuşuluyor. Çinli firmalar, kısa vadeli sözleşmeler ve düşük riskli girişlerle sahayı yokluyor.
Etki arayışı
Diplomatik olarak Çin, Suriye’de istikrar sağlayıcı bir aktör gibi görünmek istiyor; ancak ülkenin başlıca dış hamisi rolünü üstlenmekten kaçınıyor. Kapsayıcı yönetim, ulusal uzlaşı ve bölgesel normalleşme vurgusu yaparken; arabuluculuk, güvenlik garantileri veya doğrudan müdahaleden uzak duruyor.
Esad dönemiyle karşılaştırıldığında fark net; O dönem Çin, öngörülebilir ama izole bir devletle çalışıyordu. Bugün ise öngörülemez ama yeniden pozisyon alma fırsatı sunan bir tablo var.
Olası senaryolar
En iyi senaryo yeni yönetim otoriteyi pekiştirir, Çin için tehlikelileri marjinalleştirir ve yaptırımlar kademeli olarak gevşer. Çin, adım adım ekonomik varlığını artırır.
Orta senaryo siyasi kırılganlık sürer ama sınırlı işbirliği mümkün olur; ilişkiler yüzeysel ama devamlı kalır.
Kötü senaryo yeni parçalanmalar veya silahlı grupların geri dönüşü yaşanırsa, Çin hızla geri çekilir.
Rusya veya İran’ın aksine, Çin’in Suriye’nin iç iktidar mücadelelerine derinlemesine bulaşma isteği yok.
Yani Çin’in Esad sonrası Suriye yaklaşımı, Orta Doğu politikasındaki daha geniş bir modelin parçası; aşırı angajmandan kaçınma, ilkelerde esneklik, gücü aceleyle değil sabırla inşa etme.
Suriye, Çin için önemli; ancak vazgeçilmez değil. Pekin, acele etmiyor, dinliyor ve yavaş ilerliyor. Çünkü Çin’e göre zaman, hala en büyük stratejik sermaye.