manşetler

CHP’DE SKANDALLARIN ARDI ARKASI KESİLMİYOR: RÜŞVET, İHALE OYUNLARI VE GİZLİ İLİŞKİLER

CHP’li belediyelerde peş peşe ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları ve kamuoyuna yansıyan gayri ahlaki ilişki skandalları, siyasetin en tartışmalı başlıklarından biri haline geldi. İhale usulsüzlüklerinden rüşvet iddialarına, kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığı öne sürülen dosyalardan sözde özel hayatla ilgili çarpıcı iddialara kadar uzanan tablo, CHP’nin yönetim krizini ortaya koydu.

Abone Ol

CHP’li belediyelerde son dönemde peş peşe gündeme gelen yolsuzluk iddiaları ve kamuoyuna yansıyan gayri ahlaki ilişki skandalları, partinin “şeffaflık” ve “temiz siyaset” söylemini n propagandadan ibaret olduğunu ifşa etti. Rüşvet, ihale usulsüzlükleri ve kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığına dair iddialar birbiri ardına ortaya çıkarken, bu tablo CHP yönetiminin yerel yönetimler üzerindeki denetim ve sorumluluğunu da sorgulatıyor.

CHP’li Uşak Belediyesi’ne yolsuzluk ve rüşvet operasyonu gerçekleştirildi. Belediye Başkanı Özkan Yalım (57) Ankara’daki bir otelde 21 yaşındaki bir belediye çalışanıyla yakalandı. Yalım’ın belediye personelinden iki kız arkadaşı olduğu, yüksek maaş verdiği bu kişilerin hiç işe gitmedikleri iddia ediliyor.

Soruşturma dosyasına yansıyan iddialara göre belediyeye bağlı şirket ihalelerinde mükerrer faturalandırma yapıldığı ve oluşan farkların rüşvet olarak tahsil edildiği öne sürüldü. Ayrıca yeni kurulacak işletmelerde, belediye başkanının yakın çevresine ortaklık verilmesi yönünde baskı yapıldığı, aksi halde ihalelerin verilmediği iddia edildi.

Öte yandan belediye yönetiminin eğlence mekanlarındaki harcamalarının belediye bütçesinden karşılandığı, bazı personelin fiilen çalışmadan yüksek maaş aldığı ve belediye kadrosu üzerinden sigortalandığı da soruşturma kapsamında tespit edilen iddialar arasında yer aldı. Belediye başkanına ait işletmede çalışan bazı kişilerin belediye personeli gibi gösterildiği ileri sürüldü.

Dosyada dikkat çeken bir diğer iddia ise iş insanlarından araç talep edildiği yönünde oldu. AVM sahibi bir iş insanından belediye adına 10 araç istendiği, talebin karşılanmaması üzerine ilgili işletmeye yüksek miktarda ceza kesildiği ve mühürleme işlemi uygulandığı öne sürüldü.

Ayrıca belediye başkan yardımcılarının “bağış” adı altında topladıkları paraların Uşakspor Kulübü üzerinden aktarıldığı, bu paraların belediye yönetimine teslim edildiği iddia edildi. Soruşturmada adı geçen Hasan Doğukan Kurnaz’ın, söz konusu süreçte kulüp başkanlığı görevini de yürüttüğü ve para trafiğinde rol aldığı öne sürüldü.

TANJU ÖZCAN İÇİN DE BENZER BİR İDDİA VAR

Tutuklu eski Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın bir belediye çalışanıyla gayri ahlaki ilişki yaşadığı ve sonrasında şantaj mağduru olduğu iddiasına ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşanmıştı. İkilinin telefonlarının 25 Ekim günü aynı baz istasyonundan sinyal verdiği belirlenmişti.

Öte yandan Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü operasyon kapsamında ortaya çıkan bilgiler, BOLSEV Vakfı ve bağlı şirketine ilişkin dikkat çekici mali verileri gün yüzüne çıkardı. 2024–2025 yılları arasında toplam 116,8 milyon TL gelir elde edildiği, buna karşılık öğrencilere yalnızca 11,9 milyon TL burs verildiği belirlendi.

Banka kayıtlarına göre 31 Aralık 2025 itibarıyla vakıf hesaplarında 1.890.572,20 TL, şirket hesaplarında ise 8.976.075,23 TL bulunmak üzere toplam 10.866.647,43 TL nakit bulunduğu kaydedildi.

Adli makamlardan elde edilen bilgilere göre yaklaşık 10 milyon TL'nin hesaplarda bulunduğu, aradaki 100 milyon TL'den fazla tutarın ise gerçek olmayan faturalar ve çeşitli gider kalemleri gösterilerek şirketten çıkarıldığı yönünde tespitler yapıldığı iddia edildi.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü irtikap soruşturması kapsamında da, Bolu Belediyesi ve belediye iştiraki üzerinden zincir marketlere baskı yapıldığı iddiasıyla operasyon düzenlenmişti. Soruşturmada, belediye yöneticilerinin reklam sözleşmesi imzalamayan marketleri denetim ve faaliyetten men tehdidiyle zorladığı iddia edilmişti.

Soruşturma dosyasına göre; bazı market zincirleri (BİM, Carrefoursa, Nuhmar/1N, Avantaj) reklam sözleşmesini kabul etti. A101 ve ŞOK marketlerinin ise sözleşme imzalamayı kabul etmediği belirtildi.

İMAMOĞLU’NUN UÇAĞI

Geçtiğimiz aylarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “uyuşturucu” soruşturması kapsamında tutuklanan sosyal medya fenomeninin ifadesi CHP’de yaşanan kirli çarkı bir kez daha ifşa etti.

İfade tutanaklarına göre şüpheli, birlikte olduğu bir iş insanının kamu kaynaklarından yüksek miktarda gelir elde ettiğini öne sürerken, bu gelirlerin lüks yaşam, yurt içi ve yurt dışı seyahatler ile çeşitli organizasyonlarda kullanıldığını iddia etti. Şüpheli ayrıca bazı seyahatlerin özel uçaklarla gerçekleştirildiğini ve bu uçaklardan birinin Ekrem İmamoğlu’na ait olduğunu ileri sürdü. Uçakta belirli görüşmelerin yapıldığını ve çeşitli gayriresmi faaliyetlerin gerçekleştiğini iddia eden şüpheli, bu süreçlere tanıklık ettiğini öne sürdü.

İfadede ayrıca yurt dışı seyahatleri, kumar ve eğlence organizasyonlarına ilişkin çeşitli iddialar da yer aldı. Şüpheli, bazı isimlerin bu ortamlarda bulunduğunu ve yüksek meblağlı kayıplar yaşandığını söyledi.

“SEÇİLMEK SİZE HER AHLAKSIZLIĞI MÜBAH KILMAZ”

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, CHP’li Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın gözaltına alınmasının ardından CHP kanadından gelen “Halkın seçtikleri hedefte” açıklamalarına sosyal medya üzerinden yanıt verdi. Özkaya, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’in paylaşımını alıntılayarak yolsuzluk ve liyakat eleştirilerinde bulundu.

Ali Özkaya, seçilmiş olmanın hukuki sorumluluktan muafiyet sağlamayacağını vurguladığı paylaşımında, “CHP’lilere göre eğer seçimi kazandınızsa size her şey mübahtır. Her türlü yolsuzluğu yaparsınız ama sütte leke olur sizde olmaz” diyerek tepkisini dile getirdi.

Milletvekili Özkaya, paylaşımında CHP’li yerel yönetimlerle ilgili şu maddeleri sıraladı:

“CHP’lilere göre eğer seçimi kazanırsanız size her şey mübahtır.”“Rüşvet alabilir, ihaleye fesat karıştırabilir veya irtikap yapılabilirsiniz çünkü sizi halk seçti,

‘’Pavyonunuzda çalışanları Belediyede işe alabilirsiniz çünkü sizi halk seçti,”

“Tüm çalışanları işten çıkartıp CHP teşkilatları ve yedi sülalenizi kapı çekmece Belediyede işe alabilirsiniz çünkü sizi halk seçti,”

“İşe aldığınız birçoğu bankamatik memuru olanların maaşını ödemek için belediye arsalarını şirkete aktarıp önceden anlaştınız kişilere ihalesiz ve 1 Tl ye bile satabilirsiniz çünkü sizi halk seçti,”

“Her türlü yolsuzluğu yaparsınız ama sütte leke olur sizde olmaz, Allah aşkına söyler misiniz; siz ne yiyip içiyorsunuz da hiç yüzünüz kızarmadan her ahlak dışı davranışı savunuyorsunuz…”

KADIN HAKLARI DİYORLAR AMA AHLAKSIZLIKLARI SAVUNUYORLAR

CHP’nin yıllardır kadın hakları ve İstanbul Sözleşmesi üzerinden yürüttüğü söylem, son dönemde ortaya atılan iddialarla birlikte yeniden tartışma konusu oldu. Sözde kadınların korunması ve onurunun savunulması gerektiğini dile getiren siyasi söylemler ile kamuoyuna yansıyan olaylar arasındaki çelişki, toplumda ciddi tepki çekiyor.

Kadınların bir “araç” ya da “meta” haline getirildiği ahlaksız ilişkiler özel hayat olarak savunuluyor. Seçim sürecinde HÜDA PAR’ın parti programında devletin kimsesiz kalan kadınlara maddi destek sağlaması gerektiğine dair önerisi CHP’li yöneticiler tarafından aylarca meydanlarda ‘kadınları sahiplendirecekler’ iftirasıyla gündem edilmişti. Uşak ve uçak ifşasında ise CHP’li isimlerin çocukları yaştaki kadınları nasıl sahiplenildiği kamuoyu tarafından bizzat görüldü.

USULSÜZLÜĞE KALKAN OLUYORLAR

CHP yönetiminin son dönemde yargıya intikal eden, belgeleriyle ortaya konan ve nihayetinde tutuklama kararlarıyla sonuçlanan belediye yolsuzlukları karşısındaki tavrı, siyaset sosyolojisinin en büyük tutarsızlıklarından birine dönüşmüş durumda. Bir yanda "şeffaflık" ve "hukukun üstünlüğü" sloganları atılırken, diğer yanda ağır suçlamalarla demir parmaklıklar ardına gönderilen isimlerin "parti aidiyeti" üzerinden hışımla savunulması, kamuoyu vicdanında derin bir yara açıyor.

Belediye koridorlarında dönen rüşvet çarkları, ihale yolsuzlukları ve kamuyu zarara uğratan somut suçlar nedeniyle yargı önüne çıkarılan isimler için CHP Genel Merkezi'nin ilk refleksi "Hukuk çiğneniyor" çığlığı atmak oluyor.

Siyasetin en kirli alışkanlığı olan "mahalle dayanışması", CHP’nin yerel yönetimler sınavında en büyük engeli haline geldi. Vatandaşın vergisiyle oluşan kamu bütçesinin, usulsüz ihalelerle buharlaştırıldığı iddiaları karşısında; "Başkanımız suçsuzdur, bu bir kumpastır" nakaratı artık inandırıcılığını yitiriyor.

Yargıya taşınan ve tutuklama kararıyla sonuçlanan dosyalarda yer alan iddialar, "siyasi rekabetin" çok ötesinde, doğrudan kamu bütçesinin zarara uğratılmasını içeriyor:

İhale Çarkı ve Rüşvet: Teknik takipler ve ortam dinlemeleriyle desteklenen dosyalarda; belediye ihalelerinin belirli firmalara verilmesi karşılığında "komisyon" adı altında rüşvet alındığı iddiaları, yargı tarafından tutuklama gerekçesi sayıldı.

Doğrudan Temin Soygunu: İhale kanununu arkadan dolanarak, milyonlarca liralık işlerin parçalara bölünerek yandaş isimlere "doğrudan temin" yoluyla peşkeş çekildiği iddiaları belgeleriyle dosyaya girdi.

Sahte Faturalar ve Hayali İşler: Yapılmayan hizmetlerin yapılmış gibi gösterilerek belediye kasasından ödeme alınması, operasyonların en somut ayağını oluşturdu.

2024 yerel seçimlerinin ardından "değişim" ve "şeffaflık" vaadiyle göreve gelen birçok CHP’li belediye, bugün adliye koridorlarında yolsuzluk, rüşvet ve irtikap (zorla menfaat sağlama) dosyalarıyla anılıyor. 2026 yılı itibarıyla tutuklu belediye başkanı sayısının yükselmesi, meselenin münferit hatalardan ziyade sistemik bir sorun olduğunu gözler önüne seriyor.

İSTANBUL: “BAĞIŞ” ADI ALTINDA İRTİKAP VE İHALE VURGUNU

İBB: Soruşturma, diğer ilçe belediyelerinden farklı olarak çok daha geniş çaplı ve "örgütlü bir mali yapı" iddiası üzerine kurulu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı ve Ekrem İmamoğlu dahil onlarca üst düzey ismin tutuklandığı dosyalardaki somut suçlamalar şunlar:

1. "Sistem" Adı Altında Örgütlü Yapı Kurma

İddianamenin en can alıcı noktası, belediye içinde yasal hiyerarşinin dışında paralel bir "karar mekanizması" kurulduğu iddiasıdır.

Belediye ihalelerinin kimlere verileceğine ve bu ihalelerden ne kadar "komisyon" alınacağına karar veren bir üst yapı oluşturma suçlaması yer alıyor.

2. İhale Fesadı ve "Adrese Teslim" Şartnameler

İBB iştirakleri olan İSFALT, İBİTEM ve İETT üzerindeki ihaleler mercek altında.

Şartnamelerin, ihaleyi alması önceden belirlenen firmanın elindeki teknik imkanlara göre (makine parkuru, personel sayısı vb.) özel olarak hazırlanması iddiası yer alıyor.

3. Kültür A.Ş. Üzerinden "Hayali Etkinlik" Vurgunu

En somut yolsuzluk iddiaları, konser ve organizasyon ihalelerinde yoğunlaşıyor.

Gerçekleşmeyen onlarca konser, söyleşi ve etkinlik için "yapılmış gibi" fatura kesilmesi iddiası bulunuyor

Sadece bir yıl içinde 278 Milyon TL’lik hayali iş yapıldığı ve bu paranın paravan şirketler aracılığıyla sisteme geri sokulduğu iddia ediliyor.

4. İETT Araç Bakım İhaleleri ve Kamu Zararı

İETT otobüslerinin bakım ve onarım ihalelerinin, yeterliliği olmayan tek bir firmaya (genellikle siyasi bağları olan isimlere) verildiği bildiriliyor.

Otobüslerin sürekli arızalanmasıyla oluşan kamu mağduriyetinin yanı sıra, bakım yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterilen sahte servis formları oluşturulduğu iddia ediliyor.

5. "Hizmet Pasaportu" ve İnsan Kaçakçılığı İddiası

Bazı belediye iştirakleri üzerinden "gri pasaport" çıkarılarak, belediye ile ilgisi olmayan kişilerin yurt dışına çıkarılması ve bu yolla haksız kazanç elde edildiği iddia ediliyor.

Büyükçekmece: Dosyadaki en ağır suçlama; inşaat ruhsatı ve iskan izni almak isteyen iş insanlarının, belediyeye bağlı basketbol takımına "bağış" yapmaya veya belediye yöneticilerinin yakınlarına ait hafriyat firmalarıyla çalışmaya zorlanması. Bu yöntemle milyonlarca liralık haksız kazanç sağlandığı teknik takiple belgelendi.

Beşiktaş: 29 Ekim kutlamaları ve diğer etkinlik ihalelerinin, hiçbir yeterliliği olmayan "paravan şirketlere" doğrudan temin yoluyla verilmesi ve bu paraların bir kısmının rüşvet olarak geri dönmesi suçlamasıyla tutuklandı.

Avcılar ve Gaziosmanpaşa: "İcbar suretiyle irtikap" (nüfuz kullanarak zorla para toplama) suçlamasıyla başkanlar cezaevine gönderildi. Vatandaşın yasal hakkı olan işlemlerin bile "harac"a bağlandığı iddia ediliyor.

Beykoz: "Suç örgütüne üye olmak" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlamalarıyla 13 kişiyle birlikte tutuklandı.

Adana ve Antalya: Büyükşehirlerde "Rüşvet Çarkı"

Adana Büyükşehir Belediyesi: Belediye ihalelerinde usulsüzlük ve organize rüşvet ağı kurma suçlamasıyla tutuklanarak görevden uzaklaştırıldı.

Seyhan ve Ceyhan: Adana’nın bu kritik ilçelerinde de başkanlar aynı dosya kapsamında "irtikap" suçlamasıyla tutuklu bulunuyor.

Antalya Büyükşehir ve Manavgat: Belediye kaynaklarının yandaş şirketlere aktarılması ve imar yolsuzlukları üzerinden yürütülen operasyonlarda en üst düzey yöneticiler cezaevine gönderildi.

İzmir ve Ege Hattı: "Zimmet" ve Sahte Faturalar

Menderes ve Menemen: Belediye kasasından hayali hizmetler için ödeme yapılması, sahte fatura düzenlenmesi ve belediye mülklerinin usulsüz satışı gibi somut suçlar dosyada yer alıyor.

Gökçeada: Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu kapsamında tutuklanan ilk isimlerden biri oldu.

ATATÜRKÇÜ MASKESİ

CHP çatısı altında patlak veren skandallar, sadece "usulsüzlük" boyutuyla değil, bu suçların nasıl savunulduğuyla da siyaset tarihine geçiyor. Kaçakçılıktan yakalanan vekilden, rüşvetle anılan belediye başkanına kadar herkesin ortak bir "çıkış kapısı" var: "Biz Atatürkçüyüz, bize operasyon yapılıyor."

CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün’ün lüks jipinde binlerce kaçak elektronik sigara yakalandığında, kamuoyu somut bir izahat bekliyordu. Ancak Ün’ün ilk tepkisi, suçun vahametini örtbas edercesine şu oldu: "Ben Atatürk ilke ve hedefleri doğrultusunda çalışan biriyim." Gümrük kapısından "çakarlı araç" imtiyazıyla mal kaçırmayı, bu savunma, ideolojinin nasıl bir "suç örtüsü" haline getirildiğinin en acı örneği olarak kayıtlara geçti.