Dünya genelinde demografik bir kış yaşanırken ve ülkeler hızla düşen doğurganlık oranlarına karşı çözüm ararken, CHP’den yine şaşırtmayan bir çıkış geldi. CHP Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Aylin Nazlıaka, hükümetin yayınladığı “Aile ve Nüfus 10 Yılı” genelgesini hedef alarak, küresel nüfus krizine karşı atılan adımları "kadını kuluçka makinesi gibi görmek" olarak nitelendirdi.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tamamı bugün nüfusun yaşlanması ve neslin devamlılığının tehlikeye girmesiyle karşı karşıya. Birçok Avrupa ülkesi ve Doğu Asya devleri, nüfuslarını korumak için devasa teşvik paketleri açıklarken, CHP’nin bu hayati meseleyi sadece "ideolojik bir çatışma" zeminine çekmesi tepkiyle karşılandı.
Uzmanlar, dünya genelinde yaşanan nüfus krizinin temelinde; aile yapısının zayıflatılması, evlilik yaşının ötelenmesi ve "bireysel özgürlük" adı altında servis edilen aile karşıtı projelerin yattığına dikkat çekiyor.
Nazlıaka’nın açıklamasındaki en dikkat çekici nokta ise yine İstanbul Sözleşmesi vurgusu oldu. Toplumun geniş kesimleri ve muhafazakar çevreler tarafından "ailenin temeline dinamit koyan bir proje" olarak görülen sözleşmeye geri dönülmesini şart koşan CHP, nüfus artışını teşvik etmenin yolunun bu sözleşmeden geçtiğini iddia ederek adeta akıl tutulması yaşıyor.
Küresel ölçekte aileyi ifsat eden yapıların en büyük dayanağı olan bir metni, nüfus planlamasının çözüm merkezi olarak sunmak, CHP’nin siyaseten en az 3 kilometre geriden geldiğinin kanıtı olarak yorumlanıyor.
Nazlıaka genelgede yer alan "doğurganlık oranlarının artırılması" hedefinden rahatsız oldu, kadını sadece "birey" parantezine hapsederek, toplumun en küçük birimi olan aileyi ve neslin devamını ikincil plana attı.