Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir basın mensubunun "Bazı bakanlıkların ayrılmasının gündemde olduğu konuşuluyor. Detay verebilir misiniz?" sorusu üzerine Çelik, bakanlıkların ayrılması ya da birleşmesiyle ilgili bir gündemin MYK'de konuşulmadığını, böyle bir gündemin bulunmadığını belirtti.

"DEM Parti Genel Başkanlarının ve sözcülerinin 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölgeye ilişkin AK Parti'ye bazı eleştirileri oldu. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Çelik, DEM Parti içerisinde gerçekten sorumlulukla konuşan, sağduyulu konuşan milletvekilleri olduğunu ifade etti.

Birkaç kişinin sistematik olarak tutum sergilediklerini dile getiren Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanı'mızı, Sayın Devlet Bahçeli'yi hedef aldılar. Daha sonra da bizim genel başkan yardımcılarımızı, bakanlarımızı hedef alıyorlar ve sürekli olarak da bunu kendilerinin çözüm istediği, AK Parti'nin ise buna karşı çıktığı şeklinde bir konumlandırma yapıyorlar. Tabii kullandıkları cümleler siyasi açıdan son derece niteliksiz cümleler. Yani siyasi bir karşılığı olmayan cümleler." diye konuştu.

Siyasette siyasi eleştirinin çok kıymetli olduğunu vurgulayan Çelik, "Biz eleştiri yapanları son derece saygıyla karşılarız. Fakat o cümlelerde, bizim bakanlarımızı, genel başkan yardımcılarımızı kişiselleştirerek hedef alan cümlelerde bir siyasi eleştiri yok. Daha çok birilerine mesaj vermeye çalışan bir faaliyet raporu gibi gözüküyor." dedi.

Çelik, birilerinin bu süreçlere karşı olabileceğini, onları gördüklerini belirterek, bu süreçle ilgili olarak AK Parti'de sorumluluk almış ve gayret eden kişilerin sistematik olarak hedef alınmasında bir algoritma bulunduğunu kaydetti.

Bu algoritmayı çok iyi tanıdıklarını, geçmiş süreçlerde de bunu gördüklerini anlatan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu algoritma şöyle çalışıyor, sürekli olarak çözümden bahseder, çözüme destek vermekten bahseder ama sürekli olarak maksimalist taleplerde bulunarak ya da kendilerinin dediklerinin dışındaki bir şeyi sürekli olarak yargılamaya çalışarak, sorgulamaya çalışarak esasında algoritmanın mantığı gereği çözümsüzlüğe hizmet eder. Yani 'çözüme karşıyım' diyemez ama algoritmayı böyle çalıştırır. Bu tabii çok yanlış bir şey. Yani siyasi eleştiri başka bir şey, faaliyet raporu başka bir şey.

Sayın Cumhurbaşkanı'mıza da zaman zaman niteliksiz sözler söyleyenler oldu. Sayın Devlet Bahçeli'ye dönük olarak da oldu. Bunlara gereken cevabı verdik. Ama şimdi sürekli olarak birilerinin 'Ben örgüt adına konuşmuyorum ama' diyerek cümle kurup, sürekli olarak örgütün söylediği cümleleri dillendirmesi, örgüttekilerin de siyasette konuşulması gereken konular konusunda bir yön vermeye çalışması, orada bir problem olduğunu gösteriyor. Bu problem tabii bizim problemimiz değil. Biz sonuç olarak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeden terörün Türkiye gündeminden çıkmasını anlıyoruz.

Bir de tabii bu cümleler kurulurken sürekli olarak 'Biz özgürlükten yanayız, çözümden yanayız, demokrasiden yanayız' diye kuruluyor. Önemli olan bu cümleleri kurmak değil. İsmi özgürlük ve demokrasi olan ama zıt yöne hareket eden çok sayıda parti var Avrupa'da."
"Sürekli iktidara, devlete, bakanlarımıza ödev veriyorlar"

DEM içerisinde sağduyulu, dengeli konuşan ve basiretli konuşan milletvekilleri bulunduğunun altını çizen Çelik, fakat birkaç kişinin de sistematik olarak çözümden yanaymış gibi cümleler kurup, aslında algoritmayı işletme biçimleri itibarıyla süreci enfekte etmeye dönük birtakım çıktılar ürettiklerini gördüklerini kaydetti.

Odaklandıkları konunun, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sağlıklı bir şekilde hedeflerine ulaştırmak olduğuna işaret eden Çelik, bu niteliksiz cümleleri kuranların sürekli olarak odağı ve merceği değiştirmeye çalıştığını ifade etti.

"Odak, PKK terör örgütünün feshedilmesi ve silahlarını tamamen bırakarak Avrupa'daki legal görünümlü yapılarıyla ve illegal yapılarıyla tamamen ortadan kalkmasıdır." diyen Çelik, bununla ilgili olarak da Meclis komisyonunda da ifade edilen bir teyit mekanizması olduğunu söyledi.

Bu cümleleri kuranlardan hiçbir tanesinin bugüne kadar "PKK silah bırakmalıdır" cümlesini kurmadığına dikkati çeken Çelik, bunun son derece dikkat çekici olduğuna işaret etti.

Çelik, "Sürekli olarak iktidara ödev veriyorlar, sürekli olarak devlete ödev vermeye kalkıyorlar, sürekli olarak bakanlarımıza, genel başkan yardımcılarımıza kişiselleştirilmiş birtakım saldırılarda bulunuyorlar. Tabii bizim odak noktamız Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak olduğu için bunlara tek tek cevap vermiyoruz. Ama bu şekilde konuşanların hiçbir şekilde 'PKK silah bırakmalıdır' cümlesini kurmamasının altını çiziyorum." şeklinde konuştu.

HÜRMÜZ BOĞAZI MESELESİ

Ömer Çelik, "Hürmüz Boğazı meselesi, nükleer program meselesi, birilerinin iddia ettiği nükleer silah meselesi, aynı zamanda orada savaşın sonunda bu saldırganlığın sonunda ortaya çıkmış insani kayıplar ve tazminatlar meselesi gibi bir sürü boyutu olan bir konu bu. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru saldırısından sonra hem bölgesel güvenlik hem küresel güvenlik açısından çok vahim sonuçlar ortaya çıktı.

Hatta biz diyorduk buradaki tablo sadece bölge barışını değil, bütün dünyayı etkiler diye. Bakın gelinen noktada artık NATO meselesi içerisinde bile çatlak olacak. Batı ittifakının içerisinde bile çatlak olacak bir noktaya gelinmiş oldu. Tabii tüm bunlar olurken İsrail'in barışı sabote etme faaliyetleri aynen devam ediyor. Gördüğümüz gibi. Mesela ne yapıyor. Lübnan'da insansızlaştırmaya çalışıyor. Litani Nehri'ne kadar olan bölgeyi, Lübnan'ı işgal etmeye çalışıyor. Gazze'yi insansızlaştırmaya çalışıyor. Batı Şeria'yı da gazzeleştirmeye çalışıyor. Bunu net bir şekilde görüyoruz" dedi.

Kaynak: AA