Nebeviyan, bu durumun müfettişlerin casusluk faaliyetlerine doğrudan karıştığını kanıtladığını savundu.
Fars Haber Ajansı’na verdiği röportajda Nebeviyan, “Ajansın çalışanları kesinlikle casus. Bu bir slogan değil, gerçeğin ta kendisi,” diyerek UAEA’nın güvenilirliğini sorguladı.
İranlı yetkili, İran’ın nükleer tesislerinin konumlarının nasıl öğrenildiğine dair şüphelerini dile getirerek, “Neden Natanz’da nükleer tesisimiz olduğunu biliyorlar? Genellikle bunu ya Amerikan uyduları ya da istihbarat kurumları vasıtasıyla öğreniyorlar,” dedi.
Nebeviyan, Ajans’ın Genel Direktörü Rafael Grossi’ye açık sorular yöneltti ve israilden bilgi aldığını iddia ederek, “israilden gelen belgeleri neden dikkate alıyorsunuz? israil Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na taraf mı?” dedi.
Ayrıca, İran İstihbarat Bakanlığı’nın geçmişte israilden yaklaşık 10 milyon belge ele geçirdiğini açıklayan Nebeviyan, “Biz NPT’ye taraf bir ülkeyiz, raporlarımızı Ajans’a teslim ediyoruz ama Grossi bu raporları israile iletiyor,” ifadelerini kullandı.
Nebeviyan, geçmişte Ajans’a teslim edilen gizli belgelerin henüz değerlendirilmeden önce israil ve Amerikan medyasında yayımlandığını ve bunun Ajans’ın sorumluluğunu gerektiren bir ihlal olduğunu belirtti.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, daha önce yaptığı açıklamada, ülkesinin UAEA ile iş birliğini sürdüreceğini ancak bunun sınırlı ve İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi gözetiminde olacağını belirtmişti.
Arakçi ayrıca, İran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazır olduğunu, ancak bu sürecin askeri bir çatışmaya dönüşmemesi gerektiğini belirtti. ABD’nin İran nükleer tesislerine saldırarak diplomatik süreci baltaladığını vurgulayarak, “Amerika, müzakere masasını terk edip tesislerimize saldırarak diplomasinin yolunu daha karmaşık hale getirdi,” dedi.





