Güncel

Bir asır sonra yine Versay: Bu kez yenilgiyi Trump imzaladı

ABD ile İran arasında varılan mutabakatın Fransa'daki Versay Sarayı'nda imzalanması dikkat çekti. Tarihte Almanya'nın yenilgiyi kabul ettiği ve ağır şartlara boyun eğdiği Versay Antlaşması ile özdeşleşen sarayda gerçekleşen imza töreni, "Bu sadece bir tesadüf mü?" sorusunu gündeme taşıdı.

Abone Ol

Tarihin en önemli diplomatik mekanlarından biri olan Versay Sarayı, bir kez daha uluslararası bir anlaşmaya ev sahipliği yaptı. Ancak bu kez Trump ABD ile İran arasında varılan mutabakat için imzasını attı.

Versay denildiğinde akla ilk gelen olay ise 28 Haziran 1919'da imzalanan Versay Antlaşması. Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Almanya'nın yenilgiyi kabul ettiği bu anlaşma, ülkeye ağır savaş tazminatları, askeri kısıtlamalar ve önemli toprak kayıpları getirmişti.

Versay Antlaşması'nın ağır şartları

Antlaşma kapsamında Almanya:

Savaşın sorumluluğunu kabul etti. Milyarlarca dolarlık savaş tazminatı ödemeyi taahhüt etti.

Ordusunu ciddi ölçüde küçültmek zorunda kaldı. Alsace-Lorraine başta olmak üzere önemli topraklarını kaybetti.

Ve Ren Bölgesi'ni askerden arındırmayı kabul etti.

Tarihçiler, bu şartların Almanya'da büyük bir ekonomik ve siyasi yıkıma yol açtığını, ilerleyen yıllarda Avrupa'yı yeni bir savaşa sürükleyen sürecin temellerini oluşturduğunu belirtiyor.

Versay tercihi ne anlama geliyor?

İşte bu nedenle Trump tarafından ABD ile İran arasındaki mutabakatın da aynı sarayda imzalanması dikkat çekici bulundu.

Bazı yorumculara göre Versay'ın tarihsel hafızası düşünüldüğünde bunun sembolik bir anlam taşıyabileceğini savunuyor.

Özellikle Versay'ın dünya kamuoyunda "yenilgiyi kabul etme" ve "ağır şartları imzalama" ile özdeşleşmiş olması, törenin yapıldığı mekanın tesadüfi olup olmadığı yönündeki tartışmaları artırdı.

Çünkü ABD'li senatörler için bu tam bir yenilgi imzası.

Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren, Kongre’de gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi: “İranlıların bu mutabakatta nasıl kazandığını anlıyorum, ancak bu anlaşmanın tek bir Amerikan ailesine bile nasıl yardımcı olduğunu gerçekten göremiyorum. Başkan Trump, neden bu savaşa girdiğimizi asla açıklayamadı; ancak bunun maliyeti artık açıkça ortaya çıktı.”

Kaliforniya Senatörü Demokrat Adam Schiff de gazetecilere bu anlaşmanın ABD için iyi bir anlaşma olmadığını söyledi. Schiff, “Bu, İran için harika; Amerika Birleşik Devletleri için ise korkunç bir anlaşma gibi görünüyor. Bu, gelecekte bir anlaşmaya ulaşmak için yapılmış bir anlaşma; ancak İran’a, bu şartları gerçekten kabul etmesi için fazla bir motivasyon vermiyor,” ifadelerini kullandı.

Senato İstihbarat Komitesi’nin en kıdemli Demokrat üyesi Mark Warner ise gazetecilere, “Başkanın zafer ilan edecek olmasından memnunum; çünkü bu savaş, Amerikalılara yüklediği maliyetler açısından bir felaket oldu. İnsanlar gelecekte bu savaşa bakacak ve bunun seçilmiş bir felaket olduğunu söyleyecekler. Amerika bugün, savaş başlamadan öncesine göre daha zayıf,” dedi.

Geçen ay Donald Trump’ın bir parti içi seçimdeki rakibini desteklemesinin ardından kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy de, “Bu, son on yılların en kötü dış politika hatasıdır,” dedi. Cassidy, “Savaştan önce Hürmüz Boğazı açıktı, İran yaptırımların baskısı altındaydı ve 13 asker hâlâ hayattaydı. Şimdi 13 Amerikalı öldü, aileler milyarlarca dolar yakıt masrafı ödedi, yaptırımlar kaldırılacak ve bombalamalar durdu. Bu, son on yılların en kötü dış politika hatasıdır,” ifadelerini kullandı.

Amerikan kanalı Fox News analisti Ben Shapiro da bu mutabakatın, ABD hükümetinin savaşın başında belirlediği temel hedeflerin hiçbirini gerçekleştirmeyen bir felaket gibi göründüğünü söyledi.