Türkiye’nin son 20 yılda önemli bir dönüşüm yaşadığını vurgulayan Erdoğan, “Öz yurdunda parya olan insanların, ülkenin en iyi işlerini yapacağına 20 sene önce kimse inanmazdı. Bugün ise yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en iyi işlerini yapan bir nesil bu topraklardan yetişiyor” dedi. Bu sürecin arkasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Adnan Menderes’ten Turgut Özal’a ve Necmettin Erbakan’a uzanan bir siyasi ve toplumsal omurganın bulunduğunu ifade etti.

Gençliğin sürekli “tehdit” ya da “sorun” olarak gösterilmesine karşı çıkan Erdoğan, toplumda karamsarlık üreten söylemlerin terk edilmesi gerektiğini söyledi. Gençliğe dair şikayetlerin tarih boyunca var olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Platon’dan İmam Gazali’ye kadar benzer yakınmaların görüldüğünü hatırlatarak çözümün, kurumların gençleşmesi ve gençlerin her koşulda desteklenmesi olduğunu dile getirdi.

Sivil toplum kuruluşlarının duruşuna ilişkin mesajlar da veren Erdoğan, “Birilerine şirin görünme çabası içinde olmadan Müslümanca bir duruş sergilemeliyiz” dedi. Toplumda “dindar olan insan iyidir” algısının yeniden güçlendirilmesi gerektiğini savunan Erdoğan, iyiliklerin kaynağının Müslümanlardan geldiğinin net biçimde ortaya konulmasının önemini vurguladı.

Kurumların artık yerel kalma lüksünün bulunmadığını belirten Erdoğan, İslam dünyası başta olmak üzere küresel ölçekte bağlantıları olan uluslararası sivil toplum yapılarının kurulması gerektiğini ifade etti. Erdoğan’a göre, bu tür uluslararası sivil toplum kuruluşlarının çıkabileceği en uygun ülke Türkiye ve burada yapılan çalışmalar tüm İslam coğrafyası için örnek teşkil ediyor.

Erdoğan, ''Biz Müslümanca duruş savunuyoruz. Birilerine şirin gözükmenin peşinde de asla olmayacağız. Hem herkese hitap edeceğiz. Hem kendi kimliğimize hitap edeceğiz. Yeniden bu toplumda ‘Dindar olan insan iyidir’ yargısını güçlendirmek zorundayız. Müslümanlar olarak bizim dinimizi doğru temsil etmemizin yolu, bu toplumda iyiliklerin kaynağının yine Müslüman insanlardan geldiğini, yine dindar insanlardan geldiğini muhakkak ve kesin şekilde yerleştirmekten geçtiğini düşünüyorum. Bizim kurumlarımızın yerel olma lüksü artık yok. Kesinlikle uluslararası olmak zorundayız. En azından Türk dünyasında, mümkünse İslam dünyasında, daha da iyisi bütün dünyada bağlantıları olan, irtibatları olan, mezunları olan vesaire uluslararası kurumlar olmak zorundayız. Çünkü İslam dünyasından bu tür uluslararası sivil toplum kuruluşlarının çıkacağı en birinci yegane ülke Türkiye. Başka ülkelerden böyle bir şey bekleyemeyiz. Bizim Türkiye’de yaptığımız iyi işlerle bütün İslam dünyasına örnek olma durumumuz şu anda var." diye konuştu.

Muhabir: Mehmet Yaman