Güney Asya ülkesi, eski diktatör Başbakan Şeyh Hasina’nın görevden uzaklaştırılmasının ardından ilk genel seçimini gerçekleştirdi.
Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) ve müttefikleri, eski lider Şeyh Hasina’nın 18 ay önce görevden uzaklaştırılmasının ardından yapılan tarihi ulusal seçimlerde ezici bir çoğunluk elde etti.
Hasina’nın seçimlere katılması yasaklanan Avami Birliği partisinin en güçlü rakibi olan BNP, 12 Şubat’ta yapılan seçimlerde Bangladeş Parlamentosu Jatiya Sangsad’daki 300 sandalyeden 212’sini kazandı. Basit çoğunluk için en az 151 sandalye gerekiyor. Oy sayımı sürerken parti, Pazar gününe kadar hükümeti kuracağını açıkladı.
Bangladeş, Ağustos 2024’te şiddetli bir halk ayaklanması sonucu diktatör Başbakan Şeyh Hasina’nın görevden ayrılmasından bu yana ilk ulusal seçimini gerçekleştirdi. Seçimler, Nobel Barış Ödülü sahibi Muhammed Yunus liderliğindeki geçici hükümet için önemli bir sınav olarak görülüyor.
Yunus, oylamanın ardından yaptığı açıklamada, “Hesap verebilir, kapsayıcı ve adalet temelli bir devlet inşa etme yolunda birlikte ilerleyeceğiz” dedi.
Seçimlerin yapılması, 8 Ağustos 2024’te göreve gelen geçici hükümetin temel görevlerinden biriydi. Yunus yönetiminin seçim takvimini açıklaması yaklaşık bir yıl sürdü ve bu gecikme ülkedeki ana siyasi aktörler tarafından eleştirildi.
Seçim yetkilileri, oy verme işleminin büyük ölçüde barışçıl geçtiğini bildirdi. Yerel basına göre, Perşembe günü 14 ayrı şiddet olayında en az 72 kişi yaralandı ve bir aday sandık merkezi dışında çıkan bir tartışma sonucu hayatını kaybetti.
Güney Bangladeş’in Faridpur bölgesinde kırsal alanlarda kadın seçmenlerin yoğun katılım gösterdiği gözlendi.
Faridpur’daki Tammulkhana Devlet İlkokulu sandık merkezinde oy kullanan Saleha Begum, sabah erken saatlerde gelmesine rağmen önünde çok sayıda kadın seçmen olduğunu söyledi. Seçim Komisyonu, genel katılım oranını yüzde 59,44 olarak açıkladı.
Toplam 2.058 adaydan yalnızca 83’ü kadındı. Oy pusulalarında 273 bağımsız aday yer aldı. Adayların 1.755’i 50 partiden geldi.
BNP’nin kesin zaferinin ardından parti liderleri destekçilerine sokak kutlamaları yapmamaları, bunun yerine dua etmeleri çağrısında bulundu ve seçimi bir zafer değil ulusal sorumluluk anı olarak niteledi.
İslami partilerin yükselişi
Hasina döneminde yasaklanan Bangladeş Cemaat-i İslami partisi de büyük zafer kazandı. Cemaat ve müttefikleri toplam 77 sandalye kazandı; bunun 68’i doğrudan Cemaat’e ait.
Hasina karşıtı 2024 öğrenci hareketinin öncülüğünde kurulan Ulusal Vatandaş Partisi (NCP) ise 6 sandalye kazandı. NCP Cemaat ile seçim öncesi ittifak yaptı.
Diktatör Hasina’nın Hindistan’a kaçmasından bu yana önemli muhafazakar liderler serbest bırakıldı ve İslami gruplar daha görünür hale geldi.
Zorba Avami Birliği’nin geçici yönetim tarafından yasaklanması ve kaydının askıya alınması siyasi dengeleri değiştirdi; BNP ve Cemaat, daha önce kazanma şansı bulamadıkları eski Avami Birliği kalelerinde yarışır hale geldi.
BNP, 1978’de eski Cumhurbaşkanı Ziaur Rahman tarafından kuruldu ve 17 yıldır iktidar dışında. Cemaat ise bağımsızlık sonrası Pakistan’la işbirliği gerekçesiyle yasaklanmış, 1976’da yeniden kurulmuş ve 1999’da BNP ile ittifak yapmıştı. 2001’de birlikte iktidara gelmiş ancak 2008’de seçimleri kaybettirilmişlerdi.
Çifte oylama ve anayasal reformlar
Seçim aynı zamanda çifte oylama niteliği taşıdı. Hem yeni hükümet seçildi hem de geçici hükümetin önerdiği büyük anayasal reformlar referanduma sunuldu.
Resmi verilere göre yaklaşık 48 milyon seçmen “evet”, 22 milyondan fazla seçmen ise “hayır” oyu verdi. Referandumda seçmenlere, 24 partinin desteklediği ve 80’den fazla reform önerisi içeren “Temmuz 2025 Şartı” paketini onaylayıp onaylamadıkları soruldu.
Siyasi analistler seçimlerin istikrar, ekonomik toparlanma ve demokratik geçiş için bir fırsat olabileceğini değerlendiriyor.
Küresel güçlerin rekabet alanı
Hasina hükümetinin düşmesi Güney Asya’daki jeopolitik dengeleri değiştirdi. Seçimler hem komşu ülkeler hem de küresel aktörler tarafından yakından izlendi.
Yaklaşık 400 uluslararası gözlemci seçimleri izledi; Hindistan’dan ise davete rağmen katılım olmadı.
Seçim sonuçlarının ardından Hindistan Başbakanı Narendra Modi, BNP lideri Tarique Rahman’ı tebrik etti.
Bangladeş, Hindistan için öncelikli bir ülke olmaya devam ederken ABD ile Çin arasında da rekabet alanı haline geldi. ABD, Bangladeş’e Çin savunma sistemlerine alternatif teklif etmeyi planladığını açıkladı. Çin ise bu açıklamaları “art niyetli” olarak niteledi.
Seçimden üç gün önce Yunus yönetimi ABD ile bir ticaret anlaşması imzaladı. Bu anlaşma savunma ve enerji alanında ABD’ye bağımlılığı artırabileceği ve Rusya veya Çin’le nükleer işbirliğini fiilen kısıtlayabileceği belirtiliyor.
BNP danışmanı Ziauddin Hyder, Rooppur Nükleer Santrali projesinin “tamamlanmış bir anlaşma” olduğunu ancak ABD ile yapılan anlaşmanın ülke aleyhine olması halinde yeniden müzakere edilebileceğini söyledi.
Rekabetin sahası neden bu kadar “elverişli” hale geldi?
Bangladeş’i rekabet açısından “değerli” yapan, bir ülkenin klasik kapasite göstergelerinden çok, konum ve bağlantısallık (connectivity) faktörleridir:
Bengal Körfezi (Bay of Bengal) hattı: Deniz ticaret rotaları, denizaltı kablo altyapısı, liman erişimi ve bölgesel deniz gözetleme/deniz güvenliği kapasitesi için kritik.
Hindistan’ın doğu kapısı / “yumuşak karın” algısı: Delhi açısından Bangladeş, hem iç güvenlik hem tedarik hatları hem de kuzeydoğu eyaletlerinin bağlantısı için kilit. Bu da ABD’nin “Hint-Pasifik” okumasında Bangladeş’i dolaylı biçimde daha önemli kılar.
Çin’in Güney Asya çevrelemesi / kuşak-yol bağlantısı: Pekin, Bangladeş’i “düşük maliyetli üretim, altyapı, lojistik” üçlüsünde tamamlayıcı bir halka olarak görür.
Bu yüzden 2025’te Bangladeş, ABD–Çin rekabetinde “ön cephe” değil ama kritik bir eklem noktasıdır; görünürde ekonomik ve ticari anlaşmalar; derinde ise güvenlik mimarisi ve nüfuz geometrisi.
Çin’in 2025 stratejisi
Çin’in Bangladeş’teki temel üstünlüğü, hızlı ve geniş ölçekli ekonomik araç setidir. 2025’te Çin’in yaklaşımını üç katmanda okumak gerekir:
1) Finansman ve proje paketleri: “hız” avantajı
Geçiş dönemlerinde hükümetler, hızlı sonuç ve somut çıktı ister:;yol, köprü, enerji, sanayi parkı, liman ekipmanı, dijital altyapı… Çin’in kredileri, hibeleri, EPC (mühendislik-tedarik-inşaat) kabiliyeti ve devlet destekli şirket ağı bu hızlı çıktıyı sunar.
Çin’in hedefi, “tek tek projeler” değil; birbiriyle bağlı proje kümeleri üzerinden Dhaka’nın ekonomik yönelimini kalıcılaştırmaktır. Bu kalıcılaştırma, yalnızca para vermekle olmaz; aynı zamanda Çinli yüklenicilerin ve tedarikçilerin zincir halinde yerleşmesi, bakım/onarım, yedek parça, yazılım güncelleme, mühendislik danışmanlığı gibi sürekli hizmet katmanlarının oluşması, böylece “bir kere kur, sonra ayrıl” değil; “kur, bağla, sürdür” modeli.
2) Ticaret ve tedarik zinciri: “görünmeyen kaldıraç”
Bangladeş’in ithalat kalemlerinde Çin ağırlığı arttıkça, Pekin’in elinde “kriz anlarında” kullanılabilecek fiyat/lojistik/teslimat kaldıraçları büyür. Bu illa ki “tehdit” olarak kullanılmak zorunda değildir; zaten “alternatifsizleşme” başlı başına nüfuz üretir.
2025’te Çin, Bangladeş’i yalnızca pazar olarak değil, “Çin merkezli Asya üretim ağının” düşük maliyetli bir uzantısı olarak konumlayarak, özellikle tekstil-hazır giyim değer zincirinde yukarıdan aşağı bir etki kurmaya çalışır: iplik, kumaş, makine, kimyasal, lojistik, finansman…
3) Stratejik sessizlik ve “iç işlerine karışmama”
Geçiş yönetimlerinin en hassas olduğu konu iç siyasetin meşruiyetidir. Pekin, geleneksel olarak “iç işlerine karışmama” çerçevesini öne çıkararak, Batı kaynaklı “insan hakları/kurumsal reform” baskısının yarattığı psikolojik maliyete kıyasla daha “konforlu” bir ortak gibi görünür. 2025’te bu, Çin’in yumuşak gücünü büyüten bir faktör oldu.
Çin 2025’te Bangladeş’te “yatırım–altyapı–ticaret” üçgeniyle yapısal bağları genişletmeye oynadı.
ABD’nin Stratejisi
ABD’nin Bangladeş’te Çin’e karşı en güçlü kartı, altyapıdan ziyade pazar ve standart alanlarında çıkar.
1) Ticaret/pazar kartı: Hazır giyimde “kapı bekçiliği”
Bangladeş’in ihracatının omurgası hazır giyim. ABD ve Avrupa pazarları, ülkenin döviz gelirinin ve milyonlarca istihdamın ana kaynağı. Bu nedenle Washington’un: tarife / tercihli erişim, tedarik zinciri standartları, işçi hakları/uyum mekanizmaları, yaptırım/denetim sinyalleri, gibi araçları, Dhaka için doğrudan “ekonomik hayat memat” anlamına gelebilir.
2025’te ABD’nin yaptığı şey çoğu zaman “Bangladeş’i Çin’den koparmak” değil; Bangladeş’in Batı pazarına bağını “stratejik kaldıraç” olarak tutmak oldu. Bu kaldıraç, Çin’in finansman hızına karşı bir denge oluşturur; Çin para verir; ABD pazar verir.
2) Savunma/teknoloji alternatifi: Çin sistemlerine bağımlılığı kırma denemesi
Bangladeş’in savunma tedarikinde Çin ağırlığı, Washington açısından iki risk üretir;
Sistem uyumsuzluğu / birlikte çalışabilirlik (interoperability) sorunu (ABD ve müttefikleriyle güvenlik işbirliğini zorlaştırır),
Çin’in bakım-arka kapı/teknolojik bağımlılık üzerinden uzun vadeli nüfuz üretmesi.
ABD’nin “alternatif sistemler” yaklaşımı bu yüzden önem kazanır. Ancak ABD’nin burada zorluğu, “teklif ettiği sistemlerin maliyet ve politik koşulları”dır. Dhaka, içerde kırılganken pahalı ve koşullu alımlara girmek istemez.
Bu noktada ABD’nin en etkili olduğu alanlar deniz güvenliği / kıyı gözetleme, istihbarat paylaşımı ve eğitim, kritik altyapı güvenliği, siber güvenlik kapasite inşası gibi “tam bir silah paketi” değil ama kademeli bağımlılık azaltımı sağlayan dosyalardır.
3) Dijital altyapı ve standartlar: “Görünmez savaş”
Çin’in dijital altyapı şirketleri (telekom, gözetleme, akıllı şehir, kamera ağları vb.) Güney Asya’da yaygın. ABD ise 2025’te bu alanda daha çok standart ve güvenlik ekseninden baskı üretir; veri güvenliği, kritik altyapının yabancı tedarikçiye bağımlılığı, denizaltı kablolar, siber dayanıklılık…
Bu, manşet olmayan ama devletlerin uzun vadeli yönelimini belirleyen bir alan kimin standardını kabul ediyorsanız, ekosistemi de ona göre kurarsınız.
Hindistan Faktörü: Rekabetin “gizli üçüncü köşesi”
Hindistan, 1971’de Bangladeş’in bağımsızlık sürecinde belirleyici rol oynadığı için Dhaka siyasetinde tarihsel bir “kurucu ortak” pozisyonuna sahipti. Ancak bu tarihsel meşruiyet zamanla iki farklı algıya evrildi:
Avami League çizgisinde: Hindistan, stratejik ortak ve güvenlik garantörü.
BNP ve milliyetçi çevrelerde Hindistan, iç siyasete müdahil olan ve egemenliği sınırlayan bir güç.
Bu ikili algı, 2025’te Hindistan’ın manevra alanını hem genişleten hem daraltan bir paradoks üretti.
Şeyh Hasina döneminde (2009–2024) Hindistan-Bangladeş ilişkileri en istikrarlı dönemini yaşadı.
Kuzeydoğu Hindistan’daki ayrılıkçı unsurların Bangladeş tarafından sınır dışı edilmesi, terör ve güvenlik işbirliği, elektrik ve enerji ticareti, transit koridorları (Hindistan’ın kuzeydoğusuna erişim), su paylaşımı ve sınır düzenlemeleri.
Delhi açısından Bangladeş, Çin’e karşı stratejik tampon ve istikrarlı bir komşu idi.
Hasina’nın devrilmesi Hindistan için üç boyutlu bir stratejik kayıp anlamına geldi; güvenilir siyasi partnerin kaybı, Çin’in alan kazanma ihtimali, Bangladeş iç siyasetinde milliyetçi-anti-Hindistan söylemin güçlenmesi
Delhi’nin en büyük endişesi, Bangladeş’in Çin eksenine kayması değil; Bangladeş siyasetinin Hindistan karşıtlığı üzerinden mobilize olması.
Delhi, 2025 boyunca Bangladeş iç siyasetinde açık taraf olmaktan kaçındı. Bunun nedeni:
Hindistan müdahalesi algısının ters tepmesi,
Bangladeş’te sokak siyasetinin hızla anti-Hindistan mobilizasyona dönüşebilmesi.
Bu nedenle Hindistan stratejisi üç ayak üzerine kuruldu.
Güvenlik hatlarını açık tutmak, ekonomik bağı sürdürmek, Çin etkisini sınırlamak
Bangladeş’in Çin’le altyapı ve savunma ilişkilerinin artması Hindistan için şu riskleri üretir:
Deniz erişimi ve lojistik altyapıda Çin varlığı, radar/deniz gözetleme ağlarında Çin etkisi,
Liman modernizasyonu üzerinden uzun vadeli stratejik bağımlılık.
Hindistan, Bangladeş’i Çin’den tamamen koparmayı hedeflemiyor; ancak şu çizgiyi korumak istiyor:
Bangladeş Çin’le ticaret yapabilir ama Çin’in güvenlik ayağı derinleşmemeli.