manşetler

ATEŞKESE RAZI OLMAK ZORUNDA KALDI ABD HÜRMÜZ’DE BOĞULDU

Sahada beklediği hızlı zaferi elde edemeyen, artan askeri kayıplar ve küresel enerji kriziyle sıkışan ABD, bir kez daha geri adım atarak İran’ın şartlarını içeren ateşkese razı oldu. Hürmüz Boğazı’nın denetiminde yeni bir dönemin kapısını aralayan bu süreç, Washington’un askeri ve stratejik üstünlük iddiasının müttefikleri tarafından ciddi biçimde sorgulanmasına yol açtı.

Abone Ol

Afganistan ve Irak hezimetini yaşayan ABD bir kez daha sahada kaybetti. Washington’un İran’da "rejimi devirme ve füzeleri imha etme" vaadiyle başlattığı harekat, Pentagon’un savaş oyunlarında hesaplayamadığı bir direniş duvarına çarptı. Sahada Amerikan uçakları alev alıp düşerken "yüzen kaleler" olarak pazarlanan uçak gemileri ise isabet alıp sarsıldı. Bu süreçte Trump, uğradığı her askeri aşağılanmanın ardından kameralar karşısında diplomatik tüm nezaketi bir kenara iterek galiz küfürler savurmaya ve tüm bir İran halkını haritadan silmekle tehdit eden bir soykırım retoriğine sığındı. Ancak bu gürültülü tehditler, Amerikan ordusunun yaşadığı somut mağlubiyeti gizlemeye yetmedi; aksine "yenilmez" denilen gücün stratejik çaresizliğini tüm dünyaya ilan etti. Savaşın bilançosu, sadece düşen uçaklarla ve bölgede harabeye dönen üslerle sınırlı kalmadı; ABD kendi eliyle küresel ekonominin boğazına bir ilmek geçirdi. Savaştan önce "ücretsiz ve açık" olan Hürmüz Boğazı, harekatın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından İran’ın mutlak denetimine ve geçiş ücreti uygulamasına geçti. Küresel güç olduğunu iddia eden ABD, kendi başlattığı yangının içinde kavrularak, bu yeni statükoyu kabul eden bir ateşkese razı olmak zorunda kaldı.

Anlaşma kapsamında Tahran yönetimi, küresel ticaret açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı geçici olarak yeniden açmayı kabul etti. Ateşkes süreci, Pakistan’ın arabuluculuğunda ilerledi. İran ve ABD, müzakerelere 10 Nisan’da Pakistan’ın başkenti İslamabad’da başlamayı planlıyor.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran İslam Cumhuriyeti ile ABD ve müttefiklerinin, Lübnan da dahil olmak üzere her yerde derhal yürürlüğe girecek bir ateşkes konusunda anlaştıklarını açıkladı.

Şerif, bu gelişmeyi “bilge bir adım” olarak nitelendirerek her iki ülke liderliğine teşekkür etti ve taraf heyetlerini, tüm anlaşmazlıkların nihai çözümüne yönelik görüşmeleri sürdürmek üzere cuma günü İslamabad’a davet etti.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, soykırımcı israilin de ateşkesi onayladığı bildirildi. Trump, İran’a yönelik saldırı planlarını askıya aldığını duyururken, Tahran’dan gelen 10 maddelik öneriyi “uygulanabilir bir müzakere zemini” olarak nitelendirdi.

İran tarafından hazırlanan planın; Hürmüz Boğazı’nda yeni bir düzen oluşturulması, İran’ın müttefiklerine yönelik saldırıların sona erdirilmesi ve ABD ordusunun Orta Doğu’dan çekilmesi gibi başlıkları içerdiği ifade edildi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ateşkes ilanının ardından yaptığı açıklamada, İran’a yönelik saldırıların durması halinde ülkenin savunma faaliyetlerini durduracağını duyurdu.

Arakçi, iki hafta boyunca Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde ve teknik sınırlamalar gözetilerek güvenli şekilde sağlanacağını belirtti.

Taraflar, iki haftalık süre içinde kalıcı bir ateşkes ve uzun vadeli barış için müzakereleri ilerletmeyi hedefliyor.

İRAN’DAN 10 ŞART

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, yaptığı açıklamada, İran’ın ve “direniş ekseninin” ABD ve israile karşı son 40 günde “büyük bir zafer” elde ettiğini ve Washington’un Tahran’ın sunduğu 10 maddelik planı kabul etmeye zorlandığını duyurdu.

Konsey, savaşın başlamasından yaklaşık 10 gün sonra karşı tarafın zafer kazanamayacağını anladığını ve çeşitli kanallar aracılığıyla İran’la temas kurarak ateşkes talep ettiğini bildirdi.

Açıklamaya göre İran’ın sunduğu 10 maddelik plan şunları içeriyor:

-ABD'nin tüm saldırgan eylemlerine kalıcı olarak son vermeyi garanti etmesi

-İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün devam etmesi

-İran'a uygulanan tüm temel yaptırımların kaldırılması

-İran kurumlarıyla iş yapan yabancı kuruluşlara yönelik tüm yaptırımların kaldırılması

-Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin İran'ı hedef alan tüm kararlarının sona erdirilmesi

-İran'ın nükleer programına ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın tüm kararlarının iptal edilmesi

-İran'a savaş zararları için tazminat ödemesi

-ABD ordusunun Orta Doğu'dan çekilmesi

-israilin Lübnan'a yönelik saldırıları da dahil olmak üzere tüm cephelerde ateşkes sağlanması

NETANYAHU LÜBNAN KARARINA UYMUYOR

Soykırımcı israil, ABD’nin İran’a yönelik saldırıları durdurma kararına destek verirken, Pakistan başbakanını yalanlayarak ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını söyledi.

Soykırımcı israil Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaptığı açıklamada, “israil’in Trump’ın İran’a yönelik saldırıları iki haftalığına askıya alma kararını desteklediğini” söyledi.

Netanyahu, “israil, İran’ın nükleer silahlar, balistik füzeler ve terör yoluyla artık ne ABD’ye, ne israile ne İran’ın komşularına ne de dünyaya tehdit oluşturmamasını sağlamak için ABD’nin çabalarını desteklemektedir” dedi.

Ancak Netanyahu ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını söyledi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise yaptığı açıklamada, ülkesinin arabuluculuğu sonucunda ABD ile İran’ın Lübnan dahil olmak üzere “her yerde” ateşkes konusunda anlaştığını duyurmuştu.

Ateşkes kararının ardından israil ordusu güneydeki Safad ve Savane beldelerine sabah saatlerinde hava saldırıları gerçekleştirdi. Ayrıca Sur kentine bağlı Şebriha beldesinde saldırı tehdidinde bulunduğu noktayı hedef aldı.

Lübnan'ın doğusundaki Bekaa bölgesinde bulunan Meşgara beldesi de hava saldırısına uğradı.

Hizbullah ise israile saldırıları durdurması ve güneyden çekilmesi için süre verdi.

LAPİD: ATEŞKES KARARI TARİHİ FELAKET

İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik savaşı ilk günden beri destekleyen israil muhalefet lideri Yair Lapid, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkese sert tepki gösterdi. Lapid, alınan kararların israilin ''ulusal güvenliğini'' doğrudan ilgilendirmesine rağmen sürece dahil edilmediğini belirterek, yaşananları “tarihi bir siyasi felaket” olarak nitelendirdi.

Lapid, yaptığı açıklamada, “Tüm tarihimiz boyunca böylesine büyük bir siyasi felaket yaşanmadı. Ulusal güvenliğimizin özünü ilgilendiren kararlar alınırken israil masada bile yoktu” ifadelerini kullandı.

Soykırımcı israil ordusunun görevini yerine getirdiğini ve halkın ''güçlü bir direniş'' sergilediğini söyleyen Lapid, buna karşın Başbakan Binyamin Netanyahu’nun hem siyasi hem de stratejik açıdan başarısız olduğunu belirtti. Lapid, Netanyahu’nun kendi belirlediği hedeflerin hiçbirine ulaşamadığını dile getirdi.

Netanyahu’yu “kibir, ihmal ve stratejik planlama eksikliği” ile suçlayan Lapid, bu süreçte ortaya çıkan siyasi ve stratejik hasarın giderilmesinin yıllar alacağını ifade etti.

Lapid sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı;

Ordu kendisinden istenen her şeyi yaptı, halk inanılmaz bir direniş gösterdi; ancak Netanyahu siyasi olarak başarısız oldu, stratejik olarak başarısız oldu ve kendi koyduğu hedeflerin hiçbirine ulaşamadı.

Netanyahu’nun kibri, ihmali ve stratejik planlama eksikliği nedeniyle neden olduğu siyasi ve stratejik hasarı onarmamız yıllar alacak.”

MAARİV: SAVAŞ İRAN’IN ZAFERİYLE BİTTİ

Soykırımcı israil gazetesi Maariv, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı yürütülen savaşın sonuçlarının 41 günün ardından İran lehine bir üstünlüğe işaret ettiğini belirtti. Gazete, 41 gün süren çatışmalar ve israilde 5 binden fazla binanın yıkılmasıyla sonuçlanan sürecin İran’ın zaferiyle bittiğini, ABD ve “israil”in ise “genel anlamda stratejik bir teslimiyet sayılabilecek” bir anlaşmayla sahadan çıktığını yazdı.

Gazete, İran liderliğinin hedef alınmasına rağmen rejimin devrilmediğini vurguladı. Açıklamada, İran’ın ilk darbelere rağmen ayakta kaldığı ve nükleer programının da varlığını sürdürdüğü ifade edildi.

Bu durumun, “ilk darbe ile rejimi çökertme” stratejisinin başarısız olduğunu gösterdiği belirtilirken, İran’ın siyasi ve askeri yapısının ayakta kaldığına dikkat çekildi.

Maariv’e göre İran, 41 günün sonunda hala operasyonlarını sürdürebilecek kapasiteye sahip ve yeni bölgesel denklemde kendisini merkezi bir güç olarak konumlandırıyor.

Gazete, İran’ın taktik düzeyde ABD’ye büyük ölçüde kendi şartlarıyla yazılmış bir anlaşmayı kabul ettirdiğini, bunun da bölgesel aktörler üzerinden pazarlanarak hayata geçirildiğini aktardı. ABD’nin kendi sunduğu formülün ise reddedildiği belirtildi.

Maariv, bu gelişmenin Tahran’ın şart dayatan taraf haline geldiğini ve Washington ile “Tel Aviv”in hedeflerinden geri adım attığını gösterdiğini ifade etti.

Ayrıca İran’ın çatışma boyunca son ana kadar ateşi sürdürdüğü ve “son kurşunu atan taraf olduğu” vurgulandı.

Gazete, Hürmüz Boğazı’nın İran için stratejik bir nüfuz alanına dönüştüğünü, Tahran’ın bu kritik geçiş noktası üzerindeki kontrolünün fiilen kabul edildiğini yazdı. Bu durumun, İran’a küresel deniz ticareti üzerinde doğrudan etki imkânı verdiği ve gemilerden geçiş ücreti talep etme girişimlerinin gündemde olduğu ifade edildi.

Maariv, “israil’in Lübnan sahasında savaşı kaybettiğini” belirterek, İran’ın Hizbullah ile ilişkisini kesmediğini ve ateşkesin Lübnan’ı kapsamasına rağmen silahsızlanmayı içermediğini vurguladı.

Gazeteye göre, “İran ve müttefikleri bu çatışmadan galip çıkan tek taraf olarak görünüyor” ve ABD ile “israil” savaşta ciddi kayıplar yaşadı.

Haberde, savaşın israil içinde geniş çaplı yıkıma yol açtığı da aktarıldı. Havalimanlarının kapanması, İran, Yemen ve Lübnan’dan atılan binlerce füze ve çok cepheli çatışmalar sonucu çok sayıda can kaybı ve yaralanma yaşandığı belirtildi.

Toplamda 5 binden fazla binanın hasar gördüğü ya da yıkıldığı ifade edilirken, israil ekonomisinin 41 gün boyunca “neredeyse tamamen felç” olduğu kaydedildi.

DEMOKRATLAR: ATEŞKES YETMEZ, SAVAŞ TAMAMEN SONA ERMELİ

ABD Kongresi’ndeki Demokrat isimler, İran ile sağlanan iki haftalık ateşkesin yeterli olmadığını belirterek Trump yönetimine yönelik eleştirilerini artırdı ve savaşın tamamen sona erdirilmesi için “Savaş Yetkileri” kararı talep etti.

Temsilciler Meclisi Demokrat Lideri Hakeem Jeffries, CNN’e yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki iki haftalık ateşkesin yetersiz olduğunu vurgulayarak, Donald Trump’ın “kendi tercihiyle başlattığı pervasız savaşa” kalıcı bir son verilmesi gerektiğini söyledi.

Jeffries, Demokratların Meclis Başkanı Mike Johnson’dan Temsilciler Meclisi’ni acilen yeniden toplantıya çağırmasını istediklerini belirterek, “Bu çatışmayı kalıcı olarak sona erdirecek bir Savaş Yetkileri kararı geçirilmeli” dedi.

Kongre’nin önümüzdeki hafta yeniden toplanacağını ifade eden Jeffries, Demokratların usul haklarını kullanarak böyle bir tasarı sunacaklarını ve kabul edilmesi için yalnızca bazı Cumhuriyetçilerin desteğine ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Jeffries, Amerikan halkının bu “düşüncesiz savaşa” güçlü şekilde karşı çıktığını belirterek, milyarlarca doların İran’a bomba atmak için harcanmasının kabul edilemez olduğunu, buna karşın yaşam maliyetlerini düşürmeye yönelik harcamaların reddedildiğini söyledi.

Trump’ın davranışlarını “dengesiz, başkanlık makamına yakışmayan ve vicdansız” olarak nitelendiren Jeffries, ABD’nin herhangi bir plan, hedef ya da çıkış stratejisi olmadan 12’den fazla ülkeyi kapsayan bir savaşa sürüklendiğini ve bunun ulusal güvenliği güçlendirmediğini ifade etti.

Ayrıca bu savaşın, artan yakıt fiyatları nedeniyle Amerikalıların hayatını daha pahalı ve daha tehlikeli hale getirdiğini, özellikle orta ve işçi sınıfını olumsuz etkilediğini vurguladı.

Senato Demokrat Lideri Chuck Schumer ise Trump’ın “saçma böbürlenmesinden geri adım atmasından ve bir çıkış yolu aramasından memnun olduğunu” söyledi.

Demokrat Temsilci Ro Khanna da Trump’ın geri adım atmasının Amerikan halkının, özellikle ilerici aktivistlerin ve savaş karşıtı muhafazakârların baskısı sayesinde olduğunu belirterek, savaş karşıtı ve işçi sınıfını destekleyen geniş bir koalisyon kurulması çağrısında bulundu.

Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez ise Trump’ın açıklamasının durumu değiştirmediğini belirterek, “İran halkını yok etmekle tehdit etti ve hala bu tehdidi sürdürüyor” dedi. Ocasio-Cortez, hem ABD’nin hem de dünyanın riske atılamayacağını söyleyerek Trump’ın görevden alınması çağrısını yineledi.

FİLİSTİNLİ GRUPLAR: SİYONİST PROJE YENİLGİYE UĞRADI

Filistinli direniş grupları, İran ve direniş ekseninin elde ettiğini belirttikleri “tarihi ve stratejik zaferi” memnuniyetle karşıladı. Gruplar, Washington ve İsrailin Tahran’ın şartlarını kabul ederek ateşkese razı olmasının, bölgedeki güç dengelerinde köklü bir değişime ve yeni bir caydırıcılık dönemine işaret ettiğini vurguladı.

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, geçici ateşkes ilanının “İran halkının direnişi, sahadaki güçlü karşılığı ve siyasi kararlılığının bir sonucu” olduğunu belirterek, bunun ABD’nin “maksimum baskı” politikasının açık bir başarısızlığı olduğunu ifade etti.

Cephe, İran Devrim Muhafızları, ordu ve İran halkının rolünü överken, bölgedeki direniş güçlerinin dayanışmasını ve İran iç cephesinin sağlamlığını da takdir etti. Ayrıca dünya kamuoyuna “saldırıların tamamen durdurulması ve Trump ile Netanyahu’nun savaş suçlarından hesap vermesi” için baskıyı sürdürme çağrısı yaptı.

Filistin Direniş Komiteleri ise, karşı tarafın İran’ın şartlarını kabul etmesini “siyonist sömürge projesi için ağır ve stratejik bir yenilgi” olarak nitelendirdi. Açıklamada, bu gelişmenin “Büyük İsrail projesinin sonunu ilan eden yeni bir dönemin başlangıcı” olduğu ifade edildi.

Filistin Mücahitler Hareketi de İran’ın kararlılığını ortaya koyduğunu ve düşmanın planlarını boşa çıkardığını belirtti. Hareket, askeri gelişmelerin ABD ve İsrail sistemlerinin “kırılganlığını” ortaya çıkardığını savunarak, “tek taraflı hakimiyet döneminin sona erdiğini” ifade etti.

Açıklamada, direnişin halkların haklarını ve kaynaklarını koruyacak yeni dengeler kurmanın tek yolu olduğu vurgulandı.

TÜRKİYE: ATEŞKESİ MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabı üzerinden ateşkese ilişkin bir mesaj yayımladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "28 Şubat’tan beri bölgemizi yangın yerine çeviren savaşta dün gece ilan edilen ateşkesten memnuniyet duyuyoruz" açıklamasında bulundu. Erdoğan, "Olası tahrik ve sabotajlara fırsat verilmeden ateşkesin sahada tam olarak uygulanmasını temenni ediyoruz" dedi.

"Başta dost ve kardeş Pakistan olmak üzere ateşkes ilanına giden süreçte katkısı olan tüm aktörleri canı gönülden tebrik ediyoruz." diyen Erdoğan, "Savaş, çatışma, gerilim ve zulümlerden çok çekmiş coğrafyamızın bir an önce barışa, huzura, istikrara kavuşması samimi temennimizdir. Türkiye, bölgesinde ve dünyada barışın sesini yükseltmeye devam edecektir." ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı da, ABD ve İran arasındaki 2 haftalık ateşkese ilişkin, "Bölgedeki savaşta ilan edilen geçici ateşkes kararını memnuniyetle karşılıyoruz." açıklamasında bulundu.

Açıklamada, "Bölgedeki savaşta ilan edilen geçici ateşkes kararını memnuniyetle karşılıyoruz. Geçici ateşkesin sahada tam olarak uygulanması gerektiğini vurguluyor ve tüm tarafların varılan mutabakata bağlı kalmasını ümit ediyoruz." ifadeleri kullanıldı.

Kalıcı barışa giden yolun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenle mümkün olacağı vurgulanan açıklamada, Türkiye'nin Pakistan'ın başkenti İslamabad’da yapılacak müzakerelerin başarıyla sonuçlanması için her türlü desteği vermeyi sürdüreceği belirtildi.

Açıklamada, "Bu süreçte üstlendiği rolden dolayı kardeş Pakistan’ı tebrik ediyor, barışa katkı sunan tüm girişimlerin devamını diliyoruz." değerlendirmesi yer aldı.

AVRUPA’DAN ATEŞKESE DESTEK

ABD ile İran arasında ilan edilen ateşkese uluslararası destek mesajları gelirken, Avrupalı liderler bu gelişmenin kalıcı ve kapsamlı bir barışa dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ateşkes anlaşmasını “çok iyi bir gelişme” olarak nitelendirerek, anlaşma şartlarına tüm bölgede tam olarak uyulması gerektiğini söyledi.

Macron ayrıca Lübnan’daki durumun “hala kırılgan” olduğunu belirterek, bölgesel istikrar için tarafların ateşkese bağlı kalması çağrısında bulundu.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in ofisi, Starmer’ın bölge liderleriyle görüşmek üzere Körfez’e gideceğini duyurdu. Starmer, ateşkesi “bölge ve dünya için bir nefes alma anı” olarak tanımladı ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını garanti altına alacak kalıcı bir anlaşma için ortaklarla çalışılması gerektiğini belirtti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de ateşkesi memnuniyetle karşıladı ve önümüzdeki günlerde diplomasi yoluyla savaşın tamamen sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Merz, Almanya’nın Hürmüz Boğazı’nda “seyrüsefer özgürlüğünün” sağlanmasına katkı sunacağını ifade etti. Almanya Dışişleri Bakanı ise ateşkesi “kalıcı barışa giden ilk kritik adım” olarak değerlendirdi.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ateşkesi memnuniyetle karşıladığını ancak bunun sadece geçici bir rahatlama olduğunu belirterek, “Bu mola bize yaşanan yıkımı unutturmamalı. Dünyayı ateşe verip sonra söndürmeye çalışanlar alkışlanmamalı” dedi.

İspanya Dışişleri Bakanı da Trump’ın verdiği süre zarfında dünyanın “felaketin eşiğine geldiğini” belirterek, tehlikenin tamamen geçtiğini söylemek için erken olduğunu ifade etti.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise ateşkesin “diplomasiye alan açan gerekli bir fırsat” sunduğunu söyledi.