Adalet Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında arabuluculuğa taşınan uyuşmazlıkların yüzde 54’ü anlaşmayla sonuçlanırken, uygulama mahkemelerin iş yükünün azaltılmasına da önemli katkı sağladı.
Türkiye’de yargı süreçlerinin hızlandırılması ve vatandaşların uyuşmazlıklarını daha kısa sürede çözebilmesi amacıyla uygulanan arabuluculuk sistemi, son yıllarda hukuk dünyasının en önemli mekanizmalarından biri haline geldi. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında yürütülen sistem, tarafların bağımsız ve tarafsız bir arabulucu eşliğinde bir araya gelerek anlaşma zemini aramasına dayanıyor. Arabuluculukta karar veren bir hâkim bulunmuyor; çözüm, tarafların ortak iradesiyle şekilleniyor.
Arabuluculuk günümüzde özellikle işçi-işveren uyuşmazlıkları, ticari davalar, tüketici uyuşmazlıkları ve kira ilişkisinden kaynaklanan anlaşmazlıklarda yaygın olarak uygulanıyor. Son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle birlikte kira uyuşmazlıkları, kat mülkiyetinden doğan ihtilaflar, ortaklığın giderilmesi davaları ve bazı komşuluk hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar da dava şartı arabuluculuk kapsamına alındı. Bu alanlarda mahkemeye başvurulmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekiyor.
Uzmanlara göre arabuluculuğun en önemli avantajı zamandan tasarruf sağlaması. Yıllarca sürebilen dava süreçleri yerine taraflar çoğu zaman birkaç hafta içerisinde müzakere masasında çözüm üretebiliyor. Bunun yanında dava harçları ve uzun yargılama giderleriyle karşılaşılmaması, sürecin daha ekonomik yürütülmesine olanak tanıyor. Arabuluculuk görüşmelerinin gizli yürütülmesi ise özellikle ticari ilişkilerin ve iş hayatındaki profesyonel bağların korunmasına katkı sağlıyor.
Süreç, taraflardan birinin arabuluculuk bürosuna başvurmasıyla başlıyor. Sistem tarafından görevlendirilen arabulucu, tarafları görüşmeye davet ediyor ve müzakere sürecini yönetiyor. Taraflar anlaşmaya varırsa hazırlanan anlaşma belgesi hukuki sonuç doğuruyor. Anlaşma sağlanamaması halinde ise taraflar dava açma hakkını kullanabiliyor. Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda ise arabuluculuk son tutanağı alınmadan doğrudan dava açılması mümkün olmuyor.
Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan 2025 yılı adalet istatistikleri, sistemin yargıya olan etkisini de ortaya koydu. Verilere göre yalnızca 2025 yılında arabuluculuğa taşınan uyuşmazlıkların yüzde 54’ünde anlaşma sağlandı. Aynı dönemde iş uyuşmazlıklarında müzakeresi tamamlanan 1 milyon 164 bin 809 dosyanın 850 bin 210’u anlaşmayla sonuçlandı. Tüketici uyuşmazlıklarında 202 bin 31 dosyanın 74 bin 145’inde, ticari uyuşmazlıklarda ise 253 bin 64 dosyanın 60 bin 492’sinde uzlaşma sağlandı.
Bakanlık verileri, arabuluculuğun mahkemelerin iş yükünü azaltmada da önemli bir rol üstlendiğini gösteriyor. 2025 yılında arabuluculuk sayesinde hukuk mahkemelerinin iş yükü yüzde 25,4, iş mahkemelerinin iş yükü yüzde 77,5, tüketici mahkemelerinin iş yükü yüzde 46,1 ve asliye ticaret mahkemelerinin iş yükü yüzde 32,9 oranında azaldı. Bu sonuçlar, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yargı sisteminin etkinliğini artıran önemli araçlar arasında yer aldığını ortaya koyuyor.
Hukukçular, arabuluculuğun yalnızca mahkemelerin yükünü azaltan bir mekanizma olmadığını, aynı zamanda toplumsal uzlaşma kültürünü güçlendiren bir yöntem olduğunu vurguluyor. Tarafların kendi çözümlerini üretmesi, kazanan-kaybeden anlayışı yerine ortak fayda temelinde sonuç alınmasını sağlıyor. Bu yönüyle arabuluculuk, modern hukuk sistemlerinde giderek daha fazla önem kazanan alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının başında geliyor.