JPMorgan’ın analizine göre altın yükseliş trendini sürdürmeye devam edecek. Sarı metalde düşüş yönünde pozisyon almanın isabetli olmadığı belirtiliyor. Bu görüşün temel gerekçesi, gelişmekte olan ülkelerin merkez bankası rezervleri içinde altının payının hala yalnızca yüzde 19 seviyesinde olması. Bu oran gelişmiş ülkelerde yaklaşık yüzde 47 düzeyinde bulunuyor. Bu durum Çin, Hindistan, Polonya ve Brezilya gibi ülkelerin altın alımlarını sürdürmesini gerekli kılıyor.
Bireysel yatırımcıların altına yönelimi son dönemde artmış olsa da hala tarihsel ortalamalar çerçevesinde seyrediyor. Yatırım fonlarının elindeki altın ise merkez bankası rezervlerinin yalnızca yüzde 8’i düzeyinde; bu da fonların piyasa üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu gösteriyor. Altın, son 20 yılda jeopolitik risklere ve enflasyona karşı güvenli liman olduğunu kanıtladı. Küresel dalgalanma dönemlerinde dört haftalık süreçte yaklaşık yüzde 1,8 getiri sağlaması, BNP Paribas, Goldman Sachs ve Deutsche Bank gibi küresel bankaların da vurguladığı üzere, onu güçlü bir korunma aracı haline getiriyor.
Sert yükseliş sonrası makul düzeltme
Hansen, piyasalarda görülen geri çekilmelerin “gerekçeli” olduğunu belirtiyor. Yıl sonu ve ocak ayından bu yana yalnızca altın değil gümüşte de güçlü fiyat artışları yaşandığına dikkat çekiyor. Güçlü ralliler sonrasında piyasaların “tarafsızlığını kaybettiğini” ve mevcut hareketin bu aşamada doğal bir denge süreci olduğunu ifade ediyor.
Yaşananların geçici bir düzeltme değil, uzun vadede sağlıklı bir gelişim süreci olduğunu savunan Hansen, altının 5.000 dolar seviyelerinde istikrar kazanabileceğini öngörüyor. Fiyatların yeniden konumlanması, trendin tersine dönmesi değil; hızlı kazançların ardından bir denge arayışı olarak değerlendiriliyor.
Yapısal faktörlerle desteklenen yükseliş
Hansen’e göre altının yükseliş eğilimi yapısal temellere dayanıyor. Değerli metal güçlü artışlar kaydetmiş olsa da “istikrarlı” görünümünü koruyor. Yeni bir yükseliş dalgası için zaman gerektiğini belirten Hansen, özellikle Çin’deki yatırımcı davranışlarının kısa vadeli yön üzerinde belirleyici olacağını vurguluyor. Çin’den gelecek yatırım akımları, talep dinamikleri açısından kritik önem taşıyor.
Gümüş: Altın etkisi ile sanayi baskısı arasında
Gümüşe ilişkin olarak Hansen, ocak başındaki beklentilerin bu yıl 100 dolar seviyesini dışlamadığını söylüyor. Altın ile tarihsel korelasyon dikkate alındığında, altının 6.000 dolara yönelmesi gümüşü de yukarı taşıyabilir. Ancak Hansen, mevcut aşamada gümüşün 100 doların üzerine kalıcı biçimde çıkmasını beklemiyor.
Bunun temel nedeni gümüşün sanayi metali niteliği. Bakır gibi üretim sektörlerine bağlı olan gümüş, sanayi talebindeki zayıflamalardan etkilenebilir. Yükselen fiyatlar alternatif arayışını hızlandırabilir ve talebi sınırlayabilir. Ayrıca gümüşte yatırım talebinin dönemsel olarak ortaya çıkıp kaybolabildiği, dolayısıyla sürdürülebilirliğinin belirsiz olduğu ifade ediliyor. Teorik olarak 100 dolar seviyesi mümkün görülse de kısa vadede beklenmiyor.
Altının ana itici gücü
Hansen, 2022’den bu yana artan merkez bankası alımlarının altının yükselişinde temel unsur olduğunu belirtiyor. Geçen yıl küçük bir yavaşlama yaşansa da, fiyatların ve değerlemelerin yükselmesiyle birlikte korunma eğiliminin yeniden güçlenebileceği ifade ediliyor.
Altın fiyatlarının yükselmesi, merkez bankaları açısından cazibesini artırıyor. Piyasadaki arz koşulları da talep dalgalarının yönünü etkileyecek. Uzun vadede Hansen, altının performansının gümüşü geride bırakacağını düşünüyor.
Petrol: Jeopolitik risklerin gölgesinde
Petrol fiyatları açısından Hansen, ABD ile İran arasındaki gelişmelerin belirleyici olduğunu söylüyor. ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırması, piyasalarda endişeleri yükseltiyor.
Buna rağmen petrol fiyatları 70 doların altında seyrediyor. Mevcut gelişmeler karşısında piyasaların yönü net okuyamadığı belirtiliyor. Yeni bir gerilimden kaçınılması gerektiği, aksi halde fiyatların yukarı yönlü tepki verebileceği ifade ediliyor.
Ters senaryoda ise Washington ile Tahran arasında bir anlaşma sağlanması durumunda fiyatların 65 doların altına gerileyebileceği değerlendiriliyor. Ancak uzun vadede artan küresel talep nedeniyle petrol fiyatlarında yükseliş beklentisi korunuyor.
Çok katmanlı emtia görünümü
Hansen’in değerlendirmesi, emtia piyasalarında farklı dinamiklerin aynı anda etkili olduğunu gösteriyor:
Altın, merkez bankası alımları ve riskten korunma eğilimiyle güçlü bir yükseliş eğiliminde.
Gümüş, sanayi döngüsüne duyarlılığı ve dalgalı yatırım talebi nedeniyle daha sınırlı bir potansiyele sahip.
Petrol ise kısa vadede jeopolitik gelişmelere, uzun vadede ise talep artışına bağlı hareket ediyor.
Değerli metallerde yaşanan düzeltme süreci sağlıklı bir yeniden konumlanma olarak görülürken, mevcut tabloda en güçlü pozisyonun altın tarafında olduğu değerlendiriliyor.




