Ekonomi

Altın piyasası kimin tekelinde?

Rekor seviyelere ulaşan altın fiyatlarında merkez bankalarının rolü sorgulanırken, veriler talebin sanıldığı kadar güçlü olmadığını ortaya koyuyor.

Abone Ol

Altın fiyatları tarih, seviyeler kaydetmeye devam ederken, temel bir soru öne çıkıyor; Bu rekor düzeydeki alım dalgasının arkasında kim var? Yaygın kanı, bu talep artışının merkez bankaları tarafından yönlendirildiği yönünde olsa da, mevcut veriler çok daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor.

Altına yöneliş, küresel finansal sistemdeki sarsıntıların yansıması

Altına yönelişin, küresel finansal sistemde yaşanan yapısal sarsıntıların bir yansıması olduğu görüşü finans çevrelerinde yeniden tartışılmaya başlandı. Uluslararası değerlendirmelere göre, dünyada “büyük dengesizlikler ve güçlü karşılıklı bağımlılıklar” yaşanıyor; birçok ülke sermayeye erişimde karşılaşabileceği risklere karşı kendini güvence altına almaya çalışıyor. Bu durum, altın alımlarını artıran temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Mevcut para düzeninin sürdürülebilirliğine dair artan kuşkulara dikkat çekilirken, tüm itibari para birimlerinin ortak yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulanıyor. Buna karşın, bu değerlendirmelerin piyasa verileriyle henüz güçlü biçimde desteklenmediği ve somut kanıtların sınırlı kaldığı ifade ediliyor.

Gecikmeli veriler…

Borsa yatırım fonlarının (ETF) aksine, merkez bankalarının altın alımlarını ölçmek oldukça zor. Bu kurumlar rezerv verilerini, Uluslararası Para Fonu’na (IMF) altı aya varan gecikmeyle, “Madde Dördüncü İstişareleri” olarak bilinen yıllık bir inceleme kapsamında sunar.

Daha hızlı bir gösterge elde edebilmek için piyasa analistleri, Birleşik Krallık Gümrük ve Gelir İdaresi (HMRC) tarafından yayımlanan dış ticaret verilerine başvurur. Londra dünyanın en büyük altın işlem merkezi olduğu için, Birleşik Krallık’ın parasal olmayan altın ihracatı, merkez bankalarının alımlarına dair yaklaşık bir gösterge olarak kabul edilir.

Bu veriler, Ukrayna krizi sonrası merkez bankalarının yıllık altın alımlarını 1.000 tonun üzerine çıkararak rekor seviyelere ulaştırdığını gösterdi. Ancak daha dikkat çekici olan, fiyatlara göre düzeltilmiş verilerin, İngiltere’nin altın ihracatının son bir yıldır istikrarlı biçimde gerilediğini ortaya koyması. Bu durum, resmi alımların hâlâ hızla arttığı iddiasını zayıflatmakta.

Geçtiğimiz Kasım ayında, Birleşik Krallık’ın altın ihracatı yıllık bazda yüzde 80’den fazla düştü. Bu da merkez bankalarının alımlarını yoğunlaştırdığı tezini rakamlarla desteklemeyi zorlaştırıyor.

Çin… En istikrarlı alıcı

Kasım ayında Birleşik Krallık’tan altın ithalatında Çin’in ilk sırada yer alması şaşırtıcı değil. Ülke, altın rezervlerini artırmayı sürdürüyor ve Aralık 2025 itibarıyla 2.300 tonun üzerine çıkmış durumda. Bu miktar, Çin’in toplam rezervlerinin yaklaşık yüzde 8,5’ine karşılık geliyor.

Çin on dördüncü ay üst üste altın alımı yapıyor olsa da, Kasım ayındaki örtük artışın 10 tonun altında kalması, alışılmış seviyelerin oldukça altında. Bu da Pekin’in alımlarını hızlandırdığı yönündeki anlatıyı desteklemiyor.

Fiyatlar yükselince alımlar azalıyor

Morgan Stanley analistlerine göre, merkez bankaları altın rezervlerinin değeri doğal olarak yükseldiğinde alımlarını kısmaya eğilimli. Tarihsel olarak, ülkelerin rezervlerinde belirli bir altın oranını hedeflediği varsayılır.

Ancak sürpriz gelişme, Polonya Merkez Bankası’nın altın rezervlerini 150 ton artırarak 700 tona çıkarma niyetini açıklaması oldu. Oysa fiyat artışı, önceki hedefini neredeyse otomatik olarak karşılıyordu.

Bu durum, Polonya’nın yüzdelik oran yerine mutlak miktarı hedeflediğine ve fiyatlardan bağımsız biçimde alımları sürdürmek istediğine işaret ediyor. Eğer diğer merkez bankaları da bu yaklaşımı benimserse, fiyatlardan bağımsız olarak önümüzdeki yıllarda ek alımlar görülebilir.

Buna rağmen, Polonya’nın Kasım ayında Birleşik Krallık’tan yaptığı 0,00002 tonluk ithalat, fiyatları göz ardı eden aktif bir alım dalgası olduğunu göstermiyor.

Çin Merkez Bankası’nın altını rezervlerin yüzde 20’sine çıkarabileceğine dair daha önce bazı spekülasyonlar vardı. 2022’den bu yana ortalama aylık 33 tonluk alım hızıyla bu hedefe ulaşmak yaklaşık sekiz yıl sürecekti ve bu durum altın fiyatları için güçlü bir destek oluşturacaktı. Ancak Birleşik Krallık’tan Çin’e yapılan ihracattaki son yavaşlama, bu senaryoyu da desteklemiyor.

Alternatif veriler de aynı tabloyu doğruluyor

SG Securities analistleri, Londra Külçe Piyasası Birliği (LBMA) kasalarındaki verileri yakından izliyor. Bu veriler, Aralık ayında 199 tonluk bir birikim olduğunu gösteriyor.

Tarihsel olarak, kasalarda altın birikimi yaşandığında ihracat düşer; bazen ay boyunca yalnızca 4 ton seviyesinde kalır. Bu da çoğu zaman merkez bankalarının güçlü alım modunda olmadığını gösterir.

Asıl hikaye bireysel yatırımcılar olabilir

Farklı kaynaklardan gelen veriler, hükümetlerin altın alım dalgasının zirveye ulaşmış ya da sona ermiş olabileceğine işaret ediyor. Bazı analistlere göre, altın fiyatlarındaki son yükselişin asıl itici gücü, merkez bankalarından ziyade fonlar ve yatırımcılar tarafından yapılan “momentum takibi” olabilir.

Fonlar ve yatırımcılar tarafından yapılan momentum takibi, son aylarda altının gücünü açıklayan en ikna edici yorum olarak öne çıkıyor.

Altın “ateşinin” rasyonel olup olmadığı sorusu ise bambaşka bir tartışma konusu.