Küresel piyasalarda artan dalgalanmalar ortamında, altın ve gümüş fiyatları son dönemde yaşanan sert hareketler nedeniyle manşetlere taşındı. Bu durum, yatırımcılar ve analistler arasında bu hareketlerin gerçek nedenlerine ilişkin geniş çaplı soru işaretleri doğurdu. Peki yaşananlar ekonomik endişelerin bir yansıması mı, yoksa kısa vadeli spekülatif hareketlerin sonucu mu?
Bu dalgalanmalar; ekonomik faktörler, para politikalarının geleceği, yatırım amaçlı spekülasyonlar ve jeopolitik gelişmelerin iç içe geçtiği karmaşık bir tabloyu yansıtıyor.
Tüm bu unsurlar, belirsizlik dönemlerinde piyasaların davranışlarını anlamak açısından değerli metallerdeki hareketlerin dikkatle okunmasını gerekli kılıyor. Ancak sonuçların her zaman geleneksel beklentilerle örtüşmediği de görülüyor. Bu çerçevede Wall Street Journal’da yer alan bir analiz, altın ve gümüş fiyatlarındaki sert dalgalanmaların küresel belirsizlik ortamında yatırımcı davranışlarına dair daha derin mesajlar taşıyıp taşımadığını ele alıyor ve her biri gerçeğin bir yönünü yansıtan ancak tek başına yeterli olmayan üç olası açıklama sunuyor.
Birinci senaryo: Altının dolar yerine ikame edilmesi
Batı yaptırımlarından çekinen bazı ülkeler geçmişte dolar yerine altın rezervlerini artırma yoluna gitmişti. Ancak fiyatların yükselmesiyle birlikte merkez bankalarının alımları yavaşladı; buna karşın bireysel yatırımcılar borsa yatırım fonları (ETF) üzerinden alımlara öncülük etti. Buna rağmen altın fiyatlarındaki hareketlerin doların zayıflaması ya da ABD tahvil getirilerindeki büyük değişimlerle net bir ilişki göstermemesi, bu açıklamayı zayıflatıyor.
İkinci senaryo: “Para birimini zayıflatma işlemi” ve enflasyon korkusu
Bazı yatırımcılar, devlet teşvikleri ve doları zayıflatabilecek politikaların yeni bir enflasyon dalgasına yol açacağı görüşünde. Bu da altını destekleyen bir unsur olarak görülüyor. Ancak Kevin Warsh’ın ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlığına aday gösterilmesinin ardından altın ve gümüşte sert düşüşler yaşandı. Warsh’ın faiz indirimlerine daha mesafeli görülmesi, doların ve uzun vadeli tahvil getirilerinin yükselmesine, buna karşılık değerli metallerin ve hisse senetlerinin gerilemesine yol açtı. Vergi teşviklerinin enflasyonu artırabileceği beklentisine rağmen, tahvil piyasalarında uzun vadeli enflasyon beklentilerinin yükselmemesi bu tezi zayıflatıyor.
Üçüncü senaryo: Küresel büyüme patlaması ve enflasyon
Küresel büyümeye yönelik artan güven, 2008 krizinden önceki döneme benzer yatırım eğilimlerini yeniden gündeme getirdi. Küçük ölçekli hisseler, döngüsel sektörler ve bakır fiyatları yükselirken, altın ve gümüş de güçlü bir yükseliş sergiledi. Japonya, Almanya ve Çin’de beklenen teşvikler ile jeopolitik tansiyonun düşebileceği beklentileri bu görüşü destekliyor. Ancak bu senaryo da doların hareketlerini ya da gümüşteki aşırı sıçramaları tam olarak açıklayamıyor.
Geçtiğimiz cuma günü gümüş vadeli işlemleri yüzde 31,4 düşüşle 78,53 dolara gerileyerek Mart 1980’den bu yana en kötü gününü yaşadı. Spot altın fiyatı yaklaşık yüzde 9 düşerek 4.895,22 dolar seviyesine indi. Altın vadeli işlemleri ise yüzde 11,4 kayıpla 4.745,10 dolarda kapandı.
Altın fiyatları, şubat ayının ilk işlem günü olan pazartesi sabahı da gümüş ve diğer değerli metallerle birlikte düşüşünü sürdürdü.
Beklenen senaryolar
Şubat 2026’nın başlamasıyla birlikte altın ve gümüşte kısa vadeli bir fiyat düzeltmesi bekleniyor.
Bu düzeltmenin ardından, son dönemdeki dalgalanmalara rağmen değerli metallerde tarihsel olarak güçlü olan yükseliş trendinin yeniden hız kazanması öngörülüyor.
Altının ons başına 4.600 dolar seviyesinin üzerinde tutunması, gümüşün ise 78–120 dolar aralığında hareket etmesi bekleniyor. Ardından ikinci çeyrekte 200 dolar seviyesine doğru bir hamle ihtimali bulunuyor.
Altın, özellikle Orta Doğu’daki artan jeopolitik gerilimler ve ABD-Çin arasındaki ticari anlaşmazlıkların sürmesi nedeniyle hala en güçlü güvenli limanlardan biri. Merkez bankalarının rekor düzeydeki alımları da fiyatlar için önemli bir destek unsuru.
Buna karşın altın, ABD faizlerinde ani bir yükseliş ya da doların güçlü bir toparlanma göstermesi durumunda hassasiyetini koruyor. Fed’in para politikasında yön değiştirmesi veya daha önce 5.000 dolar seviyesinin aşılmasının ardından teknik bir düzeltme ihtimali de risk unsuru olarak öne çıkıyor.
Gümüş tarafında ise sanayi talebinin özellikle güneş enerjisi ve batarya sektörlerinde güçlü olduğu, ayrıca tarihsel bir arz açığının bulunduğu belirtiliyor. Ancak gümüşün sanayiye daha bağımlı olması, fiyat oynaklığını artırıyor. 120 dolarlık zirvenin ardından başlayan düzeltmede 78,50 dolar seviyesinin altına inilmesi, düşüşü derinleştirebilir.
Şubat ayındaki bu düzeltme geçici ve stratejik bir duraklama, uzun vadeli yükseliş ivmesinin küresel ekonomik dönüşümlerle birlikte devam ediyor.
Warsh’ın adaylığının etkisi
Geçtiğimiz hafta sonu piyasalardaki sert düşüşler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kevin Warsh’ı Jerome Powell’ın yerine Fed başkanlığına aday göstermesinin ardından başladı. Metallerde yoğun pozisyonu olan yatırımcıların kar satışlarına yönelmesiyle düşüşler hız kazandı. Doların güçlenmesi de, yabancı yatırımcılar için altın ve gümüşü daha pahalı hâle getirerek değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu ve doların rezerv para olarak ikame edileceği yönündeki teorileri zayıflattı.
Altın ve gümüş yeniden toparlanacak ancak şubat ayında tam anlamıyla eski seviyelerine dönmeleri zor.
Mevcut düzeltme sürecinin bir süre daha devam etmesi ve görece sert geçmesi olası.
Altındaki son düşüşün temel nedenlerinden biri, hisse senedi piyasalarındaki kaldıraçlı işlemler. Yatırımcılar zararlarını telafi etmek için altın pozisyonlarının bir kısmını satmak zorunda kaldı.
Piyasalardaki mevcut endişeler, Fed ve diğer merkez bankalarının politikalarına ek olarak jeopolitik gelişmelerden kaynaklandı. Özellikle ABD’nin İran’a olası bir askeri müdahalesi, mevcut gerilim ortamında altına güçlü bir yükseliş ivmesi kazandırabilir.





