Dünya, doların göreceli hakimiyetinin azaldığı ve altının rezerv ile stratejik varlık olarak öneminin arttığı daha çok kutuplu bir finansal sisteme doğru ilerliyor.

Son haftalarda İran'a yönelik savaşın etkisiyle küresel piyasalarda önemli değişimler yaşandı. Medyanın odağında çatışmanın askeri ve siyasi boyutu yer alırken, finans piyasalarında dolar ile altın arasında yeni dönemin liderliğine ilişkin farklı bir mücadele yaşanıyordu.

Altın krizlerde yükselir, peki neden geriledi?

Altının savaşlar ve siyasi krizler sırasında yükseldiği yönündeki yaygın görüş büyük ölçüde doğru. Nitekim Ukrayna savaşı sırasında altın fiyatlarında güçlü yükselişler görülmüştü.

ABD'nin İran'a yönelik saldırıları sırasında da altın ons başına 4.500 dolara kadar yükseldi. Ancak bu savaşın farklı bir etkisi oldu. Çatışma, ABD tahvil getirilerinde belirgin artışa yol açtı. Yatırımcılar, güvenli liman olarak gördükleri tahvillere yönelirken, düzenli getiri sağlamayan ve fiyat dalgalanmalarına açık olan altın üzerinde baskı oluştu.

Aynı dönemde petrol fiyatları, arz kesintileri ve Hürmüz Boğazı'nın kapanabileceği endişeleri nedeniyle sert yükseldi. Altın da ons başına 4.500 doların üzerine çıkarken, dolar güvenli liman talebinden fayda sağladı.

Ancak geçici anlaşmalarla askeri gerilimin kontrol altına alınmasının ardından piyasalar yeni ve daha karmaşık bir döneme girdi. Bu aşamada artık belirleyici unsur savaş değil; enflasyon, para politikaları ve küresel finans sisteminin yönü olacak.

Doların yükselişi yanıltıcı olabilir

Piyasalardaki hakim görüş, doların son yükselişinin yeni bir yükseliş döngüsünün başlangıcı olduğu yönünde. Ancak bu değerlendirme yanıltıcı olabilir.

Jeopolitik kriz dönemlerinde doların güçlenmesi yeni bir durum değil. Risklerin arttığı dönemlerde yatırımcılar dünyanın en likit varlığı olan dolara yöneliyor. Ancak tarih, bu yükselişlerin çoğu zaman geçici olduğunu ve ilk panik dalgası sona erdiğinde piyasaların yeniden ekonomik temellere odaklandığını gösteriyor.

Orta ve uzun vadede savaşın sonuçları, ABD'nin bazı müttefik ülkelerini bile dolardan uzaklaştırabilir. Bu süreç aslında şimdiden başladı. Avrupa'nın en büyük ekonomisi Almanya ile Çin arasında imzalanan önemli ekonomik anlaşmalar bunun işaretlerinden biri olarak görülüyor.

Uzmanlara göre Çin'in yapay zeka, yenilenebilir enerji ve elektrikli araç teknolojilerindeki liderliği nedeniyle benzer anlaşmaların başka ülkelere de yayılması bekleniyor.

Petrol fiyatlarındaki düşüş Fed üzerindeki baskıyı azaltıyor

Dolar açısından temel göstergeler sanıldığı kadar güçlü görünmüyor.

Petrol fiyatlarının savaş sırasında 110 dolara yaklaşan seviyelerden yaklaşık 75 dolara gerilemesi, ABD enflasyon beklentilerini önemli ölçüde değiştirdi.

Eğer petrol önümüzdeki aylarda bu seviyelerde kalırsa, ABD'de enflasyonda belirgin bir yavaşlama görülebilir. Bu da ABD Merkez Bankası'nın (Fed) daha fazla faiz artırmasına olan ihtiyacı azaltabilir.

Altın için kritik nokta

Altının hareketlerini yalnızca jeopolitik riskler belirlemez. Altın üzerinde asıl etkili olan faktörler dolar ve reel faiz oranlarıdır.

Enflasyon beklentilerinin düşmesi ve faizlerin sabit kalacağı beklentisinin güçlenmesi halinde ABD tahvil getirileri gerilemeye başlayabilir.

Reel faizler düştüğünde, yatırımcıların altın taşıma maliyeti azalır ve altın daha cazip hale gelir.

Bu nedenle ilk bakışta altın için olumsuz görünen petrol fiyatlarındaki düşüş ve jeopolitik gerilimin azalması, para politikası kanalı üzerinden altın için olumlu bir faktöre dönüşebilir.

Asıl önemli konu: Dolarizasyonun azalması

Uzun vadede en önemli gelişme, küresel para sisteminde yaşanan yapısal dönüşüm.

Son yıllarda özellikle Asya, Orta Doğu ve BRICS ülkeleri, doların tek rezerv para olma konumunu yeniden değerlendirmeye başladı.

ABD'nin finansal yaptırımları ve doları jeopolitik bir araç olarak kullanması, birçok ülkeyi alternatif rezerv araçları aramaya yöneltti.

"Dolarsızlaşma" (De-Dollarization) olarak adlandırılan bu süreç, doların tamamen sona ermesi anlamına gelmiyor. Ancak uluslararası finans sistemindeki tekel konumunun zamanla azalması anlamına geliyor.

Bu süreçte en büyük kazananlardan biri ise altın olarak görülüyor.

Merkez bankaları altın alımını sürdürüyor

Son yıllarda dünya merkez bankaları modern tarihin en büyük altın alım dalgalarından birini gerçekleştirdi.

Bu alımlar artık yalnızca rezerv çeşitlendirmesi amacı taşımıyor. Aynı zamanda dolar merkezli finans sistemine olan bağımlılığı azaltmaya yönelik uzun vadeli stratejilerin parçası haline gelmiş durumda.

Dikkat çekici olan nokta, altın fiyatları tarihi zirvelere ulaşmasına rağmen merkez bankalarının talebinin azalmaması.

Özellikle Çin ve Polonya, en büyük altın alıcıları arasında yer alıyor.

Bu davranış, bireysel yatırımcılar veya yatırım fonlarından farklı olarak devletlerin uzun vadeli stratejik kararlarını yansıtıyor.

ABD'nin mali sorunları büyüyor

ABD aynı zamanda yüksek bütçe açığı, artan kamu borcu ve yükselen borç servis maliyetleri gibi uzun vadeli mali baskılarla karşı karşıya.

Bu faktörler doların çökmesine yol açmasa da geçmişte olduğu gibi uzun süreli ve güçlü yükseliş trendleri oluşturmasını zorlaştırabilir.

Altın için görünüm neden güçlü?

Bugün piyasalarda görülen çelişki tam da burada ortaya çıkıyor.

Dolar, kısa vadede jeopolitik gerilimlerin etkisiyle yükseliyor.

Ancak arka planda, orta ve uzun vadede dolar üzerinde baskı oluşturabilecek yapısal gelişmeler birikiyor.

Altın ise güvenlik kaygılarının azalmasıyla zaman zaman düzeltmeler yaşayabilir. Buna rağmen onu destekleyen temel dinamikler daha güçlü ve daha kalıcı görünüyor.

İran savaşı yalnızca askeri bir olay olmadı; aynı zamanda piyasalara geçici şoklarla uzun vadeli stratejik eğilimleri birbirinden ayırma fırsatı verdi.

Bu süreç, petrolün küresel enflasyonda hâlâ belirleyici olduğunu ve Fed politikalarının altın fiyatlamasında en önemli unsur olmaya devam ettiğini gösterdi.

Ancak aynı zamanda dünyanın, doların göreceli ağırlığının azaldığı ve altının rezerv ile stratejik varlık olarak önem kazandığı daha çok kutuplu bir finansal sisteme doğru ilerlediğini de ortaya koydu.

Bu nedenle birçok analiste göre doların mevcut yükselişi geçici olabilirken, altın üç temel unsurdan destek almaya devam ediyor:

Enflasyonun yavaşlaması,
Reel faizlerin istikrar kazanması veya düşmesi,
Küresel rezervlerin dolardan uzaklaştırılarak çeşitlendirilmesi.

Bu nedenle yatırımcıların sorması gereken soru, altının çok yükselip yükselmediği değil; yükselişi destekleyen faktörlerin sona erip ermediğidir. Şu anki göstergeler ise bu destekleyici unsurların hâlâ güçlü olduğunu, hatta savaş sonrasında daha da güçlenmiş olabileceğini işaret ediyor.

Muhabir: Mehmet Yaman