Almanya ve İngiltere'de tutuklu olan Pal Action aktivistleri için İstanbul'da eylemler devam ediyor.

2 hafta önce İngiltere Konsolosluğu önünde eylem gerçekleştiren Filistin Davaları İnisiyatifi gönüllüleri, bu kez Beyoğlu'nda bulunan Alman Konsolosluğu önünde gerçekleştirdiği eylem ile Filistin için yaptıkları protestolar nedeniyle tutuklananların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Murat-1

Murat Kurtuldu

"30'dan fazla arkadaşımız İngiltere'de bugün açlık grevinde"

Filistin lehine, işgal rejimi ve Almanya aleyhine atılan sloganlarla başlayan programda, Filistin Davaları İnisiyatifi adına konuşan Murat Kurtuldu, "2 hafta önce İngiliz Büyükelçiliği önünde yine İngiltere'de, İngiliz emperyalizmine karşı mücadele eden, soykırımı destekleyen fabrikaları basan ve orada mücadele eden arkadaşlarımız için bulunuyorduk. Bugün de yine burada Almanya'da bu emperyalist sisteme, emperyalist düzene silah üreten, mühimmat üreten, teknoloji üreten şirketleri, fabrikaları basan dostlarımız için bulunuyoruz. Almanya'da, İngiltere'de, Avrupa'nın farklı ülkelerinde, Filistin eylemleri inanılmaz bir şiddetle bastırılmaya çalışılıyor. İnanılmaz bir şekilde oradaki göstericiler hakları olan sözleri ifade ettikleri için bir insanın en temel mücadele alanı olan soykırımla mücadele ettikleri için gözaltına alınıyorlar, polis şiddetine uğruyorlar. Üstelik bulundukları ülkelerde hukuksuzluklara maruz kalmaya devam ediyorlar. 30'dan fazla arkadaşımız İngiltere'de bugün açlık grevindeler. Yüzlerce insan İngiltere'de suçsuz bir biçimde ya kovuşturmaya uğramış durumda ya da cezaevlerinde tutuluyorlar. Tek neden soykırıma destek verdiği açık alenen bilinen şirketlere karşı mücadele etmeleridir." dedi.

Semaye

"Sermayeye, siyasete dokunan, iktidara hesap soran hiçbir eyleme izin vermeyen bir düzenle karşı karşıyayız"

Kurtuldu, "Bugün 5 aktivist Almanya'da gözaltında tutuklu durumda. Fakat 12 binden fazla soruşturma, soruşturma Almanya'da açıldı. Yine bizzat resmi makamlar tarafından ifade ediliyor. Yani Almanya hükümeti Filistin Mücadelesini fişlemeye, Filistin için mücadele eden insanları hukuk gücüyle durdurmaya, susturmaya çalışıyor. Avrupa'da gördüğünüz bu hukuksuzluklar sadece Avrupa'yla sınırlı değil, dünyanın her yerinde hamaseti bırakıp, Filistin mücadelesinin, Gazze'nin yanında durmaya çalışan, emperyalizme ve siyonizme karşı ahlaki olan talepleri yükseltmeye çalışan herkes yargılanıyor, herkes cezalandırılmaya çalışılıyor. Türkiye'de 240'tan fazla soruşturmada Filistin dostları yine bu kovuşturmalarla birlikte cezalandırılmaya çalışılıyor, bu kavuşturmalarla birlikte susturulmak isteniyor. Çünkü dünya düzenleri Gazze için, Filistin için atılacaksa sloganların sadece hamasetten ibaret olması gerektiğini söylüyor. Sermayeye dokunan, siyasete dokunan, siyasi iktidara hesap soran hiçbir eyleme, hiçbir slogana izin vermeyen bir düzenle karşı karşıyayız. Ne yazık ki bu düzenin bir benzeri de Türkiye'de Filistin dostlarını engellemeye devam ediyor.

Muhammed Emin Ünal

Muhammet Emin Ünal

"Ukrayna'da ölenler çocuk da Gazze'de ölenler değil mi?"

İşgal rejiminin 7 Ekim'den bu yana Yemen'e, Gazze'ye, İran'a, Tunus'a, Malta açıklarına kadar saldırdığını hatırlatarak konuşmasına başlayan Muhammet Emin Ünal, "İsraile karşı tutum almak insanlığın bir görevidir. Biz bunun için 2 yıl boyunca meydanlardaydık. Ve yine konsolosluk önlerindeyiz. Çünkü başka dediğimiz gibi İsrail dünya sisteminin tamamını yöneten devletleri de yöneten bir güçtür. Bugün Avrupa'da gördüğümüz o büyük büyük devletlerin arkasında da yine israil vardı. Almanya'da, İngiltere'de, Fransa'da, Gazze için sokağa çıkmak yasakken Ukrayna için sokağa çıkmak serbestti. Bugün Almanya Konsolosluğu'nda 2 bayrak dalgalanıyor. Birisi kendi bayrakları, birisi de Ukrayna bayrağı… Ukrayna'da ölenler çocuksa, Gazze'de ölenler çocuk değil midir? Ukrayna için sokağa çıkanlar aktivistken Gazze için sokağa çıkanlar aktivist değil mi? Aynı şekilde İngiltere'ye de bu soruları soruyoruz. Bugün biz israilin karşısındaysak, israilin konsoloslukları düşmanımızsa yine bu konsolosluklarda israilin şubeleri gibi çalışmakta ve onlar da bizim düşmanımızdır. Eylemlerimiz devam edecek. Filistin Davaları İnisiyatifi olarak hem Türkiye'deki davaları takip etmeye hem de Avrupa'daki, Amerika'daki Filistin davalarını takip etmeye devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

SalihSalih Cebe

"Davaların terörle özdeşleştirilmesi Filistin dayanışmasına yönelik siyasi bir karardır"

İnisiyatif adına basın açıklamasını okuyan Salih Cebe, "Küresel İntifada çağrısına karşılık veren 5 Filistin dostu aktivist, tam 4 aydır özgürlüklerinden yoksun durumdalar. Aktivistler hakkında, bir protesto eyleminde olağan karşılanabilecek mala zarar verme suçlamasının ötesine geçilerek, Alman Ceza Kanunu'nun 129. maddesi kapsamında suç örgütü kurmak veya üyesi olmak iddiasıyla soruşturma yürütülmektedir. Oysa bu maddenin uygulanabilmesi için gerekli olan nedensellik ve kamu güvenliğine yönelik somut tehlike unsurları bu dosyada kesinlikle bulunmamaktadır. İlgili savcılığın suç örgütüyle özdeşleştimesi, Filistin dayanışmasını kriminalize etmeye yönelik siyasi bir karardır." dedi.

"Yargılanması gereken savaş suçlarında kullanılan silahları üretenler mi yoksa suça dur diyenler mi?"

Aktivistlerin işgal ordusunun drone filosunun yüzde 85'ini sağlayan ve Gazze'de sivillere karşı kullanılan Hermes tipi İHA'ların teknolojisini üreten bir fabrikayı durdurmak istediğini hatırlatan Cebe, "Bu bağlamda gerçekleştirilen eylem, şiddet içermeyen, soykırımı önlemeye yönelik ahlaki ve meşru bir müdahaledir. Buna rağmen arkadaşlarımız ağır tecrit koşulları altındadır. Birbirlerinden koparılarak farklı hapishanelere dağıtılmışlardır. Dış dünya ve avukatlarıyla iletişimleri ciddi biçimde kısıtlanmıştır. 5 yıla varan hapis cezası tehdidiyle, tutukluluk bir ön infaz aracına dönüştürülmüştür. Soruyoruz! Yargılanması Gereken Kimdir? Uluslararası raporlarla sabit olduğu üzere, savaş suçlarında kullanılan silahları üreten ve kârlarını yüzde 50 oranında artıran Elbit Systems yöneticileri mi, yoksa bu suça "dur" diyenler mi? Filistin Davaları İnisiyatifi olarak Almanya Hükümeti'ne ve yargısına direktifimiz şudur… Ceza Kanunu'nun 129. maddesi, savaş suçlarına dikkat çeken barışçıl eylemler için caydırıcı bir gerekçe olarak kullanılmamalıdır. Nazi Faşizminin panzehiri Siyonizmi desteklemek değil, halkların demokratik eylemlerde kendini özgürce ifade edebilmesine olanak sağlamaktır. Ulm5 olarak bilinen arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı, yargılama tutuksuz ve adil bir şekilde sürdürülmelidir." diye konuştu.

Şeyma

Program, Şeyma Yıldırım tarafından İngilizce olarak okunan basın metni ile sona erdi.

Kaynak: İLKHA