ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ukrayna'da ateşkes hedefiyle Alaska'da düzenlenen zirveden anlaşma çıkmadı. Ancak Putin’in üzerinden bombardıman uçaklarının uçurulduğu zirveye sembol savaşları ve yakın zamanda Gazze'de bir hastane bahçesinde silahsız meslektaşları bombalanarak katledilen gazetecileri görmezden gelen basın mensuplarının, Rus lider Putin’e yönelik abartılı tepkileri damga vurdu.

Putin ile Trump, Alaska’nın Anchorage kentindeki Elmendorf–Richardson Üssü’nde bir araya geldi. Yaklaşık üç saat süren görüşme Ukrayna gündemliydi ancak zirveden uzlaşı çıkmadı. Trump, görüşmeden hemen önce gazetecilere yaptığı açıklamada, hedefinin ateşkes sağlamak olduğunu belirtmişti. Başkanlık uçağı Air Force One’da yaptığı açıklamada, “Bunu kendi sağlığım için yapmıyorum. Tamam mı, buna ihtiyacım yok. Kendi ülkemize odaklanmak isterdim ama bunu pek çok hayatı kurtarmak için yapıyorum,” ifadelerini kullandı.

“Üçe üç” formatında gerçekleşen görüşmede Trump’a ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff eşlik ederken, Putin’in heyetinde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov yer aldı.

Trump, zirve sonrası yaptığı açıklamada, “Bu toplantı çok verimli geçti. Gerçekten büyük ilerleme kaydettik. Birçok konuda anlaşmaya vardık. Ancak birkaç önemli konuda henüz tam olarak anlaşamadık,” dedi. Putin ise, “ABD Başkanı Trump ile görüşmemiz yapıcı, karşılıklı saygıya dayalı ve faydalı geçti,” açıklamasında bulundu.

LAVROV’UN SSCB SWEATSHİRTÜ

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Alaska’ya gelişi sırasında üzerinde, Kiril alfabesiyle “CCCP” (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) yazılı bir uzun kollu tişört taşıması dikkat çekti. Lavrov’un bu tercihi, Moskova’nın Ukrayna’nın tamamını Rus toprağı olarak gördüğüne dair açıklamalarıyla birlikte sembolik bir mesaj olarak değerlendirildi.

SAVAŞ UÇAKLARIYLA KARŞILAMA

Putin Alaska’ya geldiğinde, ABD semalarında B-2 “hayalet” bombardıman uçakları ve F-35 savaş uçakları uçuş yaptı. Karşılama töreni sırasında, Alaska’daki pist boyunca kırmızı halının kenarına sıralanmış olan savaş uçakları ise F-22 Raptor tipi jetlerdi. Bu uçaklar, Alaska açıklarında faaliyet gösteren Rus uçaklarını rutin olarak önlemekle bilinen savaş araçlarıdır. Son yıllarda, genellikle Elmendorf-Richardson Ortak Üssü’nde konuşlu olan F-22 jetleri, uzun menzilli Rus bombardıman uçakları ve savaş jetlerini, Alaska’nın Hava Savunma Tanımlama Bölgesi (ADIZ) içinde defalarca engellemek üzere havalandı. Bu bölge, Alaska'nın batı kıyısından yaklaşık 200 mil (yaklaşık 320 km) açıkta yer alıyor. NORAD tarafından daha önce yapılan bir basın açıklamasına göre, Rus askeri uçaklarının ADIZ bölgesinde uçtuğu son açıkça bildirilen tarih 22 Temmuz idi.

PROTOKOL İHLALİ

Putin, Trump’ın davetiyle, zirveye Trump’ın resmi aracı olan “The Beast” (Canavar) lakaplı Cadillac One içinde gitti. Putin’in 2018’den bu yana tüm yurtdışı gezilerinde kendi aracı Aurus’u kullanmasına rağmen bu kez Trump’ın aracına binmesi alışılmışın dışında bir protokol adımı olarak yorumlandı.

GAZETECİLERİN ABARTILI TEPKİSİ

Putin’le Trump’ın görüşmesine gazetecilerin tepkisi damga vurdu. Bir muhabir, “Sayın Putin, daha fazla sivil öldürmeyeceğinize söz verecek misiniz?” diye sordu. Putin ise, “Seni duymuyorum,” yanıtını verdi. Ancak Gazze’de soykırım suçu işleyen Siyonist rejim Başbakanı Netanyahu’ya karşı benzer bir tepki gösterilmemesi dikkat çekti.

Ukrayna savaşında 2024 verilerine göre 11 gazeteci öldü, 35 gazeteci yaralandı. Gazze’de ise 7 Ekim 2023’ten bu yana 247 gazeteci, Siyonist rejimin doğrudan hedef aldığı saldırılarda şehit oldu. Son olarak Al Jazeera muhabiri Enes eş-Şerif ve Muhammed Kurayka’nın da aralarında olduğu 6 gazeteci çadırlarında bombalanarak katledildi.

Sadece gazeteciler değil, siviller de Gazze’de sistematik olarak hedef alındı. Siyonist rejim ABD desteğiyle yürüttüğü bombardımanlarda bugüne dek 61.897 kişi şehit oldu, bunların büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Bütün bu tabloya rağmen uluslararası medya, Ukrayna’daki savaş suçlarını günlerce manşetlerde tutarken, Gazze’deki sivil ve gazeteci katliamlarına ya sessiz kaldı ya da yalnızca “yan zarar” olarak sundu. Putin’e sert sorular yönelten Batılı gazeteciler, Netanyahu’ya benzer bir soru bile yöneltmemeleriyle basının çifte standardını, evrensel gazetecilik değerlerinden uzaklaştığını ve siyasi çıkarlar uğruna insan haklarını görmezden geldiğini açıkça ortaya koydu.

GAZZE’DEKİ ÇOCUKLARI GÖRMEYEN MEKTUP

Trump, Alaska’daki zirvede, eşi Melania Trump’ın kaleme aldığı ve Ukrayna’daki çocuk kaçırma iddialarını konu alan kişisel mektubu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bizzat teslim etti. Melania Trump zirveye katılmadı ancak mektubun içeriğinde “insani kaygıların” dile getirildiği bildirildi. Öte yandan, Ukraynalı çocuklar için kaygı ifade eden Trump yönetiminin, aynı zamanda Siyonist rejime sağladığı mühimmatla Gazze’de binlerce çocuğun ölümüne neden olmuş olması, açık bir ikiyüzlülük örneği olarak kayda geçti. Zira Trump’ın koşulsuz askeri desteğiyle sürdürülen Gazze saldırılarında yalnızca bombardımanlarla değil, aynı zamanda sistematik açlık, sağlık hizmetlerinden yoksun bırakma ve altyapı tahribatı yoluyla da sivil nüfusu hedef alan bir soykırım uygulanıyor.

Siyonist rejimin Gazze’ye yönelik saldırılarında şehit olanların sayısı 61.897’ye, yaralı sayısı ise 155.660’a ulaştı. 18 Mart 2025’te Siyonist rejimin tek taraflı olarak ateşkesi feshetmesinden bu yana 10.362 kişi daha şehit oldu, 43.619 kişi yaralandı. Özellikle gıda, temiz su ve ilaç girişinin bilinçli şekilde engellendiği bölgede, açlık ve yetersiz beslenme sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 108’i çocuk olmak üzere 251’e yükseldi.

Trump’ın Putin’e verdiği mektupta sergilenen “duyarlılık”, Gazze’deki on binlerce ölü ve yaralı çocuk karşısındaki sessizlikle birlikte okunduğunda, ABD’nin insan haklarını yalnızca jeopolitik çıkarları doğrultusunda hatırladığını bir kez daha gözler önüne serdi.

AVRUPA'NIN SİSTEMATİK ÇİFTE STANDARDI

Yaşananlar Batı dünyasının ilk çifte standardı değildi. Rusya-Ukrayna savaşının başında mültecileri kucaklayan Avrupa, Suriye ve Afrika’dan gelen sığınmacıları ise denizlerde ölüme terk ediyordu. Nitekim Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, “Savaştan kaçanlarla yasa dışı göçmenler arasında fark vardır,” diyerek bu tutumu açıkça savunmuştu.

İkiyüzlü batı medyasından CBS muhabiri Charlie D'Agata ise Kiev’den yaptığı canlı yayında, “Burası Irak veya Afganistan gibi yıllardır çatışma gören bir yer değil. Daha medeni ve nispeten Avrupalı bir yer,” sözleriyle tepki çekmişti.

Fransız BFM TV muhabiri Phillipe Corbe ise, “Putin’in desteklediği Suriye rejiminden kaçanlar değil, bizimkine benzeyen Avrupalılar,” diyerek ayrımcılığı açıkça ortaya koymuştu.

Muhabir: Oktay Gündüz