Steadfast Dart 2026, ABD geri çekildiğinde Avrupa güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
NATO, Steadfast Dart 2026 adlı büyük çaplı bir askeri tatbikat başlattı. Tatbikata Almanya, İtalya, Fransa, Birleşik Krallık, İspanya, Belçika, Çekya, Litvanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye’den 10 binden fazla asker katılıyor. Ana hedef, ittifakın büyük askeri güçleri hızla konuşlandırma kapasitesini test etmek. Tatbikatlar mart ayının ortasına kadar sürecek.
İlk bakışta bu, sıradan bir NATO tatbikatı gibi görünebilir. Ancak kritik bir fark var ABD tatbikata katılmıyor. Girişim tamamen Avrupalı ve iki temel amacı bulunuyor. Birincisi, Avrupa’nın güçlü olduğunu, Amerikan etkisinden bağımsız hareket edebileceğini ve çıkarlarını yalnızca Grönland’ı savunan kahraman Vikingleri konu alan yapay zeka animasyonlarıyla değil, gerçek askeri güçle koruyabildiğini göstermek. İkinci amaç ise Avrupa’nın ABD desteği olmadan operasyon yürütebilip yürütemeyeceğini görmek. Bunun cevabı ise büyük olasılıkla hayır.
NATO bütçesinin yaklaşık %70’inin ABD tarafından karşılandığı bilinen bir gerçek. Ancak mesele yalnızca para değil. NATO’nun istihbarat altyapısı büyük ölçüde ABD’ye dayanıyor. Uydu iletişimi, koordinasyon ve komuta-kontrol yapıları da ABD’nin Avrupa’daki ortaklarına “ağabeylik” yaptığı bir modele göre inşa edilmiş durumda.
Ruslar bu tabloya Kosova, Bosna ve Afganistan’da (NATO resmen operasyon yürütmediğini söylese de fiilen sahadaydı) bizzat tanıklık etti. En büyük ve en güvenli üsler kimin? Sektör birliklerini kim denetliyor? Operasyonları kim planlıyor, muharebe görevlerini kim belirliyor? Ağabey ABD. Örneğin Kosova’da NATO müttefikleri Camp Bondsteel üssüne diledikleri gibi giremiyordu. Burası Amerikan üssüydü ve Avrupalıların girebilmesi için özel izin gerekiyordu.
Yakın zamana kadar Avrupa, bu “küçük ortak” rolünden memnundu. AB’nin refahını ne besledi? Ucuz Rus (öncesinde Sovyet) kaynakları, istikrarlı tedarik hatları ve düşük güvenlik maliyetleri. Güvenlik ise Amerikalılara ihale edilmişti: ABD üsleri, hava desteği, füze savunması… Derken Trump sahneye çıktı ve tipik bir iş insanı tavrıyla şunu söyledi: “Koruma istiyorsanız, bedelini ödeyeceksiniz.”
Peki ABD’siz bir NATO mümkün mü? Avrupalı askeri liderler bu tatbikat sırasında bu soruyla yüzleşmek zorunda kalacak; gerçi cevabı muhtemelen şimdiden biliyorlar. NATO varlığını sürdürebilir, ancak bu AB için çok pahalı olur; ya da hiç var olmaz. Bu da Avrupa’nın, “efendinin” dilediğini yapmasına razı gelmesi anlamına gelir. Ve bu “efendi”nin ( Amerika’nın ) bunun farkında olduğu açık.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent kısa süre önce ABD’nin NATO’da kalacağını söyledi. Ancak nasıl söylediğine dikkat etmek gerekiyor. Kendisine ABD’nin güvenliği açısından NATO mu yoksa Grönland mı daha önemli diye sorulduğunda Bessent şu yanıtı verdi: “Bu sahte bir ikilem. Avrupalı liderler sonunda hizaya gelecektir. ABD’nin güvenlik şemsiyesi altında olmaları gerektiğini anlayacaklar.”
Avrupa ekonomisinin zorlandığı mevcut tabloda (örneğin BMW ve Mercedes artık Çin motorları kullanıyor, BASF üretimini eski seviyesinin üçte birine düşürdü) Avrupa merkezli bir NATO fikri oldukça gerçek dışı görünüyor. Avrupa’nın bunun için yeterli parası yok.