ABD ile soykırımcı israilin İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı savaşı yeniden başlatabileceğine dair iddiaların arttığı bir dönemde, ABD Başkanı Donald Trump’ın saldırıyı erteleme açıklaması dikkat çekti. Trump’ın geri adımı ilk kez yaşanmasa da, saldırının zamanını ilk kez açıklayıp ardından ertelemesi yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, İran’a yönelik salı günü planlanan askeri operasyonu erteleme talimatı verdiğini açıkladı. Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, bu tarihte aslında Beyaz Saray Ulusal Güvenlik ekibinin İran’a ilişkin senaryoları görüşmek üzere toplanması bekleniyordu.

Trump, yaklaşık bir ay önce İran’a yönelik saldırı kararından Pakistanlı arabulucunun talebi üzerine vazgeçtiğini açıklamıştı. Bu kez ise kararını Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderlerinden gelen diplomatik girişim taleplerine bağladı.

ABD Başkanı, İran savaşını sona erdirmeyi hedefleyen “ciddi müzakerelerin” sürdüğünü belirtti ancak planlanan saldırının ayrıntılarına ilişkin bilgi vermedi. Buna rağmen, ABD ordusuna “her an geniş çaplı saldırıya hazır olunması” talimatı verdiğini söyledi.

Washington Post gazetesi, Pakistanlı bir yetkiliye dayandırdığı haberinde İran’ın önce savaşı sona erdirecek bir anlaşma istediğini, ABD’nin ise nükleer anlaşma dahil tüm başlıkları tek pakette açıklamayı hedeflediğini aktardı.

Öte yandan, Trump’ın gerçekten savaşa dönmek isteyip istemediği ya da çatışmadan düşük maliyetle çıkış yolu arayıp aramadığı yönündeki tartışmalar sürüyor. Bu tartışmaların merkezinde ise ABD ordusunun mühimmat stoklarına ilişkin endişeler yer alıyor.

Kanada devlet yayın kuruluşu CBC’nin analizine göre, askeri uzmanlar Pentagon’un mühimmat üretimini üç kat artırma çabalarının ciddi bir soruna işaret ettiğini belirtiyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ülkenin mühimmat sıkıntısı yaşamadığını savunsa da bazı uzmanlar özellikle gelecekteki savaşlar açısından risklerin büyüdüğünü ifade ediyor.

Emekli ABD generali John Ferrari, “Savaşmak istediğimiz türden savaşlar için gerekli bazı silahlarda tükenme noktasına yaklaşıyoruz” diyerek pahalı ve gelişmiş silahların hızla tüketildiğine dikkat çekti.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) analizine göre ABD, savaşın ilk 39 gününde yedi temel mühimmat türünden dördünün savaş öncesi stoklarının yarısından fazlasını tüketmiş olabilir.

Raporda, azalan mühimmat stoklarının yalnızca İran cephesini değil, Ukrayna ve diğer müttefiklere yönelik sevkiyatları da etkileyebileceği belirtildi.

ABD’de mühimmat krizine ilişkin tartışmalar, Demokrat Senatör Mark Kelly’nin CBS kanalında yaptığı açıklamalarla daha da büyüdü. Kelly, “Çok fazla mühimmat tükettik ve bu durum Amerikan halkını daha az güvende hale getirdi” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamaların ardından Savunma Bakanı Hegseth’in, Kelly hakkında gizli bilgileri ifşa edip etmediğine yönelik inceleme başlattığı bildirildi.

Buna karşılık bazı uzmanlar, mühimmat stoklarından daha büyük riskin savaşın genişleme ihtimali, iletişim sistemlerinin dayanıklılığı ve olası nükleer tırmanma olduğunu savunuyor.

New York Times’a konuşan bazı ABD’li askeri yetkililer ise İran’ın beklenenden daha dayanıklı çıktığını ve bölgesel ekonomi ile enerji altyapısına ciddi zarar verme kapasitesini koruduğunu söyledi.

Yetkililer ayrıca Trump’ın saldırıyı erteleme açıklamasının bir “aldatma taktiği” olabileceği ve ABD’nin yeniden saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulundu.

Gazeteye konuşan bir ABD’li askeri yetkili, İran’ın vurulan balistik füze üslerinin büyük bölümünü yeniden aktif hale getirdiğini ve mobil füze sistemlerini farklı bölgelere taşıdığını belirtti.

Yetkiliye göre İran’ın çok sayıda balistik füzesi, granit dağların içine oyulmuş derin tesislerde tutuluyor ve ABD hava saldırıları çoğu zaman yalnızca girişleri hedef alabildiği için tesisler tamamen imha edilemiyor.

Aynı yetkili, İran’ın Rusya’nın da desteğiyle Amerikan savaş uçaklarının uçuş düzenlerini analiz ettiğini ve ABD hava operasyonlarının tahmin edilebilir hale geldiğini savundu.

ABD’li yetkililer, yoğun bombardımana rağmen İran’ın askeri kapasitesinin tamamen kırılmadığını, aksine ülkenin daha sert ve dirençli hale geldiğini ifade ediyor.

Yetkililere göre İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatma, Körfez enerji altyapısını hedef alma ve ABD uçaklarını tehdit etme kapasitesini koruyor.

Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, ABD’nin gelecek ay ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası organizasyonu öncesinde yeni bir bölgesel savaşın ekonomik ve siyasi maliyetlerinin de Trump yönetimi açısından önemli bir hesap unsuru olduğu değerlendiriliyor.

Ayrıca Körfez ülkelerinin baskılarının da Washington’un karar sürecinde etkili olduğu belirtiliyor.

Muhabir: Mehmet Yaman