manşetler

ABD’NİN İRAN HESABI TUTMADI: ABD’YE TABUTLAR GİTMEYE DEVAM EDİYOR

ABD’nin kısa sürede sonuç almayı hedeflediği savaş beklenenden çok daha ağır sonuçlar doğurdu. İran İslam Cumhuriyeti’nin füze ve insansız hava aracı saldırıları Orta Doğu’daki çok sayıda Amerikan askeri ve diplomatik tesisini hedef alırken, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz küresel enerji piyasalarını sarsmaya başladı. Petrol fiyatlarının hızla yükseldiği ve enerji sevkiyatının aksadığı süreçte savaşın maliyeti hem bölgesel hem de küresel ölçekte büyüyor.

Abone Ol

İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı başlatılan savaş, Washington’un beklediğinden çok daha ağır sonuçlar doğurdu. ABD yönetimi hızlı bir zafer hesapları yaparken, İran’ın bölgedeki askeri ve ekonomik karşılıkları savaşın seyrini değiştirdi. Amerikan üsleri hedef alınırken enerji piyasaları sarsıldı ve Hürmüz Boğazı krizi küresel ekonomiyi tehdit eden yeni bir cepheye dönüştü.

İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik savaş üçüncü haftasına girdi ve kısa vadede sona ereceğine dair bir işaret görünmüyor. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın yaklaşık dört hafta sürebileceğine dair ilk açıklamalarına rağmen yaşanıyor.

28 Şubat’ta soykırımcı israil ve ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik ortak bombardımanıyla başlayan savaşta ve İran İslam İnkılabı Rehberi Ali Hamaney’in şehit edilmesinin ardından, çatışmanın maliyeti giderek büyüyor. Küresel ölçekte de ciddi etkiler görülüyor. Petrol fiyatları keskin şekilde yükseldi ve varil fiyatı şu anda 100 dolar civarında seyrediyor.

İran İslam Cumhuriyeti ve Lübnan’da sivil alanların hedef alınması nedeniyle yıkımın oldukça büyük olduğu belirtilirken, can kaybı iki bini aştı. Şehitlerin büyük bölümü İran’da bulunuyor.

ABD’NİN KAÇ ÜSSÜ ZARAR GÖRDÜ?

ABD ise kayıplarını gizliyor. Son olarak Irak’ta bir yakıt ikmal uçağının düşmesi sonucu 6 askerin ölmesiyle birlikte açıklanan toplam kayıp sayısı 13’e yükseldi. ABD ordusu, savaş sırasında yaralanan yaklaşık 19 askeri Almanya’ya tahliye etti. Suudi Arabistan’dan kalkan uçak Umman üzerinden Almanya’daki Landstuhl askeri hastanesine ulaştı; yaralılar arasında İHA saldırısında yaralanan askerlerin de bulunduğu bildirildi. Kaynaklara göre Salı günü yaklaşık 20 asker Landstuhl Bölgesel Tıp Merkezi’ne “acil” kategorisinde yaralı olarak getirildi. Bu askerlerde travmatik beyin hasarı, hafıza kaybı ve sarsıntı gibi yaralanmaların bulunduğu ifade edildi.

Ayrıca İran İslam Cumhuriyeti'nin düzenlediği bir füze saldırısı Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nü hedef aldı ve saldırıda 5 Amerikan yakıt ikmal uçağının hasar gördü. Böylece zarar gören veya imha edilen uçak sayısının en az 7’ye yükseldiği bildirildi. Cumartesi sabah saatlerinde Irak'ın başkenti Bağdat'taki Yeşil Bölge'de bulunan ABD Büyükelçiliği sabah saatlerinde vuruldu. Güvenlik kaynakları, saldırının büyükelçilikteki hava savunma sistemini devre dışı bıraktığını bildirdi.

Güvenlik yetkilileri, bir roket mermisinin ABD Büyükelçiliği yerleşkesi içine düştüğünü açıkladı. Saldırı sırasında alarm sirenleri çaldı. Büyükelçilik yerleşkesinden yoğun duman yükseldi ve bölgede büyük bir patlama meydana geldi.

Soykırımcı israil ve ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik ortak saldırılarının başlamasından bu yana Orta Doğu’daki en az 17 ABD askeri, diplomatik ve hava savunma tesisi İran İslam Cumhuriyeti’nin füze ve insansız hava aracı saldırıları sonucu zarar gördü.

Hasar gören tesislerin en az 11’i askeri üs veya askeri tesislerden oluşuyor. Bu sayı, bölgedeki ABD askeri tesislerinin yaklaşık yarısına denk geliyor.

En maliyetli kayıplar arasında hava savunma sistemleri bulunuyor. Uydu görüntülerine göre, Katar’daki Umm Dahal yakınlarında bulunan ve 1,1 milyar dolar değerindeki erken uyarı radarı ciddi hasar aldı. Bu radarın yaklaşık 4 bin 800 kilometrelik (3 bin mil) bir kapsama alanı sağlamak üzere tasarlandığı belirtiliyor.

Analize göre İran İslam Cumhuriyeti ayrıca THAAD (Terminal High Altitude Area Defense) adı verilen yüksek irtifa füze savunma sisteminin bazı unsurlarını da hedef aldı.

Pentagon’un değerlendirmesine göre, 28 Şubat’ta vurulan Bahreyn’deki ABD Donanması Beşinci Filo karargahında oluşan hasarın yaklaşık 200 milyon dolar olduğu belirtildi. Bu bilgi gazeteye konuşan bir Kongre yetkilisine dayandırıldı.

Tahran yönetimi ayrıca ABD’nin diplomatik tesislerini de hedef aldı. Bu saldırılar nedeniyle Dubai’deki ABD konsolosluğu ile Kuveyt ve Riyad’daki ABD büyükelçilikleri geçici olarak kapatıldı. Bu saldırılarda herhangi bir yaralanma bildirilmedi.

ABD’li yetkililer, saldırıların İran İslam Cumhuriyeti’nin savaşa Trump yönetimindeki birçok yetkilinin tahmin ettiğinden daha hazırlıklı olduğunu gösterdiğini söyledi.

KRİZİN KAYNAĞI: HÜRMÜZ BOĞAZI VE HARG ADASI

Savaş sonucunda dünya petrol ve gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği deniz yolu neredeyse tamamen felç oldu.

Son iki yılda İran İslam Cumhuriyeti ve müttefiklerinin saldırılarla zarar görmesine rağmen, Tahran’ın bölgeye ve küresel ekonomiye ağır ekonomik zarar verebilecek karşılıklar verebilecek kapasiteye hala sahip olduğu değerlendiriliyor.

Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması, günlük milyonlarca varil petrol sevkiyatının durmasına neden oldu. Uluslararası Enerji Ajansı bu durumu küresel petrol üretimine şimdiye kadarki en büyük darbe olarak nitelendirdi.

Buna karşılık ABD güçleri İran İslam Cumhuriyeti’ne ait stratejik öneme sahip Harg Adası’nı bombaladı. Ada, İran petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ının merkezi konumunda bulunuyor.

ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada ABD’nin Harg Adası’ndaki tüm askeri hedefleri tamamen yok ettiğini iddia etti. Trump ayrıca İran İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini engellemeye devam etmesi halinde petrol altyapısını hedef almakla tehdit etti.

İran İslam Cumhuriyeti ordusu ise , İran’daki petrol ve enerji altyapısına yönelik herhangi bir saldırının bölgede ABD ile çalışan petrol şirketlerinin altyapısına yönelik saldırılarla karşılık bulacağını açıkladı.

Yakıt fiyatlarını takip eden ABD merkezli GasBuddy şirketinin analisti Patrick De Haan, “Bunun daha büyük bir tırmanmaya yol açmasından çok endişe ediyorum. İran’ın kaybedecek çok şeyi kalmamış gibi görünüyor ve durum giderek tırmanıyor” dedi.

İran İslam Cumhuriyeti, soykırımcı israil ve ABD’nin ilk saldırılarına Körfez’deki bazı ülkelerdeki ABD çıkarlarına saldırarak karşılık verdi. İran yüzlerce balistik füze ve insansız hava aracı kullandı.

MÜCTEBA HAMANEY: İNTİKAMDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ

İran İslam Cumhuriyeti’nin yeni dini lideri Mücteba Hamaney ise Perşembe günü yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulması çağrısında bulundu ve İran İslam İnkılabı’nın intikam almaktan geri durmayacağını söyledi.

Hamaney şu ifadeleri kullandı: “İran, şehitlerinin kanının intikamını almaktan vazgeçmeyecek. Özellikle Minab okuluna yönelik suçun intikamını almaktan geri durmayacağız.”

Ayrıca Hürmüz Boğazı’nın düşmana baskı aracı olarak kapalı tutulması gerektiğini vurguladı.

Hamaney, savaşın sürmesi halinde düşmanın deneyim sahibi olmadığı yeni cephelerin devreye sokulabileceğini de ifade etti.

İLK 6 GÜNÜN MALİYETİ 11,3 MİLYAR DOLAR

Foreign Policy dergisi, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı yürütülen savaşın ekonomik maliyetlerini; kullanılan mühimmatın doğrudan maliyetleri ve petrol fiyatlarına olan etkileri üzerinden ele aldı.

ABD merkezli dergi, savaşın ilk 6 gününün maliyetinin 11 milyar 300 milyon dolara ulaştığını ortaya koydu. Dergiye göre bu tahmin, Savunma Bakanlığı yetkililerinin milletvekilleriyle yaptığı kapalı oturumda paylaşıldı. Bilgi New York Times gazetesine dayandırıldı.

Bu rakamın, 28 Şubat’tan önce aylar boyunca devam eden ABD askeri yığınağının maliyetini kapsamadığı da belirtildi.

Askeri yetkililer ayrıca savaşın ilk iki gününde 5,6 milyar dolar değerinde mühimmat kullanıldığını aktardı.

Foreign Policy’nin analizine göre ABD, savaşın ilk 36 saatinde yaklaşık 1250 savunma ve saldırı mühimmatı kullandı.

Dergi, savaşın ekonomik etkileri kapsamında petrol fiyatlarındaki hareketliliğe de dikkat çekti.

Uluslararası referans fiyatı olan Brent petrolün varil fiyatı, 9 Mart’ta kısa süreliğine 119,50 dolara kadar yükseldi. Aynı gün içinde yeniden 100 doların altına geriledi. 11 Mart’tan bu yana fiyatlarda dalgalı seyir devam ediyor.

ABD’de benzin fiyatları ortalama galon başına 3,50 doların üzerine çıktı. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre 0,50 dolardan fazla artış anlamına geliyor.

Savaşın enerji piyasalarına etkileri Körfez ülkelerini de etkiledi. Foreign Policy’ye göre Körfez’deki petrol üreticilerinin enerji gelir kaybı 15 milyar 100 milyon dolara ulaştı.

Bu kaybın en büyük bölümünü Suudi Arabistan yaşadı. Savaşın başlamasından bu yana Suudi Arabistan’ın gelir kaybının 4,5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Dergi, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının olası sonuçlarına da değindi.

Boğazın iki tarafında yaklaşık 500 petrol ve gaz tankeri, 500 konteyner gemisi 6 yolcu gemisi bekliyor. Ayrıca en az 22 geminin saldırıya uğradığı bildirildi.

Deniz taşımacılığındaki zararların sigorta maliyetinin ise 20 milyar dolar seviyesine ulaşabileceği ifade edildi. Bu maliyetin Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu tarafından karşılanması bekleniyor.

Savaşın etkileri hava taşımacılığına da yansıdı.

Orta Doğu’ya yönelik veya Orta Doğu’dan kalkan 46 binden fazla uçuş iptal edildi. Aynı zamanda jet yakıtı fiyatları petrol fiyatlarından daha hızlı arttı.

Havayolu şirketleri bilet fiyatlarını artırmaya ve uçuş programlarını azaltmaya başlarken, bu maliyetlerin sonunda küresel tüketicilere yansıyacağı belirtiliyor.

TRUMP UYARILARI DİNLEMEMİŞ

ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı savaşa girmesinden önce, ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Başkan Donald Trump’a çatışmanın Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasına yol açabileceğini bildirdi.

Konuyla ilgili görüşmelere aşina kaynakların Wall Street Journal gazetesine verdiği bilgilere göre Caine, yaptığı birkaç brifingde ABD’li yetkililerin uzun süredir İran İslam Cumhuriyeti’nin dünyanın en önemli deniz geçidini kapatmak için mayınlar, insansız hava araçları ve füzeler kullanabileceğine inandığını söyledi.

Kaynaklara göre Trump bu riskleri kabul etti ancak buna rağmen başkanlık döneminin en önemli dış politika kararlarından birini alarak ilerlemeye devam etti.

ABD Başkanı, ekibine “Tahran’ın muhtemelen boğazı kapatmadan önce teslim olacağını, kapatmaya kalksa bile ABD ordusunun bununla başa çıkabilecek kapasitede olduğunu” söyledi.

Trump yönetimindeki yetkililer ve konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara göre, Başkan’ın savaşı başlatma gerekçelerinin arkasında ABD ordusunun hızlı ve kesin bir zafer kazanabileceğine dair güçlü bir inanç bulunuyordu.

Bu güvenin oluşmasında, geçen yıl haziran ayında ABD’nin İran islam Cumhuriyeti’ndeki üç nükleer tesisi bombalaması ve Venezuela’ya düzenlenen ani saldırı sonucunda Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanması gibi Trump’ın başarılı gördüğü askeri operasyonların etkili olduğu belirtiliyor.

Beyaz Saray ise Trump’ın savaşın risklerinin farkında olduğunu ancak “İran’ın ulusal güvenlik için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırma konusunda kararlı olduğunu” açıkladı.

Wall Street Journal’a göre Trump, operasyonu onaylamadan önce danışmanlarıyla Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için çeşitli seçenekleri görüştü. Bu seçenekler arasında ABD donanmasının petrol tankerlerine boğazdan geçiş sırasında eşlik etmesi de bulunuyordu.

ABD’LİLERİN SAVAŞ EVRİMİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibinin İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı yürütülen savaşa ilişkin tutumlarının zaman çizelgesi herkesi şaşırtıyor.

Tahran'daki çatışmanın ilk 11 günü boyunca, Trump yönetimindeki yetkililer savaşın nedenleri, operasyonun hedefleri, ne kadar süreceği ve ülkeyi kimin yönetmesi gerektiği konusunda farklı açıklamalar yaptı.

İşte üst düzey yetkililer ve danışmanların mesajlarının zaman içindeki gelişimi:

28 ŞUBAT CUMARTESİ

Savaşın ilk gününde Trump, İran İslam Cumhuriyeti'nin yakın bir tehdit oluşturduğunu ve nükleer programını sona erdirmeye yönelik müzakerelerin başarısız olduğunu söyledi.

Trump, ülkenin geçmişte Amerikalıları öldürdüğünü ve bölgede “ölümcül vekil güçleri” desteklediğini belirtti.

Ayrıca İran donanmasının, füze depolarının ve nükleer programının yok edilmesi gerektiğini ifade etti ve İran halkını ayaklanarak ülkelerini geri almaya çağırdı.

Daha sonra İran İslam Cumhuriyeti'nin geçmişte ABD seçimlerine müdahale ettiğini de iddia etti.

Axios’a yaptığı açıklamada savaşın “iki ya da üç gün sürebileceğini” söyledi ancak aynı gün bir hafta veya daha uzun sürebileceğini de ifade etti.

1 MART PAZAR

Trump’a yakın danışmanlardan Senatör Lindsey Graham, operasyonun amacının rejimi değiştirmek değil, füze tehdidini ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.

Beyaz Saray da bu görüşü destekleyen bir açıklama yayımladı. Trump ise Tahran yönetimiyle konuşmaya açık olduğunu belirtti.

Daha sonra Trump, İran İslam Cumhuriyeti'ni halkını yeniden ülkelerini geri almaya çağıran bir video paylaştı ve operasyonun 4 ila 5 hafta sürebileceğini öngördü.

Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili ise ABD’nin ülkeye önce saldırabileceğine dair istihbarat aldığı için saldırı düzenlediğini söyledi.

2 MART PAZARTESİ

Trump, savaşın belirlenmiş bir bitiş tarihi olmadığını söyledi.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD’nin savaşı başlatmadığını ve Amerikan güçlerinin İran İslam Cumhuriyeti tarafından tehdit edildiğini ifade etti.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin Tahran'ın olası misilleme saldırılarını önlemek için ilk saldırıyı yapmak zorunda kaldığını söyledi. Rubio ayrıca İran İslam Cumhuriyeti'nin bir buçuk yıl içinde kısa menzilli füzeler ve insansız hava araçlarıyla dünya için tehdit oluşturabileceğini belirtti.

3 MART SALI

Trump, İran İslam Cumhuriyeti'nin ilk saldırıyı gerçekleştireceğini düşündükleri için ABD’nin önce harekete geçtiğini söyledi ve israilin ABD’yi savaşa zorladığı iddiasını reddetti.

4 MART ÇARŞAMBA

Savunma Bakanı Hegseth, gazetecilere yaptığı açıklamada ABD’nin Trump’a yönelik iddia edilen bir suikast girişimine karışmış İranlı bir birim komutanını öldürdüğünü söyledi. Ancak bunun operasyonun ana hedefi olmadığını belirtti.

Trump ise ABD ile iş birliği yapabilecek birçok etkili kişinin öldürüldüğünü kabul etti.

5 MART PERŞEMBE

Trump, Axios’a yaptığı açıklamada İran İslam Cumhuriyeti'nin bir sonraki liderinin seçilmesinde söz sahibi olması gerektiğini söyledi. Bu açıklama, Mücteba Hamaney’in bir sonraki dini lider olabileceğine dair haberlerin ardından geldi.

6 MART CUMA

Trump, Tahran yönetimi koşulsuz teslim olmadıkça hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceğini söyledi. Ayrıca ABD ve müttefiklerinin ülkenin yeniden inşasına yardım edeceğini ifade etti.

7 MART CUMARTESİ

Trump, Tahran'ın teslim olmadan önce bombardıman kampanyası nedeniyle çökebileceğini ima etti ve hedef listesine yeni isimler eklediğini belirtti.

8 MART PAZAR

Savunma Bakanı Hegseth, ABD’nin henüz savaşın başında olduğunu söyledi ve mühimmat sıkıntısı olduğu ya da Trump’ın kararlılığının azaldığı iddialarını reddetti. Ayrıca Mücteba Hamaney’in babasının yerine geçmesini kabul ettiği bildirildi.

9 MART PAZARTESİ

Trump, İran İslam Cumhuriyeti'ndeki ABD operasyonlarının “neredeyse tamamlanmak üzere olduğunu” söyledi.

Gazetecilere savaşın yakında sona erebileceğini söyledi ancak askeri hedeflerin henüz tam olarak gerçekleşmediğini belirtti. İran halkına destek vermenin rejim değişikliği olmadan zor olduğunu da ifade etti.

10 MART SALI

Savunma Bakanı Hegseth, savaşın ABD’nin belirlediği zaman çizelgesine göre sona ereceğini söyledi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise İran İslam Cumhuriyeti'nin koşulsuz teslim olup olmayacağına ABD’nin karar vereceğini, bunun İran’ın kararına bırakılmayacağını belirtti.