manşetler

ABD’NİN ANLAŞMA OYUNU ÇÖKTÜ: İRAN HÜRMÜZ’Ü YENİDEN KAPATTI

ABD’nin müzakere sürecini çelişkili açıklamalar ve sahadaki ihlallerle yönlendirmeye ve İran’a yönelik ablukayı sürdürerek baskıyı artırmaya çalışmasına karşın Tahran hem Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatarak hem de Washington’un “anlaşma” söylemini yalanlayarak krize sert ve çok boyutlu karşılık verdi.

Abone Ol

ABD’nin ateşkes anlaşmasını sahada eksik uygulayarak süreci kendi lehine manipüle etmeye çalıştığı, buna rağmen İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürerek baskıyı artırdığı bir tabloda Tahran yönetimi, bu siyasi kurnazlığa karşılık Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatarak hem askeri hem ekonomik dengeleri doğrudan etkileyecek sert bir hamle yaptı.

İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasında varılan iki haftalık ateşkes mutabakatı kapsamında Hürmüz Boğazı’nın açılması öngörülmesine rağmen, anlaşmanın Lübnan ayağının uygulanmaması süreci baştan krize sürükledi. Tahran yönetimi, ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması şartının ABD-israil hattı tarafından yerine getirilmemesi üzerine boğazı açmaktan imtina ederken, Washington ise buna karşılık İran limanlarına yönelik fiili ve uluslararası hukuka aykırı bir abluka başlattı. Müzakereler sonucunda Lübnan’da ateşkesin sağlanmasının ardından İran geçici olarak boğazı açsa da, ABD’nin ablukayı kaldırmayacağını duyurması gerilimi yeniden tırmandırdı. Bunun üzerine İran, Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatarak sahadaki denklemi sert şekilde değiştirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la yürütülen müzakerelere ilişkin çelişkili ve tartışmalı açıklamaları, sahadaki gelişmelerle birlikte yeni bir dezenformasyon ve meşrulaştırma stratejisi tartışmasını gündeme taşıdı. İran cephesi, Washington’un diplomasi söylemini bir “algı operasyonu” olarak kullandığını savunurken, özellikle son dönemde yapılan açıklamaların gerçeklikten kopuk olduğu ve olası askeri hamlelere zemin hazırladığına dikkat çekiyor.

İran Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı “Hatemül Enbiya” Merkez Karargahı Sözcüsü Tuğgeneral İbrahim Zülfikari, yaptığı açıklamada, ABD’nin tekrarlanan “ihanetlerinin” Hürmüz Boğazı’nı yeniden önceki durumuna getirdiğini söyledi.

Zülfikari, “ABD hala ‘abluka’ adı altında deniz haydutluğu ve hırsızlık yapıyor” diyerek, bu nedenle “Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün yeniden önceki düzene döndüğünü ve bu stratejik geçidin silahlı kuvvetler tarafından sıkı şekilde yönetilip denetlendiğini” ifade etti.

Boğazın, ABD İran’a yönelik gemi hareketlerine getirdiği kısıtlamaları kaldırmadığı sürece mevcut durumda kalacağını vurgulayan Zülfikari, “Bu kısıtlamalar sona erene kadar sıkı gözetim devam edecek” dedi.

Ayrıca Tahran’ın, daha önce yapılan anlaşmalar ve iyi niyet çerçevesinde, sınırlı sayıda petrol tankeri ve ticari geminin boğazdan kontrollü şekilde geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi de “X” platformunda yaptığı paylaşımda, daha önceki uyarılarına atıfla, “Sizi uyarmıştık ama dinlemediniz; şimdi Hürmüz Boğazı’nın eski haline dönüşünü izleyin” ifadelerini kullandı.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri: Her ihlale karşılık verilecek

İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ise yaptığı açıklamada, “ABD’nin her türlü anlaşma ihlali uygun bir karşılıkla cevap bulacaktır” dedi.

Açıklamada ayrıca, “İran’a giden ve İran’dan çıkan gemi trafiği tehdit altında kaldığı sürece boğazın durumu değişmeyecek” ifadelerine yer verildi.

Kalibaf: Yalanlarla sahada kazanamadılar, müzakerelerde kazanmaya çalışıyorlar

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “İran Boğazı” (Hürmüz) geçişini tamamen açmayı kabul ettiğini ve tam geçişe hazır olduğunu söylemiş, İran limanlarına yönelik deniz ablukasının ise “kendileriyle yüzde 100 anlaşma sağlanana kadar” süreceğini belirtmişti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, “X” platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir saat içinde “yedi iddia ortaya attığını ve bu yedi iddianın tamamının yalan olduğunu” söyledi.

Kalibaf, “Bu yalanlarla savaşta kazanamadılar ve kesinlikle müzakerelerde de bir sonuca ulaşamayacaklar” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, “Abluka devam ettiği sürece Hürmüz Boğazı açık kalmayacaktır” diyen Kalibaf, boğazdaki geçişlerin “belirlenmiş bir güzergâh üzerinden ve İran’ın izniyle” gerçekleşeceğini belirtti.

“Boğazın açılıp kapatılması ve onu yöneten kurallar, sosyal medya tarafından değil sahadaki gerçeklik tarafından belirlenir” diyen Kalibaf, sözlerine şöyle devam etti:

“Medya savaşı ve kamuoyu mühendisliği, savaşın önemli bir parçasıdır. İran halkı bu yöntemlerden etkilenmeyecektir. Müzakerelere dair doğru ve kesin bilgilere Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün son röportajından ulaşabilirsiniz.”

İran: Zenginleştirilmiş uranyum hiçbir yere taşınmayacak

İran ayrıca Donald Trump’ın iddialarını yalanlayarak zenginleştirilmiş uranyumun hiçbir yere taşınmayacağını açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington’un Tahran’la birlikte gömülü zenginleştirilmiş uranyumu çıkarıp ABD’ye taşıyacağı yönündeki iddiasının ardından İran, böyle bir anlaşmayı reddetti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, resmi televizyona yaptığı açıklamada, “İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu hiçbir yere taşınmayacaktır. Nasıl ki İran toprağı bizim için kutsalsa, bu konu da bizim için büyük önem taşımaktadır” dedi.

Bekayi ayrıca, “Uranyumun ABD’ye taşınması bizim için söz konusu bir seçenek değildir” ifadelerini kullandı ve “Zenginleştirilmiş uranyumun ABD’ye transferi konusu müzakerelerde hiçbir şekilde gündeme gelmemiştir” diye ekledi.

İranlı yetkili, son görüşmelerin uranyum transferi değil, anlaşmazlığın çözümü üzerine yoğunlaştığını belirterek, “Önceki müzakerelerde odak nükleer meseleydi; mevcut görüşmelerde ise savaşın sona erdirilmesi ön planda. Bu nedenle ele alınan konular daha geniş ve çeşitli hale geldi” dedi.

Bekayi, yaptırımların kaldırılmasına yönelik 10 maddelik planın İran için büyük önem taşıdığını, özellikle savaş sırasında uğranılan zararların tazmini meselesinin öncelikli olduğunu vurguladı.

İran medyası: Müzakerelerin bir sonraki turu için onay verilmedi

İran'ın, ABD'nin müzakerelerdeki "aşırı talepleri" nedeniyle henüz bir sonraki görüşme turuna katılmayı kabul etmediği bildirildi.

Yarı resmi Tasnim Haber Ajansının ilgili kurumlardan aldığı bilgilere dayandırdığı haberinde, Trump'ın İran'a "deniz ablukası" ilan etmesi ve Amerikalıların müzakerelerdeki "aşırı talepleri" nedeniyle İran'ın henüz bir sonraki müzakere turuna katılma kararı almadığı belirtildi.

Görüşmelerin ABD'nin aşırı taleplerinden vazgeçmesine bağlı olduğu ve İran'ın "yıpratıcı ve faydasız" görüşmelere girmeyeceği ve bunun da Pakistan üzerinden ABD'li yetkililere iletildiği ifade edildi.

Trump’ın söylediklerinin yüzde 99’u yalan

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a ilişkin son açıklamaları, ekonomik etkileri açısından da tartışmalara neden oluyor. Trump’ın savaşın başından bu yana yaptığı çıkışların önemli bir bölümünün sahadaki gerçeklikten kopuk olduğu ve küresel piyasaları yönlendirmeye dönük olduğu yönünde tepkiler artıyor.

Analistlere göre Trump, kriz başladığından bu yana zaman zaman “anlaşmaya çok yakınız”, zaman zaman ise “savaş devam eder” gibi birbirine zıt mesajlar vererek kontrollü bir belirsizlik ortamı oluşturuyor.

Özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden geçen küresel petrol akışı dikkate alındığında, bölgeye dair her açıklamanın doğrudan petrol fiyatlarını etkilediği biliniyor. Trump’ın “boğaz açılıyor”, “anlaşma yakın” ya da “savaş sürebilir” şeklindeki çelişkili mesajlarının, petrol ve emtia piyasalarında dalgalanma oluşturduğu ifade ediliyor.

Beyaz Saray 750 milyon dolarlık vurgun yaptırdı

Beyaz Saray 50 gündür İran savaşı üzerinden yatırımcılara para kazandırıyor. Son olarak Hürmüz Boğazı’nın açıldığı açıklamasından dakikalar önce yatırımcılar petrolün düşeceğine 760 milyon dolarlık bahis yaptı.

Yatırımcılar, Hürmüz Boğazı’nın açıldığı duyurusundan yaklaşık 20 dakika önce petrol fiyatlarının düşeceğine yönelik yaklaşık 760 milyon dolarlık bir pozisyon aldı. Bu hamle, Orta Doğu’daki savaş sürecinde önemli açıklamalar öncesinde yapılan dikkat çekici işlemlerden biri olarak öne çıktı.

Son aylarda bu tür büyük ve zamanlaması dikkat çeken işlemler, ABD’li yasa yapıcılar ve hukuk uzmanları arasında, savaş ve diplomasiye ilişkin kararların bazı yatırımcılara oynak ve şeffaf olmayan türev piyasalarında avantaj sağlayabileceği yönünde endişelere yol açtı.

LSEG verilerine göre, 12.24 ile 12.25 GMT arasında yatırımcılar toplam 7.990 lot Brent ham petrol vadeli kontratı sattı. O anki fiyatlar baz alındığında bu işlemlerin toplam değeri yaklaşık 760 milyon dolara ulaştı.

Saat 12.45 GMT’de ise İran Dışişleri Bakanı, ateşkes süresi boyunca tüm ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin tamamen açıldığını X üzerinden duyurdu. Açıklamanın ardından petrol fiyatları dakikalar içinde gün içinde yüzde 11’e varan düşüş kaydetti.

Benzer şekilde, 7 Nisan’da ABD ile İran’ın iki haftalık ateşkes ilanından saatler önce yaklaşık 950 milyon dolarlık işlem yapılmıştı. 23 Mart’ta ise ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları erteleyeceğini açıklamasından hemen önce 15 dakika içinde 500 milyon dolarlık satış yapılmış, bu da petrol fiyatlarında yüzde 15’lik düşüşe yol açmıştı.

Konuya yakın bir kaynağın çarşamba günü verdiği bilgiye göre, ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu, 23 Mart ve 7 Nisan’daki işlemler de dahil olmak üzere, İran’la ilgili politika değişikliklerinden hemen önce gerçekleştirilen petrol vadeli işlemlerini incelemeye aldı.

Trump’ın planı: İran anlaşmayı bozdu diyecek

İranlı akademisyen Seyid Muhammad Marandi, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la yürütülen müzakerelere ilişkin açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını ve yeni bir saldırıyı meşrulaştırma amacı taşıdığını belirtti.

Marandi, Trump’ın son günlerde “anlaşmaya çok yakınız” şeklindeki söylemlerinin diplomatik bir ilerlemeden ziyade stratejik bir manipülasyon olduğunu belirterek, Washington yönetiminin kamuoyunu yönlendirme hazırlığında olduğunu ifade etti. İranlı akademisyene göre Trump yönetimi, kısa süre içinde İran’ı “anlaşmayı bozan taraf” ilan ederek yeni bir askeri hamle için zemin oluşturmayı hedefliyor.

Bu değerlendirme, Trump’ın geçmişteki müzakere süreçlerindeki tutumunu da yeniden gündeme getirdi. Özellikle İran ile yürütülen önceki temasların devam ettiği bir dönemde gerçekleştirilen askeri saldırılar, Washington’un diplomasiyi askeri saldırıya maske yaptığını ortaya koymuştu.

Marandi, Trump’ın söylemlerinin uluslararası kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu vurgulayarak, “Anlaşma varmış gibi bir algı oluşturuluyor. Bu, olası bir saldırının sorumluluğunu İran’a yükleme stratejisidir” ifadelerini kullandı.