İngiliz The Guardian gazetesi, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard’ın istifasının arkasındaki gerçek nedeni ele aldı.
Gabbard cuma günü ABD Başkanı Donald Trump’a istifasını sunduğunu açıklayarak, kısa süre önce kansere yakalanan eşine destek olabilmek için görevinden ayrılacağını söyledi.
Ancak kısa süre içinde Beyaz Saray’ın Gabbard’ı istifaya zorladığına dair haberler yayıldı. Guardian’ın aktardığına göre Trump geçen ay kabine üyelerine gizlice Gabbard’ın görevden alınıp alınmaması gerektiğini sordu.
Habere göre Gabbard, Trump’a sadakat göstermesine ve geçmiş seçimlerle ilgili komplo teorilerini destekleyerek ona yakınlaşmaya çalışmasına rağmen, ABD’nin dış müdahalelerine ve rejim değiştirme savaşlarına karşı çıkışı nedeniyle gözden düştü.
Guardian, Gabbard’ın özellikle İran’ın nükleer programı ve kapasitesine ilişkin istihbarat değerlendirmeleri nedeniyle Trump’ı defalarca öfkelendirdiğini yazdı.
Haberde, Trump’ın geçen haziran ayında israilin Tahran’a yönelik saldırısını desteklediği ve ardından Washington’un İran’daki bazı nükleer tesisleri bombalayarak “12 günlük savaşa” katıldığı dönemde, Trump’ın Gabbard’a İran’ın nükleer bomba üretimine ne kadar yakın olduğuna ilişkin değerlendirmesini değiştirmesi için baskı yaptığı belirtildi.
Ocak ayında ise Trump’ın ulusal güvenlik ekibi Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmaya yönelik planını tamamlarken, Gabbard’ın ABD’nin rejim değiştirme operasyonlarına geçmişte karşı çıkması nedeniyle planlama sürecinin dışında bırakıldığı aktarıldı.
Şubat ayı sonlarında Trump’ın İran’a karşı yeni bir ABD-İsrail savaşı başlattığı dönemde ise Gabbard’ın, normalde kendi makamındaki kişilerin yer aldığı en üst düzey politika belirleme süreçlerinden büyük ölçüde dışlandığı ifade edildi.
Guardian’a göre Gabbard, Beyaz Saray’daki planlama toplantılarına alınmadı ve yönetimin savaşla ilgili Kongre brifinglerinin çoğunda yer almadı.
Mart ayında Gabbard’ın üst düzey yardımcılarından ve uzun süredir Trump destekçisi olan Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in, İran savaşı nedeniyle protesto amacıyla istifa ettiği belirtildi.
Gazete, bu gelişmenin Trump yönetiminde şok etkisi yarattığını ve müdahale karşıtı görüşleri nedeniyle Gabbard’ın başkan çevresindeki yalnızlığını artırdığını yazdı.
Guardian, Gabbard’ın Trump’ın en üst düzey danışmanlarından biri olarak görev yaptığı süreçte, “Önce Amerika” sloganını benimseyen ve siyasi kimliğini dış askeri müdahalelere karşı duruş üzerine kuran Trump’ın, İran rejimini devirmekte başarısız olan bir savaşı başlattığını hatırlatan “rahatsız edici bir figür” haline geldiğini belirtti.
Gazete ayrıca Trump’ın İran’a karşı savaşı başlatmak için kullandığı gerekçelerin, eski Başkan George W. Bush döneminde Irak işgalini meşrulaştırmak için kullanılan yanıltıcı istihbaratı hatırlattığını ifade etti.
Geçen haziran ayından bu yana Trump ve diğer ABD’li yetkililerin, İran’ın nükleer bomba üretme kapasitesine ulaşmasına haftalar ya da aylar kaldığını öne sürdüğü belirtildi.
Ancak Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu, bağımsız uzmanlar ve ABD istihbarat yetkilileri, Tahran’ın silah seviyesine yakın düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunu artırmasına rağmen, fiilen nükleer silah üretimine geçtiğine dair herhangi bir kanıt bulunmadığını defalarca vurguladı.
Mart 2025’te Gabbard’ın Kongre’de yaptığı açıklamada, ABD istihbarat kurumlarının hâlâ “İran’ın nükleer silah geliştirmeye çalışmadığı” yönünde değerlendirme yaptığını söylediği hatırlatıldı.
Guardian’a göre Gabbard’ın açıklamaları, İran’ın nükleer bomba peşinde olmadığı yönündeki ABD istihbarat değerlendirmeleriyle uyumluydu. Ancak aynı zamanda İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun “nükleer silaha sahip olmayan bir ülke için eşi görülmemiş seviyeye ulaştığını” da ifade etmişti.
Gazete, İran krizinin bu aşamasından büyük ölçüde Trump’ın sorumlu olduğunu belirtti. Trump’ın ilk başkanlık döneminde, 2015 yılında İran ile altı dünya gücü arasında imzalanan nükleer anlaşmadan ABD’yi tek taraflı çektiği ve 2018’de Barack Obama yönetiminin arabuluculuğunda sağlanan anlaşmayı bozarak İran ekonomisine ağır zarar veren yaptırımları yeniden uyguladığı aktarıldı.
Gabbard’ın açıklamalarına ek olarak, geçen yıl yayımlanan diğer ABD istihbarat değerlendirmelerinin de İran’ın bir nükleer savaş başlığı geliştirip bunu bir füzeye yerleştirmesine yaklaşık üç yıl kaldığını öngördüğü belirtildi.
Ancak Trump’ın, gazetecilerin Gabbard’ın önceki Kongre ifadesini hatırlatmasının ardından haziran ayında büyük öfke yaşadığı kaydedildi.
Trump, İran’daki başlıca nükleer tesislere saldırı emrini vermesinden günler önce, 16 Haziran’da gazetecilere şu ifadeleri kullandı:
“Ne söylediği umurumda değil. Bence onlar bir tane üretmeye çok yaklaşmıştı.”
Guardian’a göre Trump’ın baskısı sonrası Gabbard da söylemini değiştirerek İran’ın “haftalar ya da aylar içinde” nükleer silah geliştirebileceğini söyledi.
Gazete, bu aşamada Gabbard’ın Trump’ın güvenini kaybetmiş göründüğünü ve birkaç ay içinde Trump’ın onu değiştirmeyi düşünmeye başladığını yazdı.
Haberde şu değerlendirmeye yer verildi:
“Sonunda Gabbard, mutlak sadakat talep eden ancak karşılığında çok az sadakat gösteren bir başkanla çalışmaya uyum sağlayamadı.”
Tulsi Gabbard cuma günü yaptığı açıklamada, ülkenin 18 istihbarat kurumunu denetlediği 15 aylık görevinin ardından istifa edeceğini duyurdu.
İstifa mektubunda, kısa süre önce kemik kanseri teşhisi konulan film yapımcısı eşi Abraham Williams ile daha fazla vakit geçirmek için görevinden ayrılacağını yazdı.
Hawaii’den eski Demokrat Kongre üyesi olan Gabbard, Trump yönetiminden ayrılan son üst düzey istihbarat yetkilisi oldu.




