İzmir’in Bozyaka semtinde vatandaşların elindeki alışveriş fişleriyle ortaya koyduğu gerçek, Türkiye’deki perakende sektörünün ve piyasa denetimlerinin trajikomik halini bir kez daha gözler önüne serdi. BİM, ŞOK ve A101 gibi ülkenin en yaygın üç zincir marketinden aynı gün alışveriş yapan bir tüketici, en temel insani ihtiyaç olan su fiyatlarının bir anda 5,25 TL’den 7,25 TL’ye yükseldiğini belgeledi.
Üç farklı dev şirketin, aynı üründe, buluşması, serbest piyasa ekonomisinden ziyade "sözleşmeli etiket mühendisliğini" akıllara getiriyor.
Bu fahiş artışın arkasındaki gerçek, çevre bilincini artırmak amacıyla hayata geçirilen Depozito Yönetim Sistemi (DYS). Çevreyi koruma vizyonuyla başlatılan bir sistemin, faturası henüz sistem tam oturmadan zincir marketler eliyle doğrudan tüketicinin cebine kesiliyor.
Vatandaşların parmak bastığı bir diğer can yakıcı nokta ise zamanlama. Memur ve emekli maaş artışlarının netleştiği, ceplere henüz tek bir kuruşun dahi girmediği bu kritik dönemde, temel tüketim maddelerine peş peşe zam yapılıyor.
Rekabet Kurulu, geçtiğimiz yıllarda bu market zincirlerine idari para cezaları yağdırmıştı. Bu hamlenin piyasayı disipline etmesi bekleniyordu.
Ancak bugün gelinen noktada görüyoruz ki, kesilen bu cezalar marketler için caydırıcı bir ceza olmaktan çıkmış, adeta katlanılması gereken küçük bir "işletme maliyeti" haline gelmiş durumda.
Vatandaş daha caydırıcı cezalar bekliyor.





