Aile yapısındaki çözülme, artan boşanmalar ve sadakat kavramının aşınması, zinanın hukuki statüsünü yeniden tartışmaya açtı. Hukukçulara ve sosyal bilimcilere göre zina; ailenin, çocukların ve toplumun tamamını etkileyen bir fiil niteliği taşıyor.

Bu nedenle birçok ülkede zina, “özel hayat” kapsamında değerlendirilmek yerine ceza hukuku çerçevesinde ele alınıyor. Gerekçe ise ortak; aile kurumunun ve toplumsal düzenin korunması.

Uzmanların ve ilgili çevrelerin öne çıkardığı temel gerekçeler şöyle;

Aile kurumunu doğrudan sarsması ve boşanmalara yol açması

Çocuklar üzerinde kalıcı psikolojik ve sosyal etkiler oluşturması

Sadakat, güven ve sorumluluk gibi temel toplumsal değerleri aşındırması

Evliliği anlamsızlaştırarak sorumsuz ilişkileri teşvik etmesi

Bu yönleriyle zina, birçok hukuk sisteminde bireysel bir mesele değil, toplumsal sonuçları olan bir fiil olarak değerlendiriliyor.

Zina Hangi Ülkelerde Suç?

Günümüzde zina, farklı hukuk sistemleri altında birçok ülkede halen suç sayılıyor.

Suudi Arabistan, İran, Afganistan, Pakistan: Şeriat hukukuna dayalı sistemlerde zina ağır cezalarla suç kabul ediliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Umman: Ceza kanunlarında zina hapis cezası kapsamına giriyor.

Endonezya ve Malezya: Yeni düzenlemelerle zina suç kapsamında değerlendiriliyor.

Nijerya’nın kuzey eyaletleri ve Sudan gibi bazı Afrika ülkelerinde de zina cezai yaptırıma tabi.

Bu ülkelerde ortak yaklaşım, zinanın aileyi ve toplumu koruma amacıyla suç olarak tanımlanması.

Türkiye’de Zina Ne Zaman Suçtu?

Zina, Türkiye’de uzun yıllar ceza hukuku kapsamında suçtu. 1926 tarihli Türk Ceza Kanunu’nda (TCK 765) zina açıkça suç olarak düzenlenmişti.

Ancak kadın ve erkek için farklı hükümler bulunuyordu. Erkek için “süreklilik” ve “birlikte yaşama” şartı aranıyordu

1996’da Anayasa Mahkemesi, kadınlara yönelik zina suçunu iptal etti. 1998’de erkekler için olan düzenleme de kaldırıldı.

Böylece zina fiilen suç olmaktan çıkarıldı, ancak Medeni Kanun’da boşanma sebebi olarak kaldı.

Asıl Kırılma: 2004–2005 / Yeni TCK ve AB Süreci

2004’te yeni Türk Ceza Kanunu hazırlanırken, zina yeniden suç kapsamına alınmak istendi. Dönemin hükümeti, zina maddesini taslak metne koydu.

Avrupa Birliği; AB müzakere sürecini olumsuz etkiler gerekçesiyle zina suçuna sert biçimde karşı çıktı. Bu nedenle

2005’te yürürlüğe giren Yeni TCK (5237)’da zina bilinçli olarak yer almadı.

Gerekçe olarak özel hayatın korunması, AB uyum süreci ve ceza hukukunun alanı daraltılıyor gibi hususlar öne sürüldü.

Artık Suç Kapsamında Değerlendirilmiyor

Türkiye’de zina artık ceza hukuku kapsamında suç sayılmıyor ancak boşanma davalarında “ailenin temelinden sarsılması” gerekçesi olarak kabul ediliyor. Bu durum, “hukuki bir çelişki” olarak eleştiriliyor.

Bu eleştiriyi dile getiren HÜDA PAR oldu. Parti Sözcüsü Yunus Emiroğlu, yaptığı açıklamada zinanın aile yapısını çökerten temel unsurlardan biri olduğunu belirtti.

Emiroğlu, zinanın hukuken boşanma sebebi sayılıp ceza hukuku bakımından suç kabul edilmemesinin çelişki yarattığını ifade ederek, zinanın “özel hayat” gerekçesiyle korunmasının sadakati zayıflattığını ve evliliği değersizleştirdiğini savundu. Açıklamasında, zinanın serbest bırakılmasının gençlere evlilikten kaçınma mesajı verdiğini de vurguladı.

Muhabir: Mehmet Yaman