Dünya

Zengin elit sapkınlığı ve siyonist rejim bağlantısı!

Pedofili ve cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanan Jeffrey Epstein'in dosyası, yalnızca ahlaki bir çöküş hikâyesi değil; küresel elit çevrelerle kurduğu ilişkiler, milyarlarca dolarlık finans hareketleri, olası şantaj ve nüfuz mekanizmaları ile bazı siyonist rejim üst düzey isimleriyle temasları üzerinden uluslararası güvenlik ve siyaset alanına uzanan çok katmanlı bir ağ iddiasını da gündeme taşıyor.

Abone Ol

ANALİZ

Jeffrey Epstein yıllarca sadece aşırı zengin bir finansör olarak anılmadı; adı pedofili, cinsel istismar, elit çevrelere yönelik şantaj iddiaları ve nihayetinde hapishanede şüpheli ölümüyle anılan küresel bir skandalın merkezine yerleşti.

Ancak ortaya çıkan belgeler, e-postalar ve ABD Kongresi denetim komitesi tarafından yayımlanan dokümanlar, Epstein dosyasının yalnızca bir "ahlaksızlık" ve "zengin elit sapkınlığı" hikâyesi olmadığını; aynı zamanda jeopolitik ve güvenlik ağlarına uzanan daha karmaşık bir boyutu olabileceğini gösteriyor.

Epstein 2019'da New York'taki cezaevinde ölü bulundu. Resmi kayıtlara göre ölüm intihardı ancak kamuoyunda cinayet veya susturma ihtimali dahil çok sayıda iddia tartışıldı. Ölümünden önce ise hakkında çocuklara yönelik cinsel istismar, insan ticareti ve pedofili suçlamaları vardı. ABD yargı makamları ve mağdurların ifadeleri, Epstein'in onlarca reşit olmayan kız çocuğunu istismar ettiğini ortaya koymuştu.

Fakat soru şu: Bu ağ sadece cinsel istismar ve elit yozlaşma mıydı, yoksa aynı zamanda güç, servet ve güvenlik sanayii arasında işleyen bir ara kanal mıydı?

Epstein ve siyonist rejim güvenlik ağı iddiaları

Ortaya çıkan yazışmalarda, Epstein'in siyonist rejimin eski başbakanı ve savunma bakanı olan Ehud Barak ile yakın temas halinde olduğu görülüyor. İkili arasında 2013–2016 döneminde yapılan e-posta trafiği, finansal bağlantılar ve yatırım görüşmeleri dikkat çekiyor.

Aynı dönemde Epstein'in finansal arayüzlerinden biri olan Southern Trust üzerinden 25 milyon dolarlık sözleşmeler yapıldığı, bunun da İsviçre merkezli Edmond de Rothschild grubuyla bağlantılı olduğu basına yansıdı.

Resmî belgelerde bu sözleşmeler "risk analizi" ve "algoritmik danışmanlık" olarak geçse de söz konusu şirketin Epstein'in kontrolündeki yapılardan biri olduğu biliniyor.

Bu süreçte siyonist rejim merkezli bir acil durum ve gözetim teknolojisi girişimi olan Carbyne (eski adıyla Reporty) yatırım aldı. Barak bu şirketin yatırımcıları arasında yer aldı. Daha sonra şirket, ABD merkezli Axon tarafından yüz milyonlarca dolarlık bir anlaşmayla satın alındı.

Burada kritik soru şu: Epstein yalnızca bir yatırımcı mıydı, yoksa siyonist rejimin siber güvenlik ve gözetim teknolojilerinin küresel elit çevrelere açılan bir "arka kapı diplomasisi" aracı mıydı?

Servet, elit çevre ve ahlaki çürüme

Epstein'in serveti ve bağlantı ağı olağanüstüydü. ABD Senatosu Maliye Komitesi soruşturmalarına göre yalnızca tek bir hesabı üzerinden 4 bin 700'den fazla işlemde toplam 1 milyar doları aşan para hareketi gerçekleşti.

Fotoğraflar ve belgeler, Epstein'in milyarderler, siyasetçiler, akademisyenler ve sanat dünyasından isimlerle aynı masada bulunduğunu gösteriyor. Bu tablo, pedofili ve cinsel istismar suçlamalarıyla anılan bir finansörün, küresel elit sınıfın merkezinde nasıl yer alabildiği sorusunu doğuruyor.

Elit çevrelerdeki bu "ahlaki çürüme" iddiaları, kamuoyunda şu şüpheyi güçlendirdi: Epstein'in cinsel istismar ağı yalnızca bir suç organizasyonu muydu, yoksa aynı zamanda nüfuz ve şantaj üretme mekanizması mıydı?

Bu iddiaların hiçbiri mahkeme kararıyla kanıtlanmış geniş çaplı bir "devlet komplosu" sonucuna bağlanmış değil. Ancak Epstein'in ölümünden sonra yayımlanan belgeler, bazı ilişkilerin boyutunu daha da tartışmalı hale getirdi.

Fildişi Sahili ve Moğolistan dosyası

Sızan yazışmalar, Fildişi Sahili ve Moğolistan'da güvenlik ve istihbarat altyapısının yeniden yapılandırılması süreçlerinde Epstein ile Barak arasında paralel temaslar olduğunu gösteriyor.

Fildişi Sahili'nde devlet başkanı düzeyinde görüşmeler, aile üyeleriyle özel temaslar, istihbarat yapısının yeniden organize edilmesi, ardından savunma ve güvenlik anlaşmaları gibi bir kronoloji dikkat çekiyor.

Benzer bir model Moğolistan'da da görüldü. Barak resmi unvanı olmamasına rağmen askeri ve istihbari kapasite geliştirme planları sundu. Belgelerde siyonist rejim "devlet" logosunun yer aldığı iddia edilen dokümanlar kamuoyunda tartışmalara neden oldu.

Devlet politikası mı, özel ağ mı?

Buradaki temel mesele şu: Siyonist rejimin resmi savunma ihracat sistemi zaten oldukça merkezi ve denetimli.

Ancak belgeler, resmi kanalın yanında özel ilişkiler üzerinden ilerleyen paralel bir temas hattı olabileceğini düşündürüyor.

Epstein'in rolü, sermaye ile siyasal erişim arasında arabuluculuk yapmak olarak görünüyor.

Bu tablo, pedofili ve cinsel istismar suçlamalarıyla anılan bir finansörün, güvenlik ve istihbarat teknolojileri alanında da temaslara sahip olmasının neden olduğu çarpıcı çelişkiyi ortaya koyuyor.

Şüpheli ölüm ve bitmeyen sorular

Epstein 2019'da cezaevinde ölü bulundu. Resmi rapor intihar dese de güvenlik kameralarının çalışmaması ve gardiyan ihmali gibi unsurlar kamuoyunda cinayet ihtimalini gündeme taşıdı. Bu iddialar resmi olarak doğrulanmadı.

Ancak ölümünden sonra yayımlanan belgeler, onun yalnızca "cinsel suçlardan hüküm giymiş bir sapkın" değil; aynı zamanda servet, istihbarat, savunma sanayii ve küresel elitler arasında dolaşan bir bağlantı noktası olabileceğini düşündüren sorular doğurdu.

Sonuç

Jeffrey Epstein dosyası, pedofili ve cinsel istismar suçlamaları, elit çevrelerle kurulan ilişkiler, servet ve finans ağları, olası şantaj ve nüfuz mekanizmaları ve bazı siyonist rejim üst düzey isimlerle kurduğu temaslar nedeniyle hâlâ küresel siyaset ve güvenlik dünyasında tartışılmaya devam ediyor.

Ortada kesinleşmiş yargı kararları ile sabit olan cinsel suç dosyaları var.

Bunun ötesindeki jeopolitik bağlantılar ise belgeler, e-postalar ve iddialar üzerinden şekilleniyor.

Ve belki de en kritik soru hâlâ açık: Epstein yalnız mıydı yoksa daha büyük bir güç ağının aracı mıydı?