Zekâtı Geciktirmenin veya Erkenden Vermenin Niyetle İlişkisi

Abone Ol

Zekatın erken verilmesi veya geciktirilmesi, niyet mefhumunun pratik bir şekilde anlaşılmasına vesile olan meselelerden biridir. Zira bu iki durumda, zekatı geçerli kılan temel etken niyetin kendisidir. Müslümanlar olarak sene içerisinde sadaka olarak daima birilerine bir şeyler vermekteyiz. Erken verdiğimiz bu sadakaların farz olan zekattan sayılması için de niyet şarttır.

Zekatın erken verilmesiyle ilgili Hz Ali efendimizin rivayet ettiği bir hadise göre Hz Abbas (radiyallahu anh) Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam)`a vakti gelmeden önce zekatın verilmesini sordu. Efendimiz de kendisine izin verdi. (Davud, Tirmizî)

Hz Ali Efendimizden rivayet edilen bir diğer hadise göre ise Allah Resulü (aleyhissalatu vesselam) ihtiyaç nedeniyle Hz Abbas`tan iki yılın zekatını aldı. (Beyhakî)

Bu iki rivayete binaen islam alimleri, niyet olması şartıyla iki yılın zekatını peşin olarak vermenin caiz olduğunu belirtmiştir. Mezheb imamlarından sadece Hanefiler ikiden fazla senenin zekatının erkenden verilmesini caiz görmüştür. Ayrıca Hasan El Basrî hazretleri üç yıla kadar bunu meşru görenler arasındadır. Fakat varid olan hadislere binaen zekatı iki yıldan fazla erken vermemek daha iyidir.

Kişi, sene içerisinde yaptığı hayır ve hasenatları zekattan sayamaz. Çünkü niyet getirilmediği için verilen sadakalar nafile hükmünde sayılır. Dolayısıyla zekat, verilen sadakalardan sayılmadığı için sene dolduğunda farz olan miktarın tekrardan verilmesi gerekir.

Zekatın geciktirilmesi meselesine gelince; Allah (cc) Kuran`ı Kerim`de '…Hasat günü (ekip biçtiğinizin) hakkını verin…' (En`am 141) diye buyurmaktadır. Ayet her ne kadar ekinler için varid olsa da diğer mallar da bu dahil edilmektedir. Nisaba ulaşmış olan malın üzerinden kamil bir yıl geçtikten sonra geciktirmeksizin direk zekatını çıkarmak gerekir.

Havl (sene) dolduktan sonra kişinin zekatı verme imkanı olduğu halde, herhangi bir sebep olmaksızın geciktirmede bulunması caiz değildir. Buna binaen bir kimse verme imkanı olduğu halde zekatını vermezse ve bu arada malı helak olursa söz konusu çıkarılması gereken miktar kişinin zimmetinde borç olarak kalır. İmkan bulduğu ilk andan itibaren bu borcunu eda etmesi gerekir.

Zekatı geciktirmeyle ilgili yine kişinin niyetine bakılır; eğer meşru bir sebebi varsa, söz konusu pay zimmette borç olarak kalmaz. Bilakis bu sorumluluk kendisinden düşer. Mesela kişi, payını verecek uygun birilerini bulamadığı için ya da geçerli sayılabilecek çeşitli mazeretlerden dolayı zekatı ertelemişse ve malı afet veya bir başka sosyal sebep nedeniyle helak olmuşsa bundan sorumlu tutulmaz, zekat borcu da düşer.