Yeni Ortadoğu

Abone Ol

ABD ve işgalci çetenin 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik başlattıkları saldırı ve sonrasında gelişen gelişmeler Orta Doğu’nun denklemini değiştirecektir.

Hangi aktör nasıl bir rol alacak? Sorusu net olarak cevap bulmasa da artık yeni Orta Doğu’nun eskisi gibi olmayacağı muhakkaktır.

ABD birkaç günde İran’ı bitireceğinin hesabını yapıyordu. Önce birkaç gün hava saldırısı, akabinde halk ayaklanması ve yerel piyonları üzerinden bir kara harekâtı ile işi bitirmeyi planlıyordu. Tabi ki bu planlama durduk yere yapılmadı. Yahudilerin güdümündeki istihbarat servisleri ile ABD’deki Yahudi lobilerinin kesin ifadelerle Trump’ın önüne koydukları dosyalarda bunlar yazılıyordu.

Ama olmadı.

Ne hayal ettikleri zaferleri kutladılar ne de hedefledikleri hiçbir amaca ulaştılar. Bilakis büyük bir mağlubiyet ve büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar.

Günün sonunda Avrupa’daki ülkelerden yardım dilendiler, onlar da yardımlarına koşmadılar. Sonunda İran İslam Cumhuriyeti ile masaya oturmak için Pakistan üzerinden talepte bulundular.

Her ne kadar siyonist işgalciler ABD’nin masaya oturması ve bir anlaşmaya varmasını istemese de mecbur kaldılar ve zaten başka da çareleri yoktu.

Peki, ne olacak?

Yeni Orta doğu nasıl şekillenecek?

Her şeyden önce ABD, İran İslam Cumhuriyeti karşısında büyük bir yenilgi almıştır.

Her ne kadar İran birçok yönden büyük hasar almış ve liderlerini şehit vermişse de ABD’nin hedeflerine varmayı engellediği için kazanmıştır ve izzetli bir duruş sergilemiştir. Bundan dolayı İran artık Orta Doğu’da daha güçlü bir aktör olacaktır.

ABD, hem dünya ekonomisine verdiği zarardan dolayı büyük bir açmaza girmiş hem de iç kamuoyundaki baskılardan dolayı büyük bir kriz yaşıyor. Ordu içindeki depremden sonra muhtemelen siyasi ayakta da büyük istifalar ya da görevden almalar yaşanacak. Bütün bu gelişmeler Kasım ayında yapılacak seçimleri doğrudan etkileyeceği için Trump soft geçişle bir çıkış yolu bulmak zorundaydı.

Bu durumda ya Körfez ülkelerini yüzüstü bırakacak ya da daha büyük hayal kırıklığı yaşayarak daha çok rezil olacaktır. Hatırlanacağı üzere ABD, daha önce Yemen’de Husilere karşı savaşan Suud destekli yapıları yüzüstü bırakıp kaçmıştı.

Bu kaçışı unutmayan körfez ülkeleri ise, ABD’nin onları yalnız bırakacağını düşünüyorlar ve bundan dolayı da büyük endişe taşıyorlar. Şimdiden başka bir çıkış yolu bulmak için alternatif yollar arıyorlar.

İşgalci rejim ise, hepsinden farklıdır. Arz-ı Mevud safsatasıyla vaat edilmiş toprakları elde etmek için kimseyi dinlemiyor. Zaten halkı Müslüman olan ülke liderlerini de adam yerine koymuyorlar. Bunun için pervasızca her tarafa saldırıyor. Gazze, Lübnan ve Suriye’yi işgal ediyor ve katliamlar üstüne katliamlar yapmaya devam ediyor.

Sonuç olarak, Pakistan’ın girişimiyle İran ve ABD arasında bir anlaşma olsa da muhtemelen ileriki aylar ya da yıllarda İran İslam Cumhuriyeti ile işgalci israil arasında daha çetin bir savaş olacaktır. Temennimiz odur ki, olacak olan bu muhtemel savaş işgalcilerin sonu olsun ve Ortadoğu bu melun yaratıklardan kurtulsun.