Yemen'in dört bir yanında eş zamanlı olarak gerçekleştirilen ve katılım sayısının bir milyon kişiyi bulduğu ifade edilen kitlesel mitinglerde, bölgedeki kritik gelişmeler ışığında Filistin, Lübnan ve İran'a yönelik güçlü destek beyanları paylaşıldı. Bölgede tırmanan gerilimin gölgesinde toplanan milyonlarca Yemenli, attıkları sloganlar ve gerçekleştirdikleri yürüyüşlerle müttefik olarak gördükleri bu aktörlerin yanında olduklarını tüm dünyaya ilan etti.
Milyonluk gösteriler sırasında okunan resmi bildiride ise dikkat çekici siyasi suçlamalara yer verildi. Bildiride; cinsel istismar suçlarından hüküm giymiş olan milyarder Jeffrey Epstein ile eski ABD Başkanı Donald Trump'ın isimleri zikredilerek; ABD, Batı ve bölgedeki "ikiyüzlü" olarak nitelendirilen aktörlerin karıştığı küresel çaptaki skandalların, bu çevrelerin gerçek yüzünü ortaya koyduğu savunuldu.
Metinde, yaşanan bu skandalların söz konusu "düşman yapıların" şeytani doğasını tescillediği vurgulanırken, Yemen halkının bölgesel direniş hatlarına olan bağlılığı bir kez daha en üst perdeden dile getirildi.
Bildiride, "Dünyadaki olaylardan önümüzde gelişenler, doğru ve haklı eylemler açısından yaptıklarımıza dair farkındalığımızı, kesinliğimizi ve inancımızı artırıyor." denildi.
Açıklamada, Yemen'in "Amerikan ve israilin zulmüne, suçluluğuna ve kibrine karşı" İran ve Lübnan'a verdiği desteğin altı çizilerek, Filistin halkına ve direniş savaşçılarına yönelik kararlı, ilkeli ve sürekli desteği yinelendi.
Yemen'in işgalci düşmana ve müttefikleri ile ortaklarıyla yaşanacak bir sonraki çatışma ve yüzleşmeye tamamen hazır olduğu vurgulanan bildiride, “Milletimiz ve bölgemiz üzerindeki kontrollerini kabul etmeyeceğiz” denilerek, bu tutumun “Allah, gerçeği ortaya koyup vaat edilen zaferi ve başarıyı yazana, suçlu düşman ortadan kaldırılıp toprak ve mukaddes yerler eski haline getirilene kadar” değişmeyeceği belirtildi.
Bildiride, Arap ve İslam milletinin evlatlarına “düşmanların suç planlarının, tehlikelerinin ve Müslümanlar için yıkıcı ve felaket sonuçlarının farkında olmaları” ve “düşmanların tehditleri karşısında” harekete geçerek dini ve insani sorumluluklarını yerine getirmeleri çağrısında bulunuldu.





