Libya makamları, resmi fiyatın ambalaj başına 8,75 dinar olarak açıklanmasının ardından bazı mağazalarda ürünün kaybolması üzerine piyasayı kontrol altına almak amacıyla yemeklik yağ satışına kişi başı en fazla dört şişe sınırı getirdi. Resmi döviz kuru ise dolar başına 6,3 dinar seviyesinde bulunuyor.
Belediye Muhafızları Kurumu Sözcüsü Muhammed en-Naim, el Cedid'e yaptığı açıklamada, yeni dağıtım mekanizmasının ürünü aracı olmadan doğrudan kaynaktan piyasaya ulaştırmaya dayandığını; hem toptan hem perakende satışta bu yöntemin uygulanacağını belirtti. Amaçlarının ürünün tüketiciye ulaşmasını kolaylaştırmak ve resmi fiyata uyumu sağlamak olduğunu söyledi. Mağazaların adet bazlı satış yapmaya zorlanmasının, stokçuluk ve spekülasyon ihtimalini azaltacağını vurguladı.
Buna rağmen bazı vatandaşlar miktar sınırlamasına itiraz etti. 58 yaşındaki Zeynep et-Tacuri, özellikle Ramazan ayında kalabalık aileler için dört şişenin yeterli olmadığını, uygulamanın hane halkı sayısındaki farklılıkları dikkate almadığını ifade etti. Trablus’ta market sahibi Şihab el-Kammati ise kişi başına sabit miktar belirlenmesini dağıtımı düzenlemek ve ürünlerin hızla tükenmesini önlemek açısından “pratik bir çözüm” olarak değerlendirdi; resmi fiyattan satışın müşteriler arasındaki gerilimi azalttığını söyledi.
Ekonomik analist Muhammed eş-Şeybani ise alınan tedbirlerin geçici olduğunu belirterek, özellikle başkent dışında piyasada tam kontrol sağlanamadığını kaydetti. Bazı bölgelerde bir şişe yağın fiyatının 12 dinara kadar çıktığını söyledi. Trablus ile diğer şehirler arasındaki fiyat farkının, tedarik zincirlerinin denetimi ve temel ürünlerin adil dağıtımı konusunda süregelen zorlukları yansıttığını ifade etti.
Tarım ekonomisi uzmanı Ali bin et-Tahir de, temel tüketim malları piyasasında istikrarın yalnızca geçici müdahalelerle sağlanamayacağını vurguladı. Kalıcı çözümün, akreditiflerden liman ve depolara, oradan da nihai satış noktalarına kadar uzanan dağıtım zincirinin etkin ve sürdürülebilir biçimde denetlenmesine bağlı olduğunu söyledi.
Bin et-Tahir, miktar sınırlaması getirilmesi veya bazı şirketlerin soruşturmaya sevk edilmesinin baskıyı geçici olarak hafifletebileceğini; ancak sorunun kökeninde fiyatlandırma mekanizmalarındaki bozukluk ve para ile ticaret politikaları arasındaki zayıf koordinasyonun yattığını belirtti. Resmi kur ile paralel piyasadaki kur arasındaki farkın sürmesinin “çift fiyatlı bir ortam” yarattığını; bunun da bazı tedarikçi ve tüccarları maliyetlerini daha yüksek kura göre yeniden hesaplamaya, riskten korunmaya ya da kâr marjlarını artırmaya yönelttiğini dile getirdi.