• DOLAR 16.396
  • EURO 17.506
  • ALTIN 974.439
  • ...

Başımıza taş yağsa yeridir. Küçük Müslüme Yağal’ın kaybolması ve ölü olarak bulunmasından sonra ortaya çıkan aile içi rezalet insanı insanlığından utandırıyor.

Müslüman bir toplumdan bu tür insanların çıkmasını açıklayacak bir neden bulmakta zorlanmamak mümkün değil.

Aslında İslam’ın emrettiği mahremiyet ilkesinin ortadan kaldırılmış olmasının acı sonuçlarını yaşıyoruz şu anda.

Yaşını başını almış bir adamın kendi gelinine karşı, kızı mesabesinde bir kadına karşı ahlaksızca davranışlarda bulunması ve birden fazla çocuk sahibi olması gibi akıl almaz bir durum var ortada.

Bence bundan daha vahim olanı ise kadının yıllarca süren sessizliğidir. Adı geçen kadın can korkusundan dolayı sessiz kaldığını iddia ediyor.

Adam yaptığının yanına kâr kalacağını düşünerek, cezasızlık gerçeğine sığınarak yıllarca mel’un fiilini sürdürürken kadın ise cezalandırılma korkusuyla sessiz kalabiliyor.

Ortada çok acı ve de çok ters olan bir durum var.  Aile içinde bile olsa mahremiyeti korumanın, mahremiyet ilkesine riayet etmenin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

O ailenin aynı çadırı paylaşması, gelinin kayınpederiyle aynı çadırda uyuması ve her şeyden öte mahremiyetin bu kadar ihlal edildiği bir durumda yıllarca süren istismarın kimse tarafından fark edilmemiş olması hiç de mantıklı bir durum gibi durmuyor.

Belli ki ortada, rezil olmayalım mantığıyla, kurgulanmış bir ‘kol kırılır yen içinde kalır’ olayı var. Ama hatalar yeni hataları, istismar ise yeni istismarları doğurarak günahsız bir sabinin öldürülmesine kadar uzayıp büyüdü.

Eğer bu ahlaksızlığa ilk günden gereken tepkiler verilmiş olsaydı durum bu mesabeye kadar gelmezdi. Zulme, haksızlığa, istismara maruz kalan hiç kimse susmamalı, hiçbir aile, hiçbir aşiret, hiçbir kurum ya da siyasi parti sapık kendisinden olunca üç maymunu oynamamalı.

Hele böylesine sistematik ve yıllarca süren bir ahlaksızlığa suskun kalmanın, bir kadının böylesi bir sapkınlığın mağduru olmasına rağmen suskun kalmasının izah edilir bir yanı olmasa gerek.

Müslüme’nin katili sadece onu katleden eller değildir. Müslüme’yi katleden bu sessizliktir. Bu ahlaksızlığı kabulleniştir. Bu mahremiyeti yok ediştir.

Bunca istismarın, bu kadar zaman boyunca, çoluk çocuk sahibi olacak kadar uzun bir süre miktarınca devam eden ahlaksızlığın ailenin diğer üyelerinden habersiz olarak sürüp gitmesi inanılacak bir şey değildir.

İnsanın bu alçaklık karşısında ‘Taş yok mu taş’ diye bağırası geliyor…

Selam ve Dua İle…