• DOLAR 8.874
  • EURO 10.48
  • ALTIN 499.049
  • ...

CHP medyasında patlak veren 40 Milyonluk “hiç etme” skandalı ortaya çıkınca kimilerinin makyajı döküldü.

CHP’nin yayın organı Sözcü gazetesi yazarlarından Yılmaz Özdil ile CHP’nin kadrolu gazetecisi, 28 Şubat’ın namaz kılan öğrenci avcısı Uğur Dündar arasında patlak veren 40 Milyonluk hiç etme kavgası derinlerde devam eden rant kavgasının dışa vurumu gibiydi adeta.

Belli ki, CHP tetikçisi Can Ataklı’nın da ifşa ettiği bu para konusunda bir paylaşmama sıkıntısı yaşıyorlar. Ortaya çıkan bilgilere göre CHP, propagandasını yapacak bir TV Kanalı kurmak için CHP’li belediyeleri tıpkı PKK’nın HDP’li belediyeleri bağladığı gibi haraca bağlamış. Bizzat CHP’nin Bakırköy eski belediye başkanı Ünal Erzen’in itirafıyla anlıyoruz ki; CHP er belediyeden 300 Dolar almak suretiyle bir çark kurmuş ve elden teslim edilen milletin parası CHP’nin karanlık koridorlarında hiç edilmiş.

Düşünün bir kere bu olay olduğunda Ankara ve İstanbul gibi büyükşehir belediyeleri CHP’nin elinde değildi. İlçe belediyelerinden 300 Dolar haraç alan CHP ağaları şimdi kim bilir Büyükşehir Belediyelerinden kaç milyon Dolar haraç almaktadır.

Bir adım ilerisini düşünelim, belediyelerdeki iktidarıyla bunu yapan bir karakter eline bakanlıkları geçirince neler yapar acaba?

Bir de bu zihniyetin sözüm ona tarafsız, dürüst ve bağımsız diye yutturulmak istenen gazetecileri var ki; onların keyifleri yerinde doğrusu. Bir de aralarındaki bu rant kavgaları zaman zaman ifşa olmasa daha rahat olacaklar.

Atatürk istismarcısı Yılmaz Özdil ile Uğur Dündar arasındaki paylaşamama tansiyonu bir anda yükselip, cenazeme bile gelme, aşamasına geldikten sonra birden bire duruldu ve tekrardan kardeş kardeşe paylaşma paydasında buluştular.

Dürüstlük, Adalet, kul hakkı gibi ağızlarına yakışmayan terimleri sürekli kullanan bu kesimin trolleri de hemen bu konunun üstünü kapattılar.

Bu aslında Türkiye’de kendini Sol olarak zihniyetin temel karakteridir. Muktedir oldukları zaman acımasızlığın, yolsuzluğun, yoksul bırakmanın, dışlamanın, haksızlığın kitabını yazarlar.

Şu hikâye de buna güzel bir örnek olur galiba.

Padişahın biri vezirine sorar;  Eğitim mi önemli karakter mi. Vezir, Karakter, der. Bunun üzerine padişah ilan ettirir. Tellallar bağırırlar, en iyi hayvan eğiticisine kese kese altın verilecektir. Kendine güvenen padişahın huzuruna çıksın.

En iyisi huzura gelir. Padişah sorar;  Bir kediye tepsiyle servis yapmayı kaç ayda öğretirsin? Altı ay diye cevaplar eğitmen.

6 Ay dolmuş ve huzura çıkmışlar. Kedi, eğitmenin talimatıyla başlamış tepsiyle servis yapmaya. Herkes şaşkındır.

Padişah da, gördün mü vezir efendi, deyince vezir cebinde çıkardığı fareyi yere atmış.

Tepsiyi fırlatan kedi başlamış fareyi kovalanmaya.

Vezir, Karakter Padişahım Karakter, demiş ve önüne bir fare düştüğünde, eline bir fırsat geçtiğinde bunlar her türlü değeri, eğitimi unuturlar. Önemli olan ondan pay kapmaktır bunlar için, diye de durumu açıklamış.

Duruma ne kadar da uyuyor değil mi?

Selam ve Dua ile…