• DOLAR 8.668
  • EURO 10.189
  • ALTIN 491.852
  • ...

22 Ekim 1939 İzmir Dikili depremi: 60 vefat

21 Kasım 1939 Erzincan Depremi: 33000 vefat

10 Eylül 1941 Van-Erciş depremi: 192 vefat

20 Aralık 1942 Tokat-Erbaa depremi: 3000 vefat

20 Haziran 1943 Adapazarı: 336 vefat

27 Kasım 1943 Ladik: 4000 vefat

1 Şubat 1944 bolu-Gerede: 3959 vefat

31 Mayıs 1946 Muş-Varto: 839 vefat

17 Ağustos 1949 Karlıova: 450 vefat

7 Mart -19 Ağustos 1966 Varto: 2408 vefat

28 Mart 1970 Kütahya-Gediz: 1086 vefat

6 Eylül 1975 Diyarbakır-Lice: 2386 vefat

24 Kasım 1976 Van-Muradiye: 3840 vefat

30 Ekim 1983 Erzurum-Narman: 1155 vefat

13 Mart 1992 Erzincan: 653 vefat

17 Ağustos 1999 Gölcük: 17.188 vefat

12 Kasım 1999 Düzce: 894 vefat

1 Mayıs 2003 Bingöl: 177 vefat

23 Ekim 2011 Van: 601 vefat

24 Ocak 2020 Elazığ: 44 vefat

Ve son olarak 30 Kasım 2020 İzmir. Yazı hazırlandığı zaman itibarıyla 51 vefat…

Bu depremden sonra da TV’ler canlı yayınlar yapmaya, kurtarma görüntüleri eşliğinde uzman konuklarla konuşmaya başladılar. Bu hep böyle oluyor. Deprem olduktan sonra kurtarma çalışmaları boyunca ekranlar, deprem uzmanları, jeolog, mimar ve inşaat mühendisi gibi insanlar ekranlardan konuşuyorlar. Depremin büyüklüğüne ve yaşanan can kaybına göre bu süre uzayıp kısalabiliyor.

Ekranlara çıkan uzmanlar çok önemli bilgiler veriyorlar. Deprem gündemden düşünce de bu insanlar da gündemden düşüyorlar ve bir daha ki depreme kadar nisyana terk ediliyorlar. Benim sorgulamak istediğim olay şu ki; deprem olmadığı zamanlarda bu insanlar ne yapıyorlar.

Belli ki, birçok alanda olduğu gibi bu alanda da yetersizlik söz konusu. Bilim adalarının yeterince sorumluluk almamaları, belediyelerin yapı izni ve ruhsatlandırma aşamasında yeterli kontrolleri yapmamaları ya da rant ve siyasi nedenlerle uygunsuz yapıları onaylamaları gibi nedenler bu tür doğal afetlerin daha ağır sonuçlar doğurmasına neden oluyor.

Türkiye depreme afet yönetimi merkezli bakıyor. Bu da çalışmaların yoğunluğunu deprem sonrasına yani arama kurtarma faaliyetlerine taşıyor. Bu elbette önemli bir şey ve bu alanda Türkiye dünyanın birçok ülkesinden daha başarılı.

Ama öncesi için yeterli olduğunu söylemek ise pek mümkün görünmüyor. Depremi engellemek bugünkü şartlarda mümkün olmayabilir ama depremden etkilenme oranını minimize etmek mümkün görünüyor. Çok basit tedbirlerle daha sağlam binalara sahip olmak gayet mümkün.

Her şeyden önce depreme afet yönetimi, anlayışıyla bakmamak gerekiyor. Depreme hazırlıklı olunması gereken bir afet anlayışıyla yaklaşmak gerekiyor.

Rabbim bir daha böyle bir acı yaşatmasın inşallah…

Allah Teâla bu ve diğer depremlerde vefat edenlere rahmet eylesin…