• DOLAR 5.889
  • EURO 6.533
  • ALTIN 294.89
  • ...

Siyaset toplumu yönetmenin adı. Kelime arapça seyis (At Bakıcısı) kelimesinden türemiş ve toplumu bir bakıcı gibi terbiye etme, topluma mürebbi olma anlamını taşıyor. Yani toplumu zararlı şeylerden korumak ve yararlı şeylere yöneltmek manasını ifade ediyor.

Tarih boyunca toplumda sürekli erkler ve erk sahipleri arasında siyasi çatışmalar, çıkar uyuşmazlıkları olagelmiştir. Siyaset, belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyeti olarak tanımlanabilir. Bu uzlaştırma faaliyeti ise yönetim erkinin elde bulunması ile gerçekleşir. Toplumsal uzlaşıyı sağlama güç sahibi olmak ile doğrudan ilintilidir. Yani siyasette asıl amaç üzerinde yol alınan hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için iktidar olmak ya da en basit anlamıyla toplumda güç haline gelebilmektir.

Bugünün siyaseti.

İşte tam bu aşamada karşımıza bugünkü siyasetin geldiği nokta çıkıyor. Yani hedefe doğru giderken her türlü yolu meşru görmek. Maalesef bugün siyaset denilince akıllara hep bu geliyor. Dünyevi hedefler ve bu amaçları gerçekleştirmek için atılan taklalar(!), yalanlar, şaklabanlıklar…

Halkın hatırı için Hak ayaklar altında çiğnenirken, olaylarda taraf olmak mantığı güdülüyor. Haklının yanında, hakkın tarafında saf tutmak yerine, güçlünün yanında ve güçlüden yana tavır takınılıyor.

Böyle olunca siyaset kirliliklerle dolu bir yumağa dönüşüyor ve siyaset mekanizması kirletilmiş oluyor. Böylece dürüstlük ve erdemden yana tavır takınanlar siyaset erkine karşı güven duygularını kaybetmiş oluyor.

Siyaset gemisi.

Siyaset gemisi söylemi aslında siyaset olgusunu çok güzel ifade ediyor. Muhtemelen çoğumuz bir gemi yolculuğuna katılmışızdır veya en azından bu yolculuk ile ilgili aşağı-yukarı bir bilgimiz vardır. Gemiye binildiği anda önceden planlanmış olan rotaya doğru yola çıkılır. Varmak istenilen yere göre yol alacak bir gemiye binilir. Gemiye bindikten sonra artık çokta gemiye ve rotasına müdahale hakkı olmaz. Artık geminin içinde belirlenen rotaya varıncaya dek yolculuk devam edecektir.

Öyle ise asıl olan sağlam bir rotası olan gemilere binmektir. Hedefi gerçekleştirecek gemilerde yolculuk etmektir. Yol arkadaşlarında senin gibi emin olmalıdır. Aksi halde haydutlarla, hırsızlarla yolculuk eden mutlaka zarar eder. Ya huyundan ya suyundan etkilenir. İzzetli iken rezil olur.

Yanlış gemilerde doğru hedeflere varılamaz.

                Yanlış gemilerde doğru hedeflere varılamaz. Kimi safdiller yanlış yol yürüyen, haktan değil de batıldan yana saf tutan gemilere binip, bu gemileri dönüştürebilecekleri hayalleri görüyor. Bu mümkün değil. Eğer rota yanlışsa ve bu rotayı düzeltecek dümende de değilsen, sen nasıl bu geminin gidişatını düzelteceksin ki? Çok saf olmaya gerek yok. Bu yol denenmiş bir yoldur ve kişi bindiği gemiye göre yol alır.

                Öyleyse bulunduğun yere dikkat et. Hangi gemiye bindiğine, bu geminin rotasının ne olduğuna iyi bak. Aksi halde yanlış limanlara varırsın. Bazen bu limanlardan dönüşte olmaz.

Ekonomik, kültürel ve ahlaki iktidar…

                Bugüne kadar yaşanan süreçler, İslam dünyasının elde ettiği tecrübeler göstermiştir ki hem ekonomik, hem kültürel hem de ahlaki iktidar gerçekleşmedikçe Müslümanların sadece siyasi iktidarı elde etmiş olmaları yeterli değildir. Müslümanların yaşadıkları coğrafyada ekonomik iktidar, kültürel iktidar ve ahlaki iktidar İslamı referans alan vicdanlı, namuslu ve başka yerden emir almayan yerli bireyler tarafından ikame edilmedikçe Müslümanlar iktidara gelse bile bu iktidar hiçbir şeyin garantisi olmayacaktır.

                Sosyal, ekonomik, kültürel ve ahlaki dinamiklere hükmetmeyen, bu dinamikleri şekillendirmeyen bir siyasal kazanımın bundan sonra tek başına bir anlamının olmadığı artık net bir şekilde görülmelidir. Mesele bireylerin iktidara gelmesi değil, İslamın hükümlerinin, ahlakının, ekonomisinin ve kültürel yapısının toplumlarda hakim güç olmasıdır. Ancak bu şekilde İslamın insanlığa sunduğu ab-ı hayat anlaşılabilir. Aksi halde hilkat garibesi, iyilik yapmaya kalkarken topluma kötülük eden bir yapılanma oluşur. Adalet için zulüm, eşitlik için hak yeme başlar.

Son olarak…

Son olarak acaba bu sözlerle kimi kastediyorsun diyenlere söyleyeyim. Taşı havaya doğru fırlattım. Kim o taşın altına girerse taş onun üstüne düşer. Bu onun bileceği şey. Sözümüz açık aslında ama ne hikmetse sürekli söz kendisi için söylenenler, hedefi başka taraflara çeviriyor. Bu da işin doğası olsa gerek…

Siyasetin toplumları ıslah ettiği bir dünyada buluşmak dileğiyle… Wesselam.