• DOLAR 6.709
  • EURO 7.357
  • ALTIN 343.886
  • ...

Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal tarafından 9 Eylül 1923`de kuruldu. Kurtuluş Savaşını örgütleyen ve yürüten “Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin” devamı olarak yeni devlet sistemi içinde var olan parti “Halk Fırkası” adıyla ilk başlarda tanındı .

1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında da “Cumhuriyet Halk Partisi” yani kısa adıyla CHP adını almış oldu.

1927 yılında “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik”, “Laiklik” CHP`nin dört temel ilkesi olarak benimsendi. 1935 yılında daha önceki dört ilkeye “Devletçilik” ve “Devrimcilik” yani bilinen adıyla inkılapçılık ilkeleri eklenerek ilkeler altıya çıkarıldı. Böylece parti amblemindeki 6 ok tamamlanmış oldu.

Mustafa Kemal, devrimci amaçlarını çok daha önceden, daha Erzurum Kongresi devam ederken ifade etmiştir. Ortada ne meclis ne de ordu varken, Erzurum Kongresi`nin hemen sonrasında(7–8 Ağustos 1919) Kurtuluş Savaşından sonra yapılacakları Mazhar Müfit`in (Kansu) günlüğüne şöyle yazdırmıştır:

• Savaştan sonra hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır.

•  Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince icap eden muamele yapılacaktır.

• Tesettür kalkacaktır.

• Latin harfi kabul edilecek.

•  Fes kalkacak, medeni milletler gibi şapka giyilecektir.

Bu sırada Mazhar Müfit  “Darılma Paşam ama hayalperest taraflarınız var” der. M. Kemal`in yanıtı “Bunu zaman tayin eder. Sen yaz”. şeklinde olacaktır.

Evet Mustafa Kemal`in hayalleri cumhuriyet Türkiyesi`nde tek tek gerçekleşecek ve halkın değerlerinden uzak yeni bir devlet sistemi oluşturulacaktı.

CHP işte tam bu düşünce dünyasının failiydi. Yüzünü batıya dönmüş, batıyı ilmiyle teknolojisi ile değil de giyim kuşamıyla taklit etmeyi marifet bilen, kendi halkının öz değerleriyle yabancılaşmış ve bu değerlerle savaşmayı ilke edinmiş bir zihniyetin odak noktası haline gelmişti. Nede olsa ortada duran sözüm ona bir zafer ve zafer sonrası baskıcı, ceberut bir iktidar vardı. Ya teslim olunup etrafında kümelenilecek ya da dar ağaçları tercih edilecekti.

Tam bir kış mevsimiydi. İnkılaplara muhalefet adı altında alimler dar ağaçlarına gönderiliyor, milli çıkarlara muhalefet denilerek yapılanları beğenmeyen herkes istiklal mahkemelerinde yargılanıyordu. Camiler ahıra çevrilirken, vakıf kanunu adı altında vakıf malları ve camiler satışa çıkarılıyordu. Binlerce insan katlediliyor, binlercesi de sürgüne gönderiliyordu.

Devrimler ve devrim mahkemeleri…

Ya sev ya da terk et zihniyeti.

Tek tipçi, kendi öz halkından kendine düşman üreten bir anlayış.

Kendi gibi olmayan, kendisine biat etmeyen herkesi hain gören bir düşünce.

Kadını özgür kılmak adına, İslam`la savaş.

Çağdaş değerler adı altında İslami değerlere muhalefet.

Her şey bir toplumu değiştirmek ve dönüştürmek adına gerektiğinde kendi öz çocuklarını bile yemek, devrimi gerçekleştirenleri bile muhalif görmek.

CHP ilk kurulduğu günlerden bu günlere hep Anadolu halkının değerleriyle savaştı. Dilinden kültürüne her şeyini değiştirmeyi kendine görev bildi. Hedef belliydi “Yeni Bir Halk Yaratmak(!)” ama olmadı halk kendi değerlerine aradan yıllar geçse de sahip çıkma yolunu seçti. İnkılabın kanunları, ilkeleri tek tek değerini yitirdi ve yitirmeye devam ediyor. 90-100 yıl önceki hayaller bugünün dünyasında artık hiçbir anlam ifade etmiyor.

Fakat ilginç olan uzakta değil Türk İnkılabının hemen yanı başında bu defa Kürtlerde Mustafa Kemal`i ve onun CHP`sini örnek alan bir zihniyetin türemiş olmasıdır.  Abdullah Öcalan ve onun BDP/HDP/PKK`si…

Adım adım Mustafa Kemal`i örnek alan bir Öcalan var karşımızda. Türklerde yapılanı Kürtlerde adım adım adım takip eden bir prototip…

Yine ulusalcılık illeti, yine kendi halkının öz değerleriyle savaş. Yine kendi halkından kendisine düşman üreten hasta zihniyet ve batıyı kıble edinmiş hayalleri kurulan bir millet.

Hiç mi tarihten ibret almadınız, hiç mi vicdanınız sızlamadı o zülüm tarihinden. Bugün artık o maya bu millette tutmadı, tutmayacak. Boşuna Mustafa Kemal hayalleri görmeyin, bu halk bu gidişata pirim vermeyecek.

Yol yakınken dönün artık. Uyanın uykularınızdan. Çünkü yakında güneşin ışıkları görülecek. O gün sırça köşkleriniz size hiç bir fayda getirmeyecek…