• DOLAR 5.813
  • EURO 6.468
  • ALTIN 276.07
  • ...

Suriye`de 2011 yılında başlayan iç savaş ile beraber Öcalan cephesi yeni hayallerin peşine düştü. 1991 Körfez savaşı sonrasında o zamanki Kuzey Irak(Güney Kürdistan) bölgesinde Barzani ailesinin öncülüğünde oluşturulan “Özerk Kürt Yönetimi” benzeri bir özerk bölgeyi önce Rojava`da daha sonrada Kuzey Kürdistan`da oluşturma çabası başladı.    

Temmuz 2012`den itibaren ‘Batı Kürdistan`da ‘Rojava` bölgesinde Öcalan hayranı PYD güçlerince PKK kontrolünde 3 kantonlu özerk bir yönetim tesis edildi. En batıda Hatay ve Kilis ile komşu olan Afrin Kantonu, ortada Kobani Kantonu ve en doğuda ise Mardin ve Şırnak ile komşu olan Cezire Kantonu.

İlk günlerden itibaren bu kantonlarda PKK stratejileri uygulanmaya başlandı. Yani özgürlükler ve demokrasi savunulurken muhalif tüm güçler özelliklede İslami yapılanmalar tasfiye edilmeye ve sürülmeye başlandı. Zaten bu sürgün ve baskılar daha sonra yaşanacak olan çatışma ortamının ana sebeplerinden biri oldu. Hatırlarsanız PYD zulmünden kaçan on binler günlerce Irak Kürdistan`ına geçiş sırasında sıkıntılara maruz kaldı. Kadını özgürleştirme adı altında aile kurumu yerle bir edilmeye çalışıldı. Türk ulusalcılarının 19. Yüzyılın sonlarında ve 20. Yüzyılın başlarında uyguladıkları politikalar, 20. Yüzyılın sonlarında ve 21. Yüzyılın başlarında tıpa tıp aynı şekilde Kürtlere uygulanmaya çalışıldı.

En son geçen günlerde PKK güçleri Şengal bölgesinde öz yönetim oluşturulmasına, kanton bir yapıya geçilmesine karar verdi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanlığı resmi sitesinde 18 Ocak 2015 tarihli yayımlanan açıklamada:

Buradan bütün taraflara duyuruyoruz: Bu girişim, Kürdistan bölgesi halkının birliğini yok saymaktadır. Şengal, Kürdistan bölgesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kendine has resmi ve idari kurumları vardır. Orayı yönetmek, halka yardım ulaştırmak, sığınmacıları yerlerine döndürmek ve Şengal`i korumak bu kurumların sorumluluğundadır. Şengal halkının iradesinin dışında, karton idareler kurmak ve bunu bölgede yaşayanlara dayatmak hiç kimsenin haddine değildir. Böyle bir girişimde bulunanlar, şiddetli sonuçlarıyla karşılaşacaklardır. Şengal`in resmi şekilde Kürdistan bölgesine bağlanacağını bölge halkına bildiriyoruz.” denilerek kanton yönetimi karton irade nitelendirildi.

Velhasıl kelam, kanton; bir ülkenin idari ya da sınırsal alt birimlerinden her birine verilen isim. Kelimenin etimolojik kökeni “ülke birimi” anlamına gelen Latince canto kelimesi. Dünyada İsviçre, Bosna-Hersek, Fransa, Lüksemburg, Kosta Rika, Ekvator, Kanada, Belçika, Çin, Rusya, İspanya, İngiltere, İtalya ve Portekiz gibi ülkelerde kanton bölge uygulamaları var.

Şimdi gelelim konunun özüne Irak Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani Şengal`de oluşturulmak istenen kanton bölgeyi kabullenmeyeceklerini çünkü Şengal`in Musul`a bağlı olduğunu belirtti. Yani PKK, Kürtlerde var olan Özerk bir yönetimin parçasını alıp yönetimsel anlamda özerklikten çok daha alt birimlerde yer alan kanton yönetimine döndürmeye çalıştı. Sormak lazım madem mesele Kürtlerin özgürlüğü, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…

Şengal`de ilan edildiği belirtilen “kanton”la ilgili konuşan Hür Dava Partisi (Hüda Par) Genel Başkanı Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, “PKK bu politikası ile Kürtler arası barış için engel haline gelmiştir.” dedi. Gerçekten de öyle PKK`nin bu politikalarının Kürtlere hiçbir faydasının olmadığı kesin.

Öyleyse PKK ne yapmaya çalışıyor. Şöyle bir örnek verelim. Hepimiz küçük yaşlarda evin bir köşesinde evcilik oynayan çocukları biliriz. Koskocaman gerçek bir evin içerisinde çocukluk duygularıyla sanal ve gerçekten uzak bir ev oluşturulur. Evcilik oynayan çocuklar, çocukluk duygularıyla o oyuna kendilerini o kadar kaptırırlar ki oyunu gerçek zannederler. Biri sanal odalarına müdahale etse kavga bile ederler. Büyükler bilirler ki bu evcilik oyunu küçüklerin çocukluk duygularının yansımalarıdır. Büyüdüklerinde bu duygular geçecektir.                

Psikologlar çocuklarda bu duyguyu çocuğun her şeyin merkezinde kendisini görmesi olarak açıklar. Örneğin “benim babam” der ve kardeşini kıskanır ve kabullenmez. Babayı sadece kendine ait kabul eder. Beraber yaşama iradesi zayıftır.

İşte PKK de yıllardır büyümeyen bencil bir çocuk gibidir. Her şeyi sadece kendisi için istiyor. Büyümediği gibi sürekli kendisini dev aynasında görüyor. Kendisi için iyi olan her şey iyi, kendi örgütsel çıkarlarına uymayan her şeyde kötü görmektedir velev ki Kürt halkının menfaatine bile olsa. Bu ruh hali hastalık hali olsa gerek. Şizofrenlerin hayalleri gerçek zannederek yaşamaları gibi bir şey…

Cizre`de yaşananlarda bunun yansıması değil mi? Cizre`de, Silopi`de ve Hakkâri`de gördükleri yeni kanton bölgeler hayallerinde kendileri dışındakilere yaşam hakkı tanımamalarının yansıması değil mi? Bu PKK`nin Leninist-Stalinist çizgisinin yansımaları. Kendi dışını görmeyen, her şeyin özünde kendini gören bir zihniyetin ortaya serdikleri…

Bu duygular PKK çizgisi için garip değil. Bir hareketin Öcalan gibi her fırsatta başkalarını “özeleştiri” vermeye davet edipte kendi hatalarıyla yüzleşemeyen, düşüncede Marks, Lenin ve Engels`i bile aşıp derinliklere ulaşmış olan bir lideri olunca olacağı ancak bu olur. Kandil`in talimatlarıyla Cizre`yi ateş çemberine çeviren gençlerini savunmakta ancak Irmak ve Demirtaş`a kalır.

Bu kartondan iradelerin, kendi halkının iradesinden uzak hayaller görenlerin, Müslüman bir halka Sosyalizm rüyalarıyla gelenlerin yeni hedefi “Cizre” KARTON CUMHURİYETİ(!) Boşuna uğraşmayın. Bu halk Müslümandır ve İslami değerlerini çiğnetmeyecektir. Wesselam…