• DOLAR 16.783
  • EURO 17.497
  • ALTIN 976.05
  • ...

Çocuk asker kullanımı, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (BM ÇHS) tarafından kesin bir dille yasaklanmış.

PKK/PYD’nin 5 Ekim 2013’te Kandil’de imzalamış olduğu “Çocukların Silahlı Çatışmalardan Korunmasına Dair Taahhütname”ye ve örgütün uluslararası kuruluşlardan gelen eleştirilere verdiği cevaplarla gösterdiği teminatta bu yönde sözler verdiği görülüyor!

Ancak verilen sözlere rağmen resmi belgelere göre PKK, 1994’ten beri sistematik olarak çocuk asker kullanmakta.

Çocukları silah altına almak ve eğitmekle görevli kişilerin bulunması, örgütün evlere gidip aileleriyle çatışmak pahasına çocukları zorla kamplara götürmesi, (sokaklardan veya okul gezisi gibi etkinliklerden ) çocukları ikna/kandırma sürecindeki söylemleri bu durumun sistematik olduğunu ortaya koymakta.

Çocukların dağdaki kamplara götürülmesi kadar  ‘Şehir Gerillası’ olarak yetiştirilmeleri de aynı kapsamda değerlendirilmeli.

PKK’nin Suriye kolu olarak bilinen PYD’nin de aynen PKK gibi çocuk savaşçılardan azami derecede istifade ettiği görülüyor.

PKK/PYD’nin eleman ihtiyacını devamlı küçük çocuklardan ZORLA karşılamaya çalışması aynı zamanda ideolojik meşruiyet bulamadığını da ortaya koymakta.

PKK ile PYD’nin varlık sebebi olarak sundukları ilginç ve çok tartışmalı sloganları var;

“Kürt halkının özgürlüğü için savaşma, kadınların özgürlüğü...”

Yani varlık sebepleri olarak gösterdikleri yegane argüman aslında ÖZGÜRLÜK’tür.

Ancak ne ilginçtir ki bu özgürlüğü en çok hak eden Kürd Çocuklarına çok görürler.

PKK/PYD’nin alıkoyduğu çocukların en küçüğünün 9 yaşında olduğu kayıtlı.

PKK’nın “Tabura Zaroken Şehit Agit” isminde bir “çocuk taburu” var.

PKK’nin en çok önemsediği şehir olan Diyarbakır’da, Kürd Aileler tarafından “Çocuklarımızı İstiyoruz!” eylemi yapılırken bunun aksi sedası tüm Kürdistan’da kendini gösteriyor.

PKK her ne kadar reddetse de sistematik olarak çocuk savaşçı edinmekle uğraştığı biliniyor.

Mesela bunlardan biri; Resmi kaynakların basına verdiği bilgiye göre "2015’te sadece Şanlıurfa’da  6 ayda bölgede 3 bin çocuğun kaçırıldığını, sadece Suruç ilçesinde 400 çocuğun kayıp olduğu" açıklanıyor.

Sadece Türkiye’de değil, Kuzey Suriye’de de çocukların ama özellikle KIZ ÇOCUKLARININ PKK/PYD tarafından kaçırıldığını belirten ailelerin isyanı göğe yükseliyor.

Neredeyse her gün, Kobani’den, Haseke’den, Halep’in Şeyh Maksud semtinden...üst üste kız çocuklarının PYD tarafından alıkonulduğu haberleri geliyor.

Bu duruma isyan eden aileler kızlarının PYD’ye bağlı ‘Devrimci Gençlik’ üyeleri tarafından alıkonulduğunu bir an önce kendilerine geri verilmesini istiyorlar.

Gelinen noktada anlaşılan o ki; Kuzey Suriye’deki Kürd vatandaşlar da PKK/PYD’nin (Özellikle kız) çocukları alıkoyması konusunda oldukça rahatsızlar.

O coğrafyanın kendine göre realitesi olmasa PKK/PYD’ye karşı belki de daha farklı tepkiler gösterecekler.

Kısacası; “Kürdler için mücadele ettiğini” iddia eden PKK/PYD ilginç bir şekilde en büyük darbeyi bir kez daha Kürdlere vuruyor!

 -Şah Gitti Şahbaz Geldi!

Biden'ın ABD Başkanlık seçimlerindeki vaatlerinden biri de Türkiye siyasetine müdahale etmekti.

Biden, Türkiye’de muhalefeti bir çatı altında toplayacağını söylüyordu.

Bu aklı kimlerden aldığını Macaristan’da 6 muhalefet partisini, koyu Soros karşıtı Orban’a karşı bir araya getiren Küresel sermayeden görmek mümkün.

Nihayette Orban, karşısındaki muhalefeti ezip geçebildi.

Ancak herkes Orban kadar şanslı ve becerikli olmayabiliyor.

Kimden mi bahsediyoruz?

Elbette ki Pakistan’dan ve İmran Han’dan.

Macaristan’da yapılanın bir benzeri Pakistan’da da yapıldı.

İmran Han için aniden ‘Güvenoyu’ için bir gensoru veriliyor ve İmran Han oynanan oyunu gördüğü için çareyi Meclisi feshetme talebinde buluyordu.

Lakin hesap etmediği, devletin kılcal damarlarındaki Kripto bürokratlardı.

Yüksek yargı, meclisin feshini kaldırıp güven oylamasını uygulatıyor.

Nihayette İmran Han bir anda kendini kurbanlık koyun gibi buluyor, yerine de Şahbaz Şerif’in hazır beklediğini görüyordu.

Tüm bunların kendiliğinden geliştiğini söylemek elbette ilginç bir basiretsizlik olur.

İmran Han ABD’nin kendisini daha önce uyarıp tehdit ettiğini belirtiyor.

Anlaşılan o ki; ABD Çin’le ilgili hesaplarında Pakistan'ı kendi cephesinde görmekte ısrarlı.