• DOLAR 8.282
  • EURO 10.017
  • ALTIN 483.301
  • ...

-MOSSAD’ın PKK’yi Kullanışlı Bir Aparat Olarak Görmesi

Ortadoğu’nun baş belası istihbarat örgütlerinden olan MOSSAD’ın yan kuruluşu olarak bilinen ‘İsrail Ulusal Güvenlik Araştırma Merkezi’ birkaç gün önce önemli bir rapor yayımladı.

Tel Aviv’de gizli olarak yapıldığı söylenen toplantıda üç önemli hedefin olduğu bir rapor çıkıyor.

Bu hedefler şu üç başlıkta ele alınıyor;

  • “İsrail’in Suriye’deki etkinliğini artırması gerekiyor”
  • “İran’ın Suriye’deki güçleri kontrol altına alınmalı ve İran’ın etkinliğinin önlenmesi konusunda Rusya’ya güvenilmeli”
  • “İsrail yönetiminin, Suriye’deki PKK yapılanması ile ilişki ve işbirliği ağı kurulması yönünde adımlar atması gerekiyor”

Siyonistlerin Suriye’deki Baas Rejimi ve İran konusundaki yaklaşımı iç savaşın başından beri yaptığı saldırılarla bilinen bir durum.

İki gün önce Matar Şam (Uluslararası Hava Limanı) Kadisiye, El Kisva ve Hecira bölgelerinde yine şiddetli patlamalar meydana gelmiş ve Siyonist basın Baas güçleriyle İran’lı milislerin vurulduğunu ilan etmişti.

Buraya kadar anlaşılan bir şey, çünkü Siyonistler, iç savaştan istifade ile ‘Parçalanmış ve ordusuz kalmış bir Suriye’ istiyorlar.

Ancak Mossad’ın PKK’ye olan ilgisi Türkiye ile yaşadığı politik sıkıntılardan ziyade biraz da ‘Zihinsel ve Fikirsel’ dünya görüşlerinin yakınlığına dayandığı söylenebilir

Kürt’ler üzerine ‘Kan Bankası’ temelinde bazı çalışmalarda bulunan Siyonistler, “Kayıp 13. Kabile” masalıyla PKK gibi yapıları rahatlıkla tuzaklarına düşürebiliyorlar.

Tabi PKK’ye sorulsa “Biz onları kullanıyoruz!” diyecekler. 40 yıldır söyledikleri gibi.

40 yıldır Antiemperyalist sloganlarla Kürd Halkına güzellemeler yapan PKK, ne ilginçtir ki tamamıyla Emperyalist ülkelerin yardımlarıyla (Geçici de olsa) hâkim olduğu topraklarda yine bu ülkelerin öngördüğü eğitim müfredatını uygulamaya koymuş ve onların istediği nesli yetiştirmek için kolları sıvamıştır.

Siyonistler için bundan iyisi Şam’da kayısı!

Ortadoğu’nun göbeğinde köklerinden koparılmış ve İslami değerlere savaş açmış böylesi bir örgütsel yapının uluslararası arenada tanınması ve ileriki süreçte devletleşmesi için elinden geleni yapacaktır elbette.

Tabii PKK de bu kullanılmışlığı Kürd Halkına bir başarı olarak sunmaya devam edecektir.

İlginçtir; PKK’nin belki de tek başarısı Kürd Halkını kandırabilme becerisidir.

-İdeolojiler Devri Kapandı İse Bu Tantana Niye?

İdeolojilerdeki kırılma ve sorgulama ilkin 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla başlamıştı.

Özellikle sol tendandslı ideolojik örgütler ve yapılanmalar yeni güne aniden “Varoluşsal bir sorunun” merkezinde uyandılar.

Ardından yaşanan İnternet Devrimi ve İletişim teknolojilerinin meydana getirdiği olağandışı yeni sosyolojide, ideolojiler yeni nesle bir şey anlatmakta güçlük çeker oldular.

“Özgürlük, demokrasi, bağımsızlık, eşitlik…gibi kavramlar artık Z Kuşağı için çok mana ifade etmiyor.

Çünkü bahsi geçen kavramları sosyal medya platformlarında doyasıya(!) yaşama imkânı buluyorlar.

Madem İdeolojiler devri bitiyor, gençliği arkasında sürükleyen ideolojik yapılanmalar (Solcular, Ulusalcılar, Kemalistler…) hala neyin peşindeler?

Asıl hedefleri kendi hegemonyalarını sürdürmek olarak anlatılabilecek bu çabanın tamamen “ÇIKAR MÜCADELESİ” olduğu rahatlıkla görülebiliyor.