• DOLAR 8.687
  • EURO 10.379
  • ALTIN 497.775
  • ...

Kadınlar Günü, komünist ve sosyalistlerin ezilmişlik ve hak vurgusu üzerinden kurguladığı bir gün olsa da kapitalistlere verilmiş bir pastır. Kapitalizm, ‘kadınlar, babalar, sevgililer, öğretmenler vb. günler’ üzerinden akla hayale gelmedik paralar kazanır. Yılın her gününe yayılması, dağıtılması gereken bir hürmet, sevgi, ilgi gösterme ve değer verme yozlaşan değerler ve aşınan insanlık için bir güne sığdırılmış. Maalesef o gün de ‘hürmet, sevgi, saygı, ilgi gösterme ve değer verme’ insani doğallık içinde ilerlemiyor. Dostlar alış verişte görsün mecburiyeti bağlamında ‘sahte, yapmacık, anlık, israf ve yanıltma’ içinde ilerliyor.

Ömrün tamamında, yılın bütününde anne makamında, bacı kıymetinde, eş hoşluğunda, evlat güzelliğinde kadını gör/e/meyenler, kadına değer vermeyenler, kadının kıymetini bilmeyenler 8 Mart’la ve Mayıs’ın ikinci pazarıyla dolmuşa biniyor ve bindiriyorlar. Sanki dünya sadece o günlerde kadınlar için dönüyor, algısı oluşturuluyor. Oysa kadın, güneşin üzerine doğduğu her gün kadındır ve kadınlık onuruyla vardır, olmalıdır. Bugünlerde de kadının bir insan, anne, bacı, eş ve evlat olarak yaşadığı sorunlar masaya yatırılmıyor. ‘Kadını yuvasından nasıl koparabiliriz, sokağa nasıl salabiliriz, erkeğine karşı nasıl düşmanlaştırabiliriz, namus/iffet algısını nasıl yıkabiliriz, ailesiz bir bağlama dâhil edebiliriz?’ hesabı üzerinden gün ve hafta yürütülüp götürülüyor.

İslam, namus ve gelenek düşmanı bir gazetede üç gün önce kadın(!) cinsinden biri ‘Baba evini derhal terk edin kızlar!’ başlıklı bir yazı döşemiş. Yazının satır aralarında evler bir zindan, eşler birer canavar, değerler birer pranga, sokaklar güvenli birer liman, beden isteyene bir sipariş, namus bir kapan gibi gösterilmiş. Bu ve benzeri yazılar, diziler, sosyal medya hesapları ve platformlar, kurum ve kuruluşlar, sloganlar ne niyetle olursa olsun ‘iffetsizliğin, kadını evine ve erkeğine düşman etmenin, aileyi mahvetmenin, kadını kapitalist sermaye ve şehvet baronlarına açık hale getirmenin’ sinsi, hesaplı ve göstere göstere atılmış adımlarıdır.

Hakikat, fıtrat ve İslam insanı ‘en özel ve şerefli’ bir varlık olarak tanımlarken kadın da bu ‘özel’lik içinde bir anne, bir mürebbi veya başarılı her erkeğin arkasındaki etki olarak erkeğin önüne geçer. Bizim dünyamızda ve inancımızda;

Kadın; bir annedir, haladır, teyzedir ve kız kardeştir.

Kadın; eşinin desteği, tamamlayıcısı, yoldaşı ve sırdaşıdır.

Kadın, evladı için cana can katandır.

Kadın; yarınların toplumunu imar eden Hüseyin ve Mus’abları eğiten, yetiştirendir.

Kadın, Peygamber aleyhi selamın pratiği ve örnekliğiyle diri diri toprağa gömülmekten, cenin olarak katledilmekten, çöplere ve hastane köşelerine atılmaktan, hor görülmekten, ezilmekten, şiddete maruz kalmaktan ve ikincil plana düşmekten/düşürülmekten kurtarılandır.

Kadın, kız çocuğuysa babası için cennet müjdesi; evladı için ayağı altına cennet serilen, erkeği için en hayırlı olma miyarıdır.

‘Kadın, aile, özgürlük, şiddete hayır!’ diyen kim olursa olsun vahiyden nasibini almalıdır. Çünkü İslam’ın kadına, erkeğe, çocuğa, engelliye, farklı dil ve ırkta olana verdiği değer ve önemi hiçbir düşünce ve ideoloji vermedi, veremez. Vahiyden nasibini almayan hiçbir sistem, yasa, kurum ve kişinin ‘aldatıcı sözler, yanıltıcı cümleler, süslü ama içi boş vaatler’ dışında ne erkeğe ne de kadına verebileceği hiçbir kıymet ve mutluluk yoktur. 

Bugün kadın hakları diye çığırtan Feministler, gerçekten İslam’ın kadına verdiği asıl, gerçek değeri bilseler, anlasalar kadın olma adına kendini suçlayıp paralayacak; bu payeye bir an önce erişmemiş olmanın pişmanlığıyla kendini perişan edecekler.