• DOLAR 8.874
  • EURO 10.48
  • ALTIN 499.049
  • ...

12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 41 yıl geçmesine rağmen toplumda bıraktığı derin iz, travma ve zulümlerin yansımaları devam ediyor.  O karanlık dönemde yaşananların ülkeye ve halka faturası çok ağır oldu. 12 Eylül’ün en büyük tahribatı bıraktığı 1982 Anayasası’nın halen yürürlükte olmasıdır. Defalarca değişmesine ve yamalı bohçaya dönmesine rağmen maalesef halen 12 Eylül Anayasası ve ‘12 Eylül ruhu’ anayasa ve mevzuatta hâkim durumdadır.  

Darbeden sonra idam cezası verilen 517 kişiden 50’si idam edildi. Önce bir solcu, ardından bir sağcı asılarak sözde dengeyi gözettiklerini söyleyen darbeciler, idam cezası alan 17 yaşındaki Erdal Eren'i de yaşını büyüterek (!) idam etti. Darbenin baş aktörü Kenan Evren’in kullandığı, "Asmayalım da besleyelim mi?" ifadesi, tarihe bir utanç vesikası ve darbecilerin karanlık yüzünün aynası olmuştu.

12 Eylül, CIA destekli devletin içindeki illegal organizasyonlar tarafından gerçekleştirildi. Provokatif eylemler ve faili meçhul cinayetlerle 12 Eylül darbesine zemin hazırlandı. Darbeye ilişkin dönemin CIA Türkiye Şefi olan Paul Henze’nin 12 Eylül darbesini, ABD Başkanı Jimmy Carter'a "Bizim çocuklar başardı" sözleriyle ilettiğini unutmayalım. 

ABD’nin çocukları darbeci generaller ile ilgili 2010 Anayasa Referandumu ile birlikte dokunulmazlıkları kaldırılıp yargılama başlatıldı. Ne var ki, askeri cunta yönetiminin o zaman hayatta kalan üyeleri, Kenan Evren, Nejat Tümer ve Tahsin Şahinkaya hakkında başlatılan yargılama sulandırıldı. Nejat Tümer 30 Mayıs 2011'de, darbenin baş mimarı Kenan Evren 5 Mayıs 2015’te Tahsin Şahinkaya ise 9 Temmuz 2015’te öldü. Haklarında müebbet hapis ve rütbelerin sökülmesi cezası verilmesine rağmen, Yargıtay aşamasında Evren ve Şahinkaya da ölünce dosyalar düşürüldü. Zamanında hüküm verilmeyip dosya derin güçler tarafından sulandırıldığı için bir sonuç alınamadı.

12 Eylül ile zamanında etkin bir şekilde hesaplaşma yapılsaydı; ne 28 Şubat, ne 27 Nisan, ne de 15 Temmuz gibi ihanetler yaşanmayacaktı. Bu anlamda olumlu adımlar da atılmıyor değil. 12 Eylül’e yaklaşılan günlerde aralarında 28 Şubat’ın baş aktörlerinden olan emekli generaller Çevik Bir ve Çetin Doğan’ın da aralarında bulunduğu 14 emekli generalin cezaları kesinleşince cezaevine konuldular ve rütbeleri söküldü. Şimdi darbe heveslisi kesimlerin artıkları adli tıp üzerinden rapor alarak onları cezaevinden kurtarmanın plan ve tezgâhını işletmeye başladılar.

12 Eylül 1980 darbesi ve diğer darbeler öncesinde yaşanan olayların iyice irdelenip incelenmesi gerekir. Bu yapıldığında kirli ilişkiler, bizlere gösterilen olayların aslında öyle olmadığını, darbeler için nasıl zemin hazırlandığını, toplumun nasıl kandırıldığını, "derin güçlerin" alçak ve kanlı planlarını göreceğiz. Sabah sağcıyı vuran silahın öğleden sonra solcuyu vurduğunu göreceğiz. Müslüman olan toplumumuzu "şucu, bucu" diye bölen güçlerin dost olmadığını ve kim olursa olsun Müslüman toplumlarda kardeşkanı dökmek isteyenlerin asla bizlere dost olmadıklarını hep birlikte göreceğiz. Bizleri birbirine kırdıranların aslında düşmanımız olan güçlerin piyonu olduğunu, bu oyunlarla asıl amaçlarının bizleri, tek kurtuluşumuz olan İslam'dan uzaklaştırmak olduğunu idrak edeceğiz. Bu oyun ve hilelere dikkat edelim. Yoksa çürük binalarda oturmaya ve yaşamaya devam edersek, bir gün o binaların yıkıntısı altında kalmaktan ve o günaha ortak olmaktan kurtulamayacağız.

Selam ve dua ile…