• DOLAR 7.558
  • EURO 8.983
  • ALTIN 474.05
  • ...

Beyrut'taki patlama içimizi yaktı.

Ah, mazlum coğrafyamızın Beyrut'u!..

Hemen herkesin göz koyduğu..

Cibran'ın "Peşinden koşulan kız"a benzettiği güzel ve de pek şirin belde..

Nasıl göz koymasınlar ki!

Tam merkezde bir yerde..

Hemen kuzeyinde Avrupa var.

Güneyde Arap coğrafyası..

Doğusu Asya..

Batısı Afrika..

Sâkin, kendi halinde bırakırlar mı hiç!

Hâlbuki, o küçücük coğrafyasıyla, onlarca etnik, dinî, mezhebî farklılıkları barındırır, normal haliyle.

Zaten anayasal olarak da on sekiz ayrı etnik, dinî ve mezhebî yapı kabul edilmiştir.

Lâkin işte tam da bu zenginliği, maalesef, zaafa dönüştürüp istismar edebiliyorlar.

Doğrusu, yaşanan patlama, önceden tasarlanmış bu tarz bir plan sonucunda mı oldu, henüz bilmiyoruz.

Lakin, ne olursa olsun, en masum senaryo dahi yine aynı sebebe dayanacaktır.

Zaten pek bir istikrarın olmadığı Lübnan'ı, otuz yıl önceki gibi, sürekli bir istikrarsızlığa sevk edebilecek bir potansiyele sahip olan bu patlamanın ekonomik de, altından kalkamayacak çok ciddi olumsuz sonuçları olacaktır, maalesef.

Zira söz konusu olan, Lübnan'ın can damarı mesabesindeki Beyrut Limanı..

Bu bağlamda sadece Lübnan'la sınırlı kalmayacak, mesela en yakınından Suriye için de, yeni yönetimi de belirleyecek gayet ciddi ekonomik tesirleri olacağı değerlendirilebilir.

Doğal zanlı Amerika ve israil'in yanına, gel de Rusya'yı ve dahi Çin'i de ekleme!

Kuzeyinde Türkiye'nin, güneyinde de İran'ın etkisinden yakınanların çok değil, henüz bir sene öncelerde bizzat Başbakanını alıkoyabildiği bu yetim belde için şer gibi görünen patlamayı Allah'ın hayra tebdil etmeye elbette Kadir olduğunu da unutmamalı..

Türkiye, Pakistan, İran, Malezya, Katar gibi ülkelerin destek ve yardım elini uzattığını ve dünya kamuoyunun vicdanını titrettiğinden, ekonomik boykotu bir nebze dahi olsa aşabilme ihtimali olduğunu düşündüğünüzde, neden olmasın, diyorsunuz.

Lâkin samimi olmak ve dahi acele etmek şartıyla..

Fransa'nın, bizzat Macron'u göndererek herkesten önce davranması, umarım sadece seyretmekle yetinilmez.

Ya da Cibran'ın şiirindeki şu tehdidi yaşamak işten bile olmaz:

"Lübnan ölürse, siz de onunla ölmeyecek misiniz?!

Onu katledenlerin tümü öldürülmedi mi?!"