• DOLAR 16.31
  • EURO 17.407
  • ALTIN 967.397
  • ...

Hamd âlemlerin Rabbine, salat ve selam da O’nun pak Rasulüne olsun.

“Dikkatinizi çekti mi?” demeyeceğim zira tüm gerçekliğiyle gözler önünde duran bir hakikat var: Aile kurumunun çöküyor olması. Toplumun tüm kesimini pençesine alan bir aile canavarı var sanki. Şahıslar evlendikten sonra bu canavar birden büyüyor ve aileyi zehirli bir sarmaşık gibi sarıyor.

Öyle bir hale geldi ki toplum, mutlu aile gördüğümüzde şaşırıyoruz. Daha evlenmeden önce başlıyor mal paylaşımı. Kızlar meslek sahibi olurken “İlerde eşimden ayrılırsam bana yetecek bir işim olsun.” diye bakıyorlar olaya. Yahu hele bir evlen, ayrılması kolay zaten, o çocuk oyuncağı.

Geçmişte koca dayağı yiyip sesini çıkarmayan ninelerimiz vardı. Aileler bir şekilde ayakta duruyordu. Şimdi ilk fırsatta olayı mahkemeye taşıyan kadınlarımız var ancak boşanmaya rağmen sorunlar bitmiyor. Zira nafaka zulmü var, onuru incinen kocanın intikam arayışları var, boşanan kadının, çocukları kullanarak eski eşine karşı giriştiği maddi ve soğuk savaş var.

Ancak bütün bunların dışında bir gerçek var ki, kadınlarımız eşlerine zulmediyorlar. Devletin kadın politikaları kadınları iyice erkekleştirdi. Birçok ailede karı koca ev arkadaşı gibi yaşıyor. Sabah işbaşı yapılıyor. Akşam eve geliniyor. Evi temizlikçi temizliyor. Yemek dışardan geliyor. Tüm bunlara imkânı olmayan evlerde “Şu işi sen yap.” kavgası yaşanıyor. Kadın çalışmıyor olsa bile.

Geçen bir yerde sordular. “Kadın bebeğini emzirmek istemese eşi sütanne tutmalıymış, doğru mu?” Dedim ki: “Doğruysa da insan çocuğu için kim olduğunu bilmediği, helalle mi haramla mı beslendiğinden emin olmadığı birinin sütünü çocuğuna nasıl içirir ki?”

“Yemeği ben yapayım bulaşığı sen yıka! Çocuğun yemeğini ben yedireyim, altını sen değiştir.” Hayır, zaten evdesin yani. Bizim babalarımız akşam eve gelir, yemeğini yer, çayını içerdi. Televizyon seyrederken uyuyakalırdı. Karınlarında sanki sensor vardı, kumandayı alınca uyanırlardı. Babalarımız işe gittikleri gün evde iş yapmazlardı ama mutluyduk.

Annelerimiz baba evine gitmeye çekinirdi. Elle tutulur bir sorun olmazsa, aile büyükleri de kayıtsız kalırdı. “Bundan kavga mı çıkar?” lafını duymamak için sorunlar çoğunlukla aile içinde çözülüverirdi. Şimdi ise en ufak şeyde kadınlar ya ailelerine ya da arkadaşlarına gidiyor, eşlerini mahcup kendilerini de rezil ediyorlar.

Dünya üç gündür. Bu üç günde bizim yaşadığımız ise ‘bugün’dür. Erkekleşen kadınlar ve kadınlaşan erkekler olmaktan Allah’a sığınalım. Birbirimize anlayış gösterelim. Çocuklarımıza, çocukluklarına dair acı değil tatlı anılar bırakalım. Vesselam.